
Behind the fog
All is hidden to the eye
Joy of hide-and-seek…
*
Sisin arkasında
Gizlenmiş her şey gözden
Saklambaç neşesi…

Life is the most beautiful gift!

Behind the fog
All is hidden to the eye
Joy of hide-and-seek…
*
Sisin arkasında
Gizlenmiş her şey gözden
Saklambaç neşesi…

In the winter garden
A cone has bloomed to the sun
As if the spring rose…
*
Kış bahçesinde
Güneşe açmış bir kozalak
Sanki bahar gülü…

mânâ’dan madde’ye
bilinmez bir yolculukta insan
.
her ân mânâ’dan madde’ye
dönüşür yaşam
.
bütün niyetler, istekler
kimi senin, kimi özendiklerin
.
mânâ’dan madde’ye
bir bir deneyimlediklerin
.
.
merkez’de sessizlik’te
bak gönlüne
.
gerçekten sen’in olan
sen’i orda beklemekte
.
mânâ’dan madde’ye
hepsi sen’in içinde
.
.
karıştırma artık su’yu
çöksün dibine tortusu
.
en latif, en güzeli
gönlünden doğup yükselen
.
mânâ’dan madde’ye
senin fark etmeni beklemekte
.
.
.
hepimize yaşamımızın cennet bahçesine dönüştüğü, gönlümüzün tüm güzelliklerini gerçekleştirdiğimiz güzel bir yıl dilerim, sevgilerimle

Sabah kalktığımda bahçedeki gül parçalanmıştı…
Gül ile aynı bahçeyi paylaşan köpeğimiz, geçirdiği bir buhranla, içinde biriken enerjiye odak olarak onu seçmiş…
İsteyerek -ama istemeden…
*
“İnsan olan laftan anlar” derler.
Birkaç gündür bu konuyu kendisiyle konuşmuştuk aslında,
Tabii insan olan laftan anlar, benim sözlerim kim bilir ne ifade etti onun kulaklarında…
*
İnsan olmanın kıymetini unutuyoruz…
*
Bu dönemde çok popüler, ben de denk geliyorum, insanların hayvanlarla ilişkilerini gösteren kısa videolar, çoğu kedilerle köpeklerin insan âlemine uyumunu ya da uyumsuzluğunu gösteriyor.
Vahşi hayvan âleminden, evcilleşerek mertebe mertebe insana yaklaşanların en yakını, artık evin içine girmeyi başarmış olan kediler ve köpekler…
Beklentimiz ne olmalı? İki farklı âlemin buluşma noktasında kim kime uyum sağlamalı?…
Videolardan birinde, çiftlik hayvanlarının bakımını anlatan bir genç kız vardı. Anlatımı esnasında merakla telefona yaklaşan bir devekuşuna sesleniyor, “Emmanuel, sakın yapma!” diyerek uyarıyor, devekuşu ise hiç oralı değil, ikinci uyarı cümlesi daha sert, “Emmanuel, akıllı seçimler yap!” uyarı cümlelerini ne kadar tekrarlasa da karşındaki varlıkta bir değişim olmadığını görünce çaresiz ve öfkeli bir tonla, “Emmanuel, burada insanları eğitmeye çalışıyorum, yapma!” diyor en sonunda. Oysa izleyenler için olay komik, bir yorum “Şahsen yapmasını tercih ederim” demiş…
Kim kimi eğitiyor diye düşünmeden edemedim…
Bir başka video, dünyanın en zeki hayvanlarından biri olarak bir papağanı gösteriyor, yirmi yıl boyunca araştırma amaçlı eğitilmiş ve gösterdiği gelişim sonucunda kendini ifade etmeyi başarabilmiş bir kuş. Hatta o kadar ileri gitmiş ki, bir noktada kendi rengini sormuş, bu tür bir farkındalık için ‘olağanüstü’ deniyor. İnsan için o kadar olağanüstü bir farkındalık ki, sıkıca kapalı bir kapının aralanması gibi… Ölmeden önce sahibine son sözleri “Seni seviyorum, kendine dikkat et…”
İnsana bu kadar yakın, sevgiyle…
*
İnsan olan anlar…
İnsan olmak,
Laf’tan anlamak,
Hal’den anlamak…
*
Videoda insanları eğitmeye çalışan genç kız gibi, bizler de yaşam boyu dışımızdakileri eğitmeye çalışırız. Kendi eğitim sürecimizi okul hayatı ile hızlıca noktalar, gözlerimizi dışarıya çevirir, çocuklarımızı, ailemizi, iş arkadaşlarımızı, komşularımızı, yakınımızdaki tanıdıkları, marketteki kasiyeri, kuyruktaki delikanlıyı, trafikteki şöförü, yoldaki yayayı, kime denk gelirsek elimizden geldiğince -kendimize göre- eğitmeye çalışırız.
Oysa, yaşam her an bizi eğitmek üzere şekillenir, bir türlü fark etmeyiz…
*
Yaşamın sizi eğitmesine izin verin.
*
Sabah şahit olduğum olaya bakıp sordum kendime, ben bu olayın dışında mıydım diye?
Gül ağacı yirmi yaşındaydı ama hâlâ toprağa dikilmemişti. Köklenmesine ve güçlenmesine izin verilmemişti.
Köpek bir süredir huzursuz, hırçındı, bir derdi vardı ama anlatamamıştı.
Konuşabildiğimiz tek dil sevginin diliydi.
İki âlemi birbirine yakınlaştıran tek nokta sevgiydi.
Yine de o bile bir yere kadardı, bir yere kadar bizi getirip sonra bırakıyordu… Sevgi anlayışı açan kapının anahtarıydı.
*
Yaşam emek ister.
Yaşam dikkat ister.
Yaşam sevgi ister.
Yaşam anlayış ister.
*
Yaşamda en zor yetişen varlık insan.
Kendini bulmasına izin vermek gerek, izin verirken elinden tutmak gerek,
Özgürlüğünü ve bireyselliğini bulması beklenirken sabırla yaşamı okumayı öğrenmesi gerek.
Yoksa bazen yan sokakta havlayan köpeğe tepkiyle gülü parçalayan, parçalarken de kendini yaralayan köpek misali hırpalanır,
Bazen de gül gibi ne suçum vardı diye üzülür insan.
*
Sahiplendiği kediyi ‘sırnaşık’ diyerek geri vereni suçlayana sorsak,
Belki o kedi de biraz mesafe ihtiyacını anlamadı.
Sahiplendikleri köpeği ‘bakamıyoruz’ diyerek iade eden itfaiye birimine “Koca itfaiye bir köpeğe bakamadı!” diye isyan edene sorsak,
Belki o köpek de itfaiyeci olmayı anlamadı.
Yaşamın düğümleri anlayış olmadan çözülemiyor.
Her varlığın kendi varoluş sınırları var.
Dokunacak kadar yakınlaşsak bile dışarıda bir olamıyoruz.
Birlik sadece insanın içinde gerçekleşiyor…
*
Bir tek insan olan laf’tan anlar.
Bir tek insan olan hal’den anlar.
Bir tek insan olan sevginin anahtarıyla açtığı kapıdan anlayışla bakar.
Bu kadar kıymetli insan olmak.
*
Hal’den anlamayan sözde insan, içindeki hayvansal dürtülerle bazen o kedi kadar sırnaşık, bazen o köpek kadar zaptedilmez, bazen hırçın, bazen kavgacı…
“Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma” sözü kadar basittir yaşam, bu kadar kolay ve bu kadar zordur yaşamayı öğrenmek.
*
Dal gibidir insan, tohumdan büyür,
Bir ucu köklerde bir ucu çiçeklerde iki âlemi bağlar insan.
Bahçedeki gül ağacını ben kendi ellerimle dikmiştim, nasıl olduysa fark etmeden baş aşağı ekilen dal, toprağı hangi yönde bulduysa köklerini oraya, başını ise ters yöne uzatmış, bir ara gövdesinde hem aşağı büyümüş hem de yukarı büyüyen yapraklarla yaşamıştı.
Dünyasının ters yüz olduğunu anladığında yönü de belli oldu.
Dal gibidir insan.
Niyeti ne yöndeyse o yöne büyür insan.
Ayağını nereye basarsa oraya köklenir insan.
Güneşi nerede parlarsa orada çiçek açar insan.
Dünyası terz yüz olsa da yaşamda dimdik durabilir insan.
*
Bu âleme insan olmaya geldik.
Öyleyse, yaşamın bizi eğitmesine izin verelim.
Çünkü bir tek, insan anlar…
*
27/12/2022, İnsan Bedenin Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar

kayb’oldum
.
.
.
kayb’ın
içinden
doğdum
.
.
ne zam’an
ne mek’an
.
kim bilir
hangi an’da
var’oldum
.
.
.
‘bu sen’sin’
dediler
.
baktım ki
kendime
bile
yabancı’oldum
.
.
.
öyle bir
yabancı ki
kendimden kendime
yalancı’oldum
.
.
.
aradım
.
kayb’ın içinde
derinde
derinde
bir garip
unutk’anlık
denizinde
.
kar’anlık
dehlizlerde
ışığın
peşinde
.
kayb’oldum
.
.
.
seslendim
.
‘yoruldum
gel bul ben’i
kaldır tüm
perdeleri
göster
tanımadığım
yüzünü’
.
.
.
bekledim
.
.
.
gece ard’ı gündüz
gündüz ard’ı gece
.
sessizce
.
.
.
bekledim
emin’dim
.
‘bu ben’im’
dediğin an
.
geldiğinde
.
kayb’ın
içinden
yeniden
doğdum
.
.
.
hatırladım
iş’te
.
o muhteşem
güzelliği yaşay’an
.
.
‘bu ben’im’
.
.
.

yaşayan su’yun
kaynağı’na
bağlıdır
insan
.
kaynaktan
gelen su
yaşam’dır
tüm var’oluşu
oluşturan
.
kaynaktan
gelen su
bilgi’dir
insana
yaşamı
anlatan
.
.
her yudumu
bünyesinde
toplayan
kutsal kase’dir
yaşam’da
insan
.
bir tek
insan
oku’yabilir
yaşam’ı
kase’sinde
sunulanı
.
yine de
kase’si temiz olan
görebilir ancak
su’yun berraklığını
.
.
kum saati
gibidir
yaşam
.
kaynaktan gelen
döner
tekrar kaynağa
.
yaşayan su’yun
kaynağı’na
bağlıdır
insan
.
yaşam’ı
tüm renkleriyle
içine alan
can’landıran
sevgi’dir
aradaki bağlantıyı
açık tutan
.
.
.
öyleyse
için kana kana
nerde bulduysanız
ferahlatan o su’yu
.
her biriniz
doldursun
kase’sini
.
evinize her gelene
sunun kase’nizdeki
temiz berrak su’yu
.
açık tutun
yaşam’ın
tüm kanallarını
aksın coşkunca
.
hatırlayın
aradığınız
huzur ve saadet
yaşayan su’yun
kaynağının
hemen yanı başında
.
.
uzakta değil
yaşayan su’yun
kaynağı’dır
insan
.
.
.

ben
gizli bir hazine idim
bilinmek istedim
.
.
.

başladıysa doğumu
yeni bir yaşamın
geri çevrilebilir mi
itici güç
.
her bir azası ve kuvâsıyla
bütün olanın
ayrılabilir mi
parçaları
.
.
sayısız hattın oluşturduğu
sathın içinde var olan
gücünü bütünün
birliğinden alan
.
.
döngünün yeknesaklığı
yaratır
doğumun ivmesini
.
o kritik an’da çevirir
düzü terse
içi dışa
.
baş aşağı doğar insan
zannedersin
oysa
içini dışa
tersini düze çevirmeye
gelmiştir
yaşama
.
güneşin doğuşu kadar
aydınlıktır
her yeni doğan
.
ışığıyla
yaşamı aydınlatan
ins’an
.
.
.

gökyüzünde aradı
yıldızlarda, güneşte
görüp de gidemediği
gezegenlerde
.
yeryüzünde aradı
sularda, taşlarda
bitkilerde, hayvanlarda
ateşin gizeminde
.
bedeninde aradı
avucundaki çizgilerde
saçlarında, kemiklerinde
kalbinde, kanında
aradı insan cevapları
.
.
.
yaşam gizemliydi
sırlarıyla güzeldi
cevapları bulsa da
sorular tükenmezdi
ne kadar derine girse
ne kadar uzağa gitse
erişilmez bilinmezdi
.
.
.
her yere baktı insan
tek bir yer gelmedi aklına
belki de korktuğundan
bakamadı kendine
gözlerinin içine
.
.
oysa
.
gözbebeğinde gizliydi
gaybın dipsiz kuyusu
gözlerini nereye çevirse
kuyudan çıkardığı su gibi
yaşam akardı önünde
.
açıp baksa gözlerinin içine
bulabilir miydi kuyunun kaynağını
o karanlık delik ki
içinde ışık bulunmaz
yine de her yeri aydınlatır
.
güneş
karanlığın içinde
bütün âlemler
gözbebeğinin içinde
bir kapanır bir açılır
birbirine bağlanır
.
.
yaşam sırlarıyla güzel
kuyu sonsuz derinlikte
yudum yudum sunar
berrak suyunu
susamış her yolcuya
.
.
.

yaşam
gördüğünün
ötesinde
.
.
.