Kitaplar

Yazmış olduğum yazılardan derlenen kitapları ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Paylaşım ve alıntılar için referans kaynak olarak göstermenizi rica ederim.

Yaşam Gördüğünün Ötesinde – Melike Belkıs Doğar

yayın formatı: epub, pdf

kategori: kişisel gelişim; yaşam ve insan üzerine kısa öyküler

.

“İlk farkındalık

Yaşam

Yolun ortasında duruyorum, burası son mu yoksa başlangıç mı?…

Karanlıkta kalırsa insan, zihin hemen “dur” der, “sakın kıpırdama, görmeden ilerleyemezsin.” Sonra insan bekler, belki gözleri karanlığa alışır biraz, biraz alışsa zaten el yordamıyla bulunamaz mı çıkış yolu? Sağa sola çarpar bedenini, kendini acıtır, acıttıkça öfkelenir. Sonra zaman geçer ve ümidi azalır, ama azalsa bile yok olmaz, belki de şimdi biri gelecek ve ışık getirecektir…

İnsan ne kadar bekleyebilir?…

Sonra içine döner, karanlıkta -yapacak daha iyi bir şey yoktur zaten-. Kendi kendiyle konuşur, soran kimdir yanıt veren kim, bilemez, ikisi de kendisi olsa gerek, “ben” diye düşünür. Aklında tek bir şey vardır, ışık gelinceye kadar oyalanmak, kendini oyalamak ve sakin kalmak. Oysa içi hiç de sakin değildir.

Zihin ise tuhaftır, kendi kendine kalınca türlü hikâyeler çıkarır ortaya. Unutulmuş anılar, gelecek planları… Zihnin ellerine bıraktığında, insan için beklemek bir kâbus da olabilir bir heves de…

Zihin tuhaftır, kendi kendine kalınca, yalnızlığı kadar gevezeleşir, belki de yanıttan çok soru üretir…

Karanlıkta kaldığım gün beklerken başladım kendi kendimle konuşmaya. İçimde bir özlem vardı. Işığı arzuladım. Ve geri dönmeyi. Döneceğim yer başlangıç mıydı yoksa son mu bilemedim.

Kelimeler çoğaldı, sorular çoğaldı. Hiç mi yanıt yoktu? Belki de sorular yanıttı ve yanıt zannettiklerimiz sadece birer öyküydü.

Karanlıkta onlarca öykü döküldü zihnimden. Güldüm. Kendime “öykücü” dedim, “seni dinleyen başka biri yok burada!

Sonra, kelimeler özledi ve okunmak istedi, kavuşmak ve bilinmek arzusuyla bu kez onlar beklemeye başladı…

Işığı.

Görmesem bile biliyorum” dedim “gelecek orada, o gelecek ki hem başlangıç hem de son, hem var oluş hem de yok oluş.

Ve biliyorum ki, ‘yaşam’ gördüğümün ötesinde.

20-11-2011, İstanbul”

İnsan Bedenin Ötesinde – Melike Belkıs Doğar

yayın formatı: epub, pdf

kategori: kişisel gelişim; yaşam ve insan üzerine kısa öyküler

.

“İkinci farkındalık

İnsan

Yedi yıl aradan sonra konuşmaya başlayan….

Kendimi tekrar duyabilmem için kapanmam,

içe dönmem gerekliymiş.

Yolculuk hep devam etse de, farkındalıkla alınan yol

yepyeni bambaşka bir yaşam sunar insana.

İlk farkındalık ‘yaşam’ üzerine oldu.

İkinci farkındalık ise ‘insan’ üzerine…

İkisini birbirinden ayırmak mümkün değil,

yine de her birinin öyküsü ayrıdır…

Her öykü ayrı birer kitap gibi ayırarak anlatır,

Her öykünün sonunda yaşanan ayırım biter,

hepsi tek bir kitaba toplanır.

Bu, benim öyküm” dedi yaşam,

Bu, benim öyküm” dedi insan,

Gülümsedim sevgiyle, “Bu” dedim, “Ben’im öyküm”…

İnsan, en güzel yaratılan,

İnsan, baştacı iken aşağıların aşağısına atılan,

İnsan, bu yaşam senin için, hepsi senin için varolan,

İnsan, kaybolmuş cevher, en kıymetli mücevher,

İnsan, bütün bu kelimeler fark etmen için…

Sorma nedir diye…. Tek bir cümle doğuyor içimden:

Kendin için yaşamak…”

19-09-2024, İstanbul”

Yeni Bir Yaşam – Melike Belkıs Doğar

yayın formatı: epub, pdf

kategori: kişisel gelişim; yaşam ve insan üzerine şiirler/doğuşlar

.

“zihnin ve düşüncelerin durduğu bir yerde,

zihnin sınırlarının ötesinde var olan bir âleme…

ulaşabilirse insan

izin verirse içinde olanın dışına akmasına

kendisi ile tanışma cesaretini gösterebilirse

her şeye rağmen her şeyle birlikte

yaşama kulak verebilirse

dinleyebilirse kalbiyle

anlayabilir insan

kendini ve içinde dile gelmek için bekleyeni

her sabah doğan güneş gibi

her bir doğuş aydınlatır içimi…

02-09-2024, İstanbul”

Kendime Mektup – Melike Belkıs Doğar

yayın formatı: epub, pdf

kategori: kişisel gelişim; varoluş, yaşam ve insan üzerine içsel keşif, mistik bilim makaleler

.

“Varoluş

1999 yılının kadir gecesinde bir rüya gördüm… O kadar etkilenmiştim ki not almak istedim: “Hayatımda ilk defa babamı rüyamda gördüm…” diye yazmıştım… Sonra rüyalarımı yazmaya devam ettim… Beş yıl kadar yazdıktan sonra başladığım gibi bıraktım…

Gittikçe ilginçleşen rüyalar beni bir yandan da araştırmaya sevk ediyordu. Aslında rüya yorumuna aşinaydım, annemin hep yanında tuttuğu bir kitabı vardı, sabah ona anlatırdım, acaba ne anlama geliyor diye üzerine konuşurduk. Şimdi düşünüyorum da, bizim için sohbet aracıymış rüyalar, belki de konuşamadığımız şeyleri paylaşmak için kullandığımız bir araç…

Üniversite yıllarımda sembollere merak duymaya başlamıştım. Bir süre sonra, birilerinin yazdığı bir kitabı kenara koyup, rüyalarımdaki sembolleri kendim anlamlandırmaya çalıştım… Bahsettiğim rüyayı da –kendimce– yorumladım…

Okuduğum üniversitenin bahçe kapısına doğru çıkan yolda, ağaçların ve muhteşem bir deniz manzarasının eşliğinde yukarı doğru yürüyordum. Hafif bir yağmur yağmış yerler biraz ıslak, ayakkabılarım çamur olmasın diye dikkatliyim… Bu yolun manzarası o kadar güzeldir ki, dinlenip zevk edilebilsin diye ara durakları vardır. Dikkatimi böyle bir noktada duran beyaz saçlı bir adam çekti, yanına doğru gitme ihtiyacı hissettim… Beni güleryüzle karşılayan bu beyefendi, bir şey göstereceğini söyledi. Birlikte iki taş basamak çıktık. Yeşilliklerin arasında taşa kazınmış bazı geometrik işaretleri göstererek, “Bana bunlar iki mektupla açıklandı” dedi, “şimdi ben de sana anlatacağım…”

Bu rüya, yaşamımı değiştiren, beni bugüne getiren yepyeni bir yolun başlangıcı oldu.

Sembolleri, geometrici ve mimar olanı, mektup göndereni, gönderilen mektupları, okunan ve yazılan kitapları, yaşamı, kendimi keşfetmek üzere ilerlediğim bir yol…

Yol boyunca onca şey öğrenmeme rağmen, şifreyi çözen anahtarın verilmesi vakit aldı. “Hepsi sensin, bir de böyle yorumla” sözleri hep gözlerimin önündekini en sonunda görebilmemi sağladı.

Musa’nın taş levhalarına yazılanlar gibi değişmezdir bu varoluşun düzeni. Ve insan, Musa gibidir, Rabbine seslendiğinde “Rabbim, göster kendini, bakayım sana!” dediğinde, levhaları yazanın “Beni, asla göremezsin” diye yanıtladığı.

Ne zaman ki kendini görür insan, iki mektubu tek bir mektup yapar, varoluş kendine açılan kapının anahtarını sunar ellerine, şimdi zahmetsizce.

Kendime Mektup, aslında kendime yazdığım tek bir mektup. Yaşamın güzelliğini seyrederken gizemine eşlik ettiren ve belki de, annemle aramızdaki gibi, yaşamla aramızda bir sohbet aracı…

hiç konuşamadığımız şeyleri paylaşmak için…

30-09-2024, İstanbul”

Leave a comment