İnsan Nasıl Terfi Eder?

Bazı kavramları yaşamda belirli yerlere oturtmuşsa insan, aslında her kavramın tüm yaşama dair olduğunu kolayca gözden kaçırabiliyor.

Terfi etmek iş hayatına ait diye düşünülür çoğunlukla. Okuldan yeni mezun bir genç işe girecek, belki önce staj yapacak, işin püf noktalarını öğrenip okul hayatı boyunca edindiği bilgi ve teorilerin pratikte nasıl var olduğunu görecektir. Staja ya ücret verilmez ya da ödenebilecek en düşük ücret verilir. Burada sistem bilgi öncelikli değil tecrübe öncelikli çalışır. Tecrüben yoksa istersen dünyayı değiştirecek fikirlerin olsun kimse sana iş vermek istemez. İş hayatı felsefik değil pratiktir.

Sistemin içinde kendine bir yer bulan çarkın parçası olur, sistem bireyselliği de çok sevmez, çarkı çevirebilmek için birlikte hareket etmek gerekir. Eğer uyumlu değilse bu genç, ‘Sen en iyisi kendi işini kur’ denilir. Farz edilir ki, sistemin içinde bireysel bir parça olduğunu düşünerek yine de sistemle beraber var olsun.

Oldu ki uyumludur o genç, kurum denilen yapıların içerisinde aşağıdan yukarıya bir merdivenin ilk basamağına adımını atmıştır. Hedef merdivenin basamaklarını çıkmak en tepeye ulaşmak. Tepe nokta, her işin zirvesidir, vaadi dünya yaşamına dair insanı tatmin edecek şeylerdir, zenginlik veren para, iyi bir unvan, kontrol etmek için güç, saygı ve belki de sevgi… Burada bile başka bir merdiven vardır tırmanılacak, önce para gelir, sonra unvan ve güç, saygı ve sevgi ise belki vardır, belki de yoktur basamakların sonunda.

.

Bunu bir kalıp olarak gördüğünde insan, aynı kalıbın yaşamın farklı yerlerinde kolayca tekrarladığını fark eder. İnsan için, yaşama dair her ne olursa olsun, hep bir merdiven vardır tırmanılmayı bekleyen.

Yukarı doğru merdivenin basamaklarını çıkmak, yükselmek, terfi etmektir. Yine de bir garip merdivendir bu, yukarı çıkarken bir yandan da aşağı iner, yükselirken alçalır, dışa açılırken içe döner.

.

Terfi şirketlerin zam döneminde önemlidir, kazancın artmasını belirler. Ya da terfi, arzulanan bir unvanın –bir cins madalyanın– isminizle anılmasıdır. Kartvizit sahibi olduysanız eğer, bilirsiniz ki unvan ismin öncesinde yer alır. Unvan sahibi olukça isim önemini yitirir der sistem. İnsan artık bir makam sahibi olmuştur. Makam yer belirler, üstünlük bildirir.

Terfi önemlidir insan için.

Bir bakkal dükkanında tek bir çırağınız ve müşterileriniz olur, siz bir anda üst olursunuz, işin ehli iseniz usta olursunuz. Bir kurumda binlerce çalışanınız, yurtiçi ve yurtdışında bilinirliğiniz olur, şirket başkanı olursunuz. Bir ülkenin başında, hayatî kararlara imza atıp ulusun kaderini belirleyen kişi, tüm milletin önderi olursunuz.

Askerseniz, hele bir de savaşa girmişseniz, hizmet madalyalarınız şereflendirir göğsünüzü. Bazı emeklerin karşılığı ödenenemez misali, ömrünüz boyunca ve sonrasında şükran duygusuyla anılır adınız.

Terfilerin en şereflisi, bütün maddiyatı ardında bıraktırır insana. Göğüse takılan madalya ile kazanılan makam bu sefer gönüldedir.

.

Yaşamın içinde insan bir bakar ki, istese de istemese de basamakları tırmanmaya başlamış. Ya kendi gücüyle ya arkasından itenlerin gücüyle ya da tüm gücü birleştirip, bir olmanın akıl almaz sinerjiside.

Bu güç nedir?

Yaşama arzusu nereden gelir?

Daha iyisi neden istenir?

Neden bıraktığınız yerde durmaz insan –yaşam– sürekli bir devinimdedir?

Bütün bu çaba, bunca emek, kayıp ya da kazanç ne içindir?

.

Öyle bir âleme doğmuştur ki insan, bazı şeyler ne tartışılabilir ne de değiştirilebilir.

Su kaynama noktasına kadar dışta sakindir, o noktadan sonra artık içinde birikmiş olan dışa hareket verecek göze görünür olacaktır. Bu yaşamın değişmez bir kuralıdır. Onlarca kuralından sadece bir tanesi.

İnsan kolay ya da zor yoldan öğrenir yaşamın kurallarını. Kural olduğunu fark etmedikleriyle de isterse bir ömür çatışsın sonuç elde edemez.

İnsan, merdivenin basamaklarını yaşamı öğrendikçe tırmanır, yükselir, yükseldikçe manzarası değişir, manzarası değiştikçe bakış açısı değişir, bakış açısı değiştikçe bir önceki durumu fark eder, fark ettikçe bir sonraki hali idrak eder, idrak ettikçe anlayışı açılır, anlayışı açıldıkça kavrayışı açılır, katman katman soyunup içi açıldıkça güzelleşir, güzelleştikçe latifleşir, latifleştikçe terfilerin en yücesine elle tutulamayan gözle görülemeyen ama her şeyi var eden dışın içine, için özüne, özdeki cevhere, cevherden doğanlara, içten dışa yansıyana, her şeye ve hiç bir şeye ulaşır.

İnsan terfi eder.

Kendinden kendine.

.

Şirketin sahibi ben olsaydım, terfi ettireceğim elemanım güler yüzlü olurdu, tatlı dilli olurdu. Kendini geliştirmeyi kabul etmiş, tüm potansiyelini, bilgisini ve becerilerini keşfetmek için yola çıkmış, hevesli heyecanlı neşeli olan olurdu. Kolay vazgeçmeyen, tecrübe için denemeye devam eden, yeri geldiğinde bırakmasını, yön değiştirmesini bilen, isteklerini inanca, inançlarını eminliğe dönüştürebilen, kendini ifade edebilen, cesaret gösterebilen yine de kendini koruyabilen olurdu.

Yaptığı işe, bulunduğu yere, kendisini besleyene, kendisinin beslediğine sevgi ve saygı duyan olurdu…

Anladım ki ben, benim yaşamımda, bunlar olmadan terfi edemiyorum. Kendimi terfi ettirmiyorum.

Yaşamın içinde bir söz verdim kendime

Henüz bedene doğmadan önce

Sordum, ‘Ben senin rabbin değil miyim?’

Yanıtladım, ‘Evet’

O zaman, ‘Eti senin kemiği benim’ dedim

Ve yaşam doğdum

Söz verdim, unuttum

Unuttum, kayboldum

Kayboldum, bir ipucu aradım

Aradım, buldum

Buldum, okudum

Okudum, hatırladım

Hatırladım verdiğim sözü

Kendime

Sen dedim, güzel bir yaşam istemiştin

Bil ki, ne senin ne de benim olmadığım o yerde

Terfilerin en yücesinde

Tek bir kelimen zaten yaşamdır.

Presence

You fall down

To learn the presence of

Invisible hands

*

Görünmeyen ellerin

Varlığını öğrenmek için

Düşersin

En Güzel Hikâye

Dün koruda yürüyüş yaparken bir grup kedi dikkatimi çekti… Grup olarak oldukça kalabalık, güzel güneşli havanın tadını çıkararak dinlenen kediler… Bir an’da hareketlenip koşmaya başladılar, yanlarından geçen arabanın ardından hepsi küçük bir meydanda toplandı… Arabadan inen bey, elinde yemek poşeti, kedileri beslemeye başladı… İşini bitirip geri döndüğünde biraz sohbet ettik, o sırada arabadan yaşlıca bir hanım daha indi, sohbete o da dahil oldu…

‘Her gün geliyoruz’ dedi arabayı kullanan güleryüzlü bey…

‘Kediler aç, perişan, burdaki işletmeler yemek vermiyor onlara’ diye ekledi yaşlı hanım…

‘Ama dedim, bunlar çok sağlıklı ve gürbüz gözüküyor, mutlaka bir yerlerden besleniyorlardır.’

Yaşlı hanım üzüntülü bir ifadeyle ‘Malesef’ dedi, ‘Ben bir tek buraya gelmiyorum, başka parklar da var gittiğimiz…’

Sonra doğum yapmış bir kediyi aradı, görevlilere sordu…

Arabayı kullanan bey ‘Yemekleri biz hazırlıyoruz’ dedi…

Ben, söyleyecek başka bir şey bulamadım, onlara teşekkür ettim.

Geldikleri gibi hızlıca uzaklaştılar…

Kedilerle birlikte olup onları sevmeye bu seferlik belki de vakitleri kalmamıştı…

.

Hayatta hepimizin bir hikâyesi var…

Koruyu dolaşınca iç alanları kendine mekan edinmiş birçok kedi görüyorsunuz. Piknik masalarının çevrelerinde o günün misafirlerini, kendilerine sunacakları yiyecekleri bekleyen güzel kediler… Korunun günlük ziyaretçi sayısını düşününce bu kediler için orası cennet bahçesi gibi bir yere dönüşüyor. Hem seviliyorlar hem de besleniyorlar…

İşletmelerin yemek vermeme sebebi genel kurallar çerçevesinde olabilir. İyi niyetle başlattığınız ufacık bir yardım karşı tarafın size bağımlı hale gelmesine neden olur bazen. Hem misafirlerin rahat edeceği hem de kedilerin yaşam çabasını unutmayacağı bir orta yol bulunmuştu…

Burası o kadar dingin ve huzurlu bir yer ki, içeri girdiğinde yepyeni bir dünyaya adım atmış gibi hissediyor insan.

.

Hayatta hepimizin bir hikâyesi var…

Onlarca farklı bakış içerisinde, bu olayı kimse benim anlattığım gibi anlatmayacak.

Belki bazı noktalarda hem fikir olacağız, yine de bazı yerlerde fikirlerimiz, görüşlerimiz çatışacak.

Yaşam herkese kendi algı pencerelerinden gözüken, kendi filtrelerinden geçen, kendi birikmiş duygu, düşünce, inanç ve kavramları ile pekiştirilen bir hikâye sunar.

Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz…

.

İnsanın hikâyesi ona hayat veriyorsa dokunmamak gerekir. Bazen doktorların hastalıkları zararsız görüp kendi akışına bırakması gibi. Yaşlı hanım, kedileri beslemek için her gün evden çıkıyor, şehrin farklı köşelerine gidiyor… Kendine bir yaşam amacı edinmiş…

Ama bazı hikâyeler hayat vermez… Yavaşça hayatı elinizden alır… Doktorları bilemem ancak şifacıların ‘aslında iyileşmek istemeyen’ birçok danışanları olur… Aynı hikâye, tek bir plak kaydı gibi, sürekli anlatılır. Konuya aşina olmayanlar bu anlatımların iyileşmek adına bir adım olduğunu zannedebilirler, oysa bu anlatımlar ateşe atılan odunlar gibi her hatırlandığında, her anlatıldığında yaktığı yeri kor eden, hayatı zorlaştıran, içinden çıkılmaz bir döngüye sokan alışkanlıklara dönüşür…

.

Alışkanlık insan için yaşamı kolaylaştıran bir araç, bir cins kısa yol. Yeniden öğrenmenize gerek yok, bildiğinizi tekrarlamanız yeterli.

‘Yeniden öğrenme’ durduğundaysa yaşamın gelişimi, değişimi ve yenilenmesi durmuş olur. Çocukluk, gençlik çağının heyecanının yerini yaşlanmanın ve hastalanmanın durağanlığı alır. Hem de yaşınız kaç olursa olsun…

.

Yaşam her sabah yeniden kurgulanırken insanın her sabah en az kendisi kadar uyanık olmasını bekler…

Nasıl ki tüm hayvan âlemi yaşam çabası içinde hareketlenir, yuvalarını terk eder, yaşam insanın da aynı canlılık ve hareketle yaşamını kurmasını ister…

Hayatta hepimizin bir hikâyesi var…

Anlatacak hikâyelerimizin olması da güzel…

Yine de bazen hikâyemize bakıp, anlattığımızı bir de kendi kulaklarımızla dinlemek gerekli.

Hikâyede yaşamın coşkusu, neşesi, sevinci yoksa, yenilenmiyorsa, heyecanla bizi içine sürüklemiyorsa belki de o hikâyeden çıkmak en iyisi…

.

Şimdi, bildiğimiz tek bir hayat var…

Geçmişin hikâyesi yazıldı, artık o sayfaları çevirdik… Geleceğin hikâyesi ise bugün yazılıyor.

Ne geçmiş ne de geleceğin var olmadığı bir ‘şimdi’de yaşam her an yeniden kurgulanıyor…

Anlatacağımız tüm hikâyeler inişli çıkışlı olacak, hem zorluk hem kolaylık, hem sıkıntı hem de ferahlama yansıtacak.

Öykünün sonunda ‘güzel’di diyebilmek insanın kendi çabasında…

Zaten bütün öyküler de böyle bitmez mi, kahraman en sonunda her ne aradıysa onu bulacaktır…

.

Sevgi güzelliğe açılan kapı.

Yaşamınız sevgiyle güzelleşsin sizin hikâyeniz en güzeli olsun…

.

Wuji Art

Wuji hâlinde çizimler…

*

Gözle görülebilen veya görülemeyen, yaşam bir enerji akışıdır.

Hepsi insanın içinde, keşfedilmeyi bekliyor.

*

Bu, zihninizin enerjiye rehberlik etmesi yerine enerjinin size rehberlik etmesine izin verdiğiniz bir durumdur.

Bu, herhangi bir başlatıcı düşünce veya kısıtlayıcı kontrol olmadan, sadece şifa, denge ve uyum sağlamak için vücudunuzda akan saf bir enerji halidir.

Bu, yaşamınız ve anlayışınız için hayati önem taşıyan evrensel enerji ile tam bir birlik halidir.

Bu, ruhunuza ve varlığınıza bağlanmak için bir kanaldır…

Paylaşım ve Alıntı için

Bu isteğiniz çok güzel, teşekkür ederim…

Sitedeki yazıları paylaşırken veya alıntı yaparken dikkat etmenizi rica edeceğim birkaç konu var:

– Bazı yazılarımda diğer bir yazar/kitap ya da kaynaktan alıntılar yer alır, bu referansları yazının sonunda (*) ile belirttim. Bazen bir yazıda birkaç yazardan ve kitaptan alıntı olabiliyor, konuları daha derinlemesine okumak isteyenler bu kaynakçalara başvurabilirler.

– Görsellerin bazıları ticari olmayan bu kullanım için imaj sitelerinden ya da internetten derlenmiştir, profesyonel kullanım için uygun olmayabilirler.

– Diğer fotoğraflar ve çizimlerin tamamı bana ait.

– Sitedeki yazılardan alıntı yaparken –yazı içinde eğer varsa– hem ilgili kaynakları belirtirseniz hem de siteyi ana kaynak olarak gösterirseniz sevinirim, paylaşımlarınızda yazar/çizer olarak adımı vermenizi rica ederim.

2009-2023 yazıları

2009-2011 yazıları için arşiv blog:

https://intouchcoaching.wordpress.com/

Kategori:

“öykücü”den / 1. Kitap: “Yaşam Gördüğünün Ötesinde”

2012-2023 azıları için arşiv blog:

https://intouchlife.wordpress.com/

Kategoriler:

“öykücü”den / 1. Kitap: “Yaşam Gördüğünün Ötesinde”

“öykücü”den / 2. Kitap: “İnsan Bedenin Ötesinde”

365 Günün Tao’su / Deng Ming Dao

Her Güne Günce / 365 günde “Yaşam Gördüğünün Ötesinde”

Yanıtı İçinde Gizli / Yunus Emre şiirler

Yaşam Ağacı’ndan Öyküler / Uzakdoğu Bilgeliği

İnsan’a Sohbet / Anadolu Bilgeliği