Winter Rose

In the winter garden

A cone has bloomed to the sun

As if the spring rose…

*

Kış bahçesinde

Güneşe açmış bir kozalak

Sanki bahar gülü…

mânâdan maddeye

mânâ’dan madde’ye

bilinmez bir yolculukta insan

.

her ân mânâ’dan madde’ye

dönüşür yaşam

.

bütün niyetler, istekler

kimi senin, kimi özendiklerin

.

mânâ’dan madde’ye

bir bir deneyimlediklerin

.

.

merkez’de sessizlik’te

bak gönlüne

.

gerçekten sen’in olan

sen’i orda beklemekte

.

mânâ’dan madde’ye

hepsi sen’in içinde

.

.

karıştırma artık su’yu

çöksün dibine tortusu

.

en latif, en güzeli

gönlünden doğup yükselen

.

mânâ’dan madde’ye

senin fark etmeni beklemekte

.

.

.

hepimize yaşamımızın cennet bahçesine dönüştüğü, gönlümüzün tüm güzelliklerini gerçekleştirdiğimiz güzel bir yıl dilerim, sevgilerimle ✨💖🍀🌹

İnsan Olan Anlar…

Sabah kalktığımda bahçedeki gül parçalanmıştı…

Gül ile aynı bahçeyi paylaşan köpeğimiz, geçirdiği bir buhranla, içinde biriken enerjiye odak olarak onu seçmiş…

İsteyerek -ama istemeden…

*

“İnsan olan laftan anlar” derler.

Birkaç gündür bu konuyu kendisiyle konuşmuştuk aslında,

Tabii insan olan laftan anlar, benim sözlerim kim bilir ne ifade etti onun kulaklarında…

*

İnsan olmanın kıymetini unutuyoruz…

*

Bu dönemde çok popüler, ben de denk geliyorum, insanların hayvanlarla ilişkilerini gösteren kısa videolar, çoğu kedilerle köpeklerin insan âlemine uyumunu ya da uyumsuzluğunu gösteriyor.

Vahşi hayvan âleminden, evcilleşerek mertebe mertebe insana yaklaşanların en yakını, artık evin içine girmeyi başarmış olan kediler ve köpekler…

Beklentimiz ne olmalı? İki farklı âlemin buluşma noktasında kim kime uyum sağlamalı?…

Videolardan birinde, çiftlik hayvanlarının bakımını anlatan bir genç kız vardı. Anlatımı esnasında merakla telefona yaklaşan bir devekuşuna sesleniyor, “Emmanuel, sakın yapma!” diyerek uyarıyor, devekuşu ise hiç oralı değil, ikinci uyarı cümlesi daha sert, “Emmanuel, akıllı seçimler yap!” uyarı cümlelerini ne kadar tekrarlasa da karşındaki varlıkta bir değişim olmadığını görünce çaresiz ve öfkeli bir tonla, “Emmanuel, burada insanları eğitmeye çalışıyorum, yapma!” diyor en sonunda. Oysa izleyenler için olay komik, bir yorum “Şahsen yapmasını tercih ederim” demiş…

Kim kimi eğitiyor diye düşünmeden edemedim…

Bir başka video, dünyanın en zeki hayvanlarından biri olarak bir papağanı gösteriyor, yirmi yıl boyunca araştırma amaçlı eğitilmiş ve gösterdiği gelişim sonucunda kendini ifade etmeyi başarabilmiş bir kuş. Hatta o kadar ileri gitmiş ki, bir noktada kendi rengini sormuş, bu tür bir farkındalık için ‘olağanüstü’ deniyor. İnsan için o kadar olağanüstü bir farkındalık ki, sıkıca kapalı bir kapının aralanması gibi… Ölmeden önce sahibine son sözleri “Seni seviyorum, kendine dikkat et…”

İnsana bu kadar yakın, sevgiyle…

*

İnsan olan anlar…

İnsan olmak,

Laf’tan anlamak,

Hal’den anlamak…

*

Videoda insanları eğitmeye çalışan genç kız gibi, bizler de yaşam boyu dışımızdakileri eğitmeye çalışırız. Kendi eğitim sürecimizi okul hayatı ile hızlıca noktalar, gözlerimizi dışarıya çevirir, çocuklarımızı, ailemizi, iş arkadaşlarımızı, komşularımızı, yakınımızdaki tanıdıkları, marketteki kasiyeri, kuyruktaki delikanlıyı, trafikteki şöförü, yoldaki yayayı, kime denk gelirsek elimizden geldiğince -kendimize göre- eğitmeye çalışırız.

Oysa, yaşam her an bizi eğitmek üzere şekillenir, bir türlü fark etmeyiz…

*

Yaşamın sizi eğitmesine izin verin.

*

Sabah şahit olduğum olaya bakıp sordum kendime, ben bu olayın dışında mıydım diye?

Gül ağacı yirmi yaşındaydı ama hâlâ toprağa dikilmemişti. Köklenmesine ve güçlenmesine izin verilmemişti.

Köpek bir süredir huzursuz, hırçındı, bir derdi vardı ama anlatamamıştı.

Konuşabildiğimiz tek dil sevginin diliydi.

İki âlemi birbirine yakınlaştıran tek nokta sevgiydi.

Yine de o bile bir yere kadardı, bir yere kadar bizi getirip sonra bırakıyordu… Sevgi anlayışı açan kapının anahtarıydı.

*

Yaşam emek ister.

Yaşam dikkat ister.

Yaşam sevgi ister.

Yaşam anlayış ister.

*

Yaşamda en zor yetişen varlık insan.

Kendini bulmasına izin vermek gerek, izin verirken elinden tutmak gerek,

Özgürlüğünü ve bireyselliğini bulması beklenirken sabırla yaşamı okumayı öğrenmesi gerek.

Yoksa bazen yan sokakta havlayan köpeğe tepkiyle gülü parçalayan, parçalarken de kendini yaralayan köpek misali hırpalanır,

Bazen de gül gibi ne suçum vardı diye üzülür insan.

*

Sahiplendiği kediyi ‘sırnaşık’ diyerek geri vereni suçlayana sorsak,

Belki o kedi de biraz mesafe ihtiyacını anlamadı.

Sahiplendikleri köpeği ‘bakamıyoruz’ diyerek iade eden itfaiye birimine “Koca itfaiye bir köpeğe bakamadı!” diye isyan edene sorsak,

Belki o köpek de itfaiyeci olmayı anlamadı.

Yaşamın düğümleri anlayış olmadan çözülemiyor.

Her varlığın kendi varoluş sınırları var.

Dokunacak kadar yakınlaşsak bile dışarıda bir olamıyoruz.

Birlik sadece insanın içinde gerçekleşiyor…

*

Bir tek insan olan laf’tan anlar.

Bir tek insan olan hal’den anlar.

Bir tek insan olan sevginin anahtarıyla açtığı kapıdan anlayışla bakar.

Bu kadar kıymetli insan olmak.

*

Hal’den anlamayan sözde insan, içindeki hayvansal dürtülerle bazen o kedi kadar sırnaşık, bazen o köpek kadar zaptedilmez, bazen hırçın, bazen kavgacı…

“Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma” sözü kadar basittir yaşam, bu kadar kolay ve bu kadar zordur yaşamayı öğrenmek.

*

Dal gibidir insan, tohumdan büyür,

Bir ucu köklerde bir ucu çiçeklerde iki âlemi bağlar insan.

Bahçedeki gül ağacını ben kendi ellerimle dikmiştim, nasıl olduysa fark etmeden baş aşağı ekilen dal, toprağı hangi yönde bulduysa köklerini oraya, başını ise ters yöne uzatmış, bir ara gövdesinde hem aşağı büyümüş hem de yukarı büyüyen yapraklarla yaşamıştı.

Dünyasının ters yüz olduğunu anladığında yönü de belli oldu.

Dal gibidir insan.

Niyeti ne yöndeyse o yöne büyür insan.

Ayağını nereye basarsa oraya köklenir insan.

Güneşi nerede parlarsa orada çiçek açar insan.

Dünyası terz yüz olsa da yaşamda dimdik durabilir insan.

*

Bu âleme insan olmaya geldik.

Öyleyse, yaşamın bizi eğitmesine izin verelim.

Çünkü bir tek, insan anlar…

*

27/12/2022, İnsan Bedenin Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar

kayboldum

kayb’oldum

.

.

.

kayb’ın

içinden

doğdum

.

.

ne zam’an

ne mek’an

.

kim bilir

hangi an’da

var’oldum

.

.

.

‘bu sen’sin’

dediler

.

baktım ki

kendime

bile

yabancı’oldum

.

.

.

öyle bir

yabancı ki

kendimden kendime

yalancı’oldum

.

.

.

aradım

.

kayb’ın içinde

derinde

derinde

bir garip

unutk’anlık

denizinde

.

kar’anlık

dehlizlerde

ışığın

peşinde

.

kayb’oldum

.

.

.

seslendim

.

‘yoruldum

gel bul ben’i

kaldır tüm

perdeleri

göster

tanımadığım

yüzünü’

.

.

.

bekledim

.

.

.

gece ard’ı gündüz

gündüz ard’ı gece

.

sessizce

.

.

.

bekledim

emin’dim

.

‘bu ben’im’

dediğin an

.

geldiğinde

.

kayb’ın

içinden

yeniden

doğdum

.

.

.

hatırladım

iş’te

.

o muhteşem

güzelliği yaşay’an

.

.

‘bu ben’im’

.

.

.

yaşayan suyun kaynağı

yaşayan su’yun

kaynağı’na

bağlıdır

insan

.

kaynaktan

gelen su

yaşam’dır

tüm var’oluşu

oluşturan

.

kaynaktan

gelen su

bilgi’dir

insana

yaşamı

anlatan

.

.

her yudumu

bünyesinde

toplayan

kutsal kase’dir

yaşam’da

insan

.

bir tek

insan

oku’yabilir

yaşam’ı

kase’sinde

sunulanı

.

yine de

kase’si temiz olan

görebilir ancak

su’yun berraklığını

.

.

kum saati

gibidir

yaşam

.

kaynaktan gelen

döner

tekrar kaynağa

.

yaşayan su’yun

kaynağı’na

bağlıdır

insan

.

yaşam’ı

tüm renkleriyle

içine alan

can’landıran

sevgi’dir

aradaki bağlantıyı

açık tutan

.

.

.

öyleyse

için kana kana

nerde bulduysanız

ferahlatan o su’yu

.

her biriniz

doldursun

kase’sini

.

evinize her gelene

sunun kase’nizdeki

temiz berrak su’yu

.

açık tutun

yaşam’ın

tüm kanallarını

aksın coşkunca

.

hatırlayın

aradığınız

huzur ve saadet

yaşayan su’yun

kaynağının

hemen yanı başında

.

.

uzakta değil

yaşayan su’yun

kaynağı’dır

insan

.

.

.

başladıysa doğumu

başladıysa doğumu

yeni bir yaşamın

geri çevrilebilir mi

itici güç

.

her bir azası ve kuvâsıyla

bütün olanın

ayrılabilir mi

parçaları

.

.

sayısız hattın oluşturduğu

sathın içinde var olan

gücünü bütünün

birliğinden alan

.

.

döngünün yeknesaklığı

yaratır

doğumun ivmesini

.

o kritik an’da çevirir

düzü terse

içi dışa

.

baş aşağı doğar insan

zannedersin

oysa

içini dışa

tersini düze çevirmeye

gelmiştir

yaşama

.

güneşin doğuşu kadar

aydınlıktır

her yeni doğan

.

ışığıyla

yaşamı aydınlatan

ins’an

.

.

.

gözbebeğinde gizliydi

gökyüzünde aradı

yıldızlarda, güneşte

görüp de gidemediği

gezegenlerde

.

yeryüzünde aradı

sularda, taşlarda

bitkilerde, hayvanlarda

ateşin gizeminde

.

bedeninde aradı

avucundaki çizgilerde

saçlarında, kemiklerinde

kalbinde, kanında

aradı insan cevapları

.

.

.

yaşam gizemliydi

sırlarıyla güzeldi

cevapları bulsa da

sorular tükenmezdi

ne kadar derine girse

ne kadar uzağa gitse

erişilmez bilinmezdi

.

.

.

her yere baktı insan

tek bir yer gelmedi aklına

belki de korktuğundan

bakamadı kendine

gözlerinin içine

.

.

oysa

.

gözbebeğinde gizliydi

gaybın dipsiz kuyusu

gözlerini nereye çevirse

kuyudan çıkardığı su gibi

yaşam akardı önünde

.

açıp baksa gözlerinin içine

bulabilir miydi kuyunun kaynağını

o karanlık delik ki

içinde ışık bulunmaz

yine de her yeri aydınlatır

.

güneş

karanlığın içinde

bütün âlemler

gözbebeğinin içinde

bir kapanır bir açılır

birbirine bağlanır

.

.

yaşam sırlarıyla güzel

kuyu sonsuz derinlikte

yudum yudum sunar

berrak suyunu

susamış her yolcuya

.

.

.