Hiç duygularınızın üzerinizdeki etkisini gözlemlediniz mi?
Çoğu zaman duygunun içindeyken zor ancak, hemen sonrasında görebilmek için bir şans var.
Tıpkı değişen hava durumundan etkilenen yeryüzü gibi, duygular da insanın içinde bulunduğu hâli kolayca etkiler.
Bir saniye önce mutluyken, işitilen bir kelime ile öfke içine dalabilir insan. Ya da derin bir üzüntüyü, alınan haber bir anda sevince dönüştürebilir.
Bu kadar hızlı ve güçlü bir etki.
Yine de, bir o kadar göz ardı ettiğimiz bir alan.
Bizler, çoğumuz, yaşamı duyguların kontrolü altında yaşarız. Duyguları denetleyebileceğimiz aklımıza bile gelmez. O kadar doğaldır ki ortaya çıkışları ve kayboluşları. Bu sürecin öyle olması gerektiğini düşünür ve kendimizi ellerine, bir anlamda insaflarına bırakırız.
.
Duygular nasıl ortaya çıkar?
İnsanın içinde bir mekanizma, duygu ve düşünce üreten bir sistem mevcut. Düşünceler, duyu organları ile algılanan bilgilerin zihinde işlenmesiyle oluşurlar, içsel bir faaliyettir, her düşünce sizi dışsal olarak hareket geçirmez. Duygular ise bedeni etkiler, tepki ve hareket yaratırlar, dışsal olarak kaçınmanızı ya da yakınlaşmanızı sağlarlar. Duygu ve düşünceler birbirlerine bağlıdır, biri ortaya çıktığında diğerini de beraberinde getirir. Gözle görülemeyen bu ögeler etkileri ve yaratımları ile fark edilir.
Kendinizi gözlemleyin, duyduğunuz bir söz sizin ruh hâlinizi değiştiriyorsa o söz sizin için ne ifade ediyor?
Yabancı bir dil öğrenirken bunu görmek daha kolay. Eğer bilmediğiniz dilde birisi size hakaret etse bu duygusal olarak hiçbir etki yaratmaz. Anlam yüklenmemiş olan bir ses, kelime olarak işitilir. Ancak, o dili bilen bir arkadaşınız size bunu tercüme etse, yüklenen anlam içinizde çağrışım yapar, –genel olarak– hakaret olumsuz bir etki alanına sahiptir, işittiğiniz sözün hakaret içerdiğini anladığınızda içinizden bir tepki yükselir, bu yüklenmiş olduğunuz anlam birikimine göre üzüntü, öfke, kırgınlık ya da umarsızlık olabilir.
.
Peki, içeride ne olmuştur?

Devasa bir kütüphaneye sahip olduğunuzu düşünün. Kütüphane sayılamayacak kadar kitapla dolu ve her birinin içeriği farklı. Bazılarını çok uzun süredir açıp okumadınız, tozlanmış bile olabilirler, yine de kütüphanede duruyorlar. Bazıları ise her an elinizin altında, en çok başvurduğunuz kitaplar. Kiminin anlattığı hikâyeyi sevmiyor kimini de defalarca okumaktan zevk alıyorsunuz.
İnsanın içinde var olan kayıt sistemi bu kütüphaneye benzer ve yaşamı boyunca her ne olduysa düşünce ve duygusuyla kayıt eder. Onu kirâmen kâtibîn melekleri olarak duymuşsunuzdur ya da hafıza deposu olarak bilirsiniz. Hafıza, hafız olup ezberleyen ve muhafız olup koruyandır. Hafıza, muhafaza edendir. İçine giren her ne ise muhafaza altına alınır ve kaybolması engellenir. Mushaf, geniş kaplarda biriken ya da boş sayfalara kaydedilip bir arada tutulan yazılardır, kitaptır.
Bu muhteşem bir kayıt ve koruma sistemi. Bir bilgiyi tekrar kullanmak istediğinizde her seferinde yeniden arayıp bulmanız gerekmez. O hep ordadır. Ama bir kere kullanıp bir daha göz atmadıysanız, tozlu raflarda var olduğunu unutmanız da kolaydır.
Unutulmuş anılar, unutulmuş kırgınlıklar, öfkeler, üzüntüler, pişmanlıklar, hayaller, planlar, arzular, hepsi kütüphanenin raflarında yerlerini almıştır.
Tabii ki, her kütüphanede olduğu gibi, sizin kütüphanenizin de bir kütüphanecisi var. Kitapları ve aradığınızı bulmanızı o sağlıyor. Modern lisanda buna bir nevi nörotransmitter diyebiliriz.
Ancak bu bugün bildiğimiz, bilim dünyası henüz mikropartikül kalbi keşfetmedi.
Bilmediğiniz dilde işittiğiniz o söz, ilk etapta kütüphaneciye bir şey ifade etmedi. Sözün anlamı çevrildiğinde ise artık aradığınızın ne olduğunu biliyor. Bugün internette bir bilgi aramamız gibi, o sözü, anlamını, benzerlerini, kullanıldığı yerleri, bağlantılarını bir anda listeleyebiliyor.
Ben şimdi google’a ‘sevgi’ yazdım. Bana 99,200,000 sonuç gösterdi, bu yanıtları bulma süresi 0.29 saniye.
Sanırım, ne olduğunu şimdi daha kolay anlayabiliyoruz.
Sıra bu sonuçlarla ne yapacağıma geliyor.
99,200,000 sonucu açıp okumam mümkün değil, aralarında seçim yapacağım. Benim kendime göre bir seçim metodum var, aradığımın tam olarak ne olduğunu belirlerim, kilit kelimelere bakarım, bir şeyin çok aranılması ya da ilk başta gözükmesi önemli değildir, evet işi kolaylaştırabilir ama beni yanıltabilir de. Güvenilir kaynak olarak belirlediğim yerlere öncelik veririm. Görselleri kullanırım. Fakat ne yaparsam yapayım 5-10 sayfadan sonrasına bakmaya vaktim ve enerjim yetmez.
Oysa, kütüphaneci için bu anında gerçekleştirebileceği bir görevdir. Hem de eksiksiz tüm sayfalara bakarak.
.
İnsanın içindeki kütüphane belki de aklımızın almayacağı bir kapasitede tüm yaşamın bilgisini içerir.
Bunun bir bölümü bizim kendi yaşam hikâyemizde edindiğimiz tecrübelere bağlıdır. Bu daha yüzeysel bir bölümdür. Asıl içerik ise yaşamın var oluş bilgisini kapsar.
Kimi zaman bu asıl içeriğin rafında hiç bilmediğimiz, bizim hikâyemize ait olmayan bir kitaba ulaşırız, merak ederiz ve açıp okuruz. Keşfederiz. Yaşam keşiflerle gelişir.
Keşif unutulmuş olanı bulmak, hatırlamaktır.
Her insan bu asıl kütüphaneye ulaşım yetisine sahiptir. Keşfi yapan siz olabilirsiniz ya da keşfi yapan dünyanın diğer bir ucunda yaşayan bir başka kişidir. Bazen, birçok kişi aynı anda aynı şeyi keşfeder, kitap bir anda birçok kişinin erişime açıktır.
.
İnsana geri dönersek…
Her şeyin kaynağı insanın kendi içinde.
Kendi geçmişi olarak tanımladığı hikâyesi yazılıp kaydedilmiş, geleceği olarak tanımladığı ise henüz yazılıp kaydedilmemiş olandır. Yine de, bu gelecek kayıtlı olanların etkisiyle yazılır, bir anlamda onu mevcut bilgiye bağlı yapar. En ötesinde, asıl kütüphanenin içindekidir geleceğe şekil veren.
Yaşamda ne olacağı hem belirsiz hem de belirlidir.
Belirlidir çünkü bu dünyanın, bu evrenin kuralları vardır. Yaşamın mevcudiyeti bu kurallara bağlıdır. Yeryüzünde toprak, su ve hava yaşam verir, birini ortadan kaldırdığınızda yaşam olmaz. Bunun kadar net ve aşikâr olan diğer kurallar, yanı sıra henüz bilmediğimiz ama işlevde olan kurallar ile yaşam, bildiğimiz bu ‘yaşam’ı inşa eder.
Tıpkı insanın kendi kuralları ile kendi yaşamını inşa etmesi gibi.
İnsanın en çok kullandığı kitaplar kendi kütüphanesindekilerdir. Onları seçip almıştır. Birileri hediye etmiştir, birileri okumasını tavsiye etmiştir. Ama hepsini raflara kendisi dizmiştir.
.
Duyguların insan üzerindeki etkisi kütüphaneyi bildiğinizde kolaylaşır.
Ben, eğer işittiğim biz sözle üzülüyorsam, üzerine düşündüğümde, kendi içimde bu etkiye sahip olan düşünceleri bulabilirim.
Duygular bize düşüncelerin ipuçlarını verir. Kitaplara kaydettiğimiz düşünceler, kavramlar yaşamın yönünü belirler. Kütüphane kalabalıklaştıkça artık kontrolün bize ait olmadığı bir sistem gibi çalışmaya başlar. Kütüphaneci bağlantılı kitapları bulacaktır.
Bugün google’ın bu kadar bilgiye nasıl sahip olduğunu açıklamamız çok zor. Bu ne zaman gerçekleşti? Gizli bir potansiyelin açığa çıkması gibi.
Var oluşun tamamını tahmin etmemiz ise henüz imkânsız.
.
Yaşamda herkes her daim bir öğrenci ve yolumuz hep kütüphaneden geçiyor.
Hangi kitabı seçip aldığınız, hangisine zaman ayırıp okuduğunuz, hangisini yaşam kılavuzu yaptığınız ve hangisini çalışıp yaşama geçirdiğiniz önemli.
Bazen bilginin devri kapanır, bazen de bilgi yanlıştır.
Doğru adımı atmak, doğru yolda yürümek için her zaman güncellemek gerekir… Bilineni ve yaşama geçirileni.
.
Kendinizi aynada seyredin.
Öfkelendiğinizde yüzünüzün aldığı şekli görün.
Üzüldüğünüzde gözlerinizin içine bakın.
Mutlu olduğunuzda kendinize bakın.
Neşeli ve sevinçli olduğunuzda…
Gördüğünüz yüzün, gözlerinizdeki ifadenin kaynağı sizin içinizde.
Boşuna dışarıda bir suçlu aramayın.
Karşınızda seyrettiğiniz o öfkeli yüz de sizsiniz.
O, kendi kütüphanenizden seçtiğiniz ve şimdi okuduğunuz kitabınızın bir kelimesi.
Sizin yaşamınızdaki ifadesi.
.
Yaşamdaki çözülemeyen problemlerin, engellerin, şikayetlerin, hastalıkların kaynağı kütüphanenizde.
Aynı şekilde, yaşamda güzelliğin, sağlığın, huzurun, memnuniyetin kaynağı da kütüphanenizde.
Bütün yaşam bilgi ile yaratılır, bütün var’oluş bilginin farklı ifadeleridir.
Eğer okuduğunuz kitap yüzünüzü aydınlatmıyorsa o kitabı bırakmakta fayda var.
O düşünceyi, yüzünüzü gölgeleyen o hatıraları, affedilmeyen o anıları, sımsıkı yaptıştığınız o kavramları bırakmakta fayda var.

Bir kere okuyup bıraktığınız ya da okumanızı bekleyen yeni bir kitap alın elinize. Tozlu bir raftan indirseniz bile o tozu temizlemek için bir nefes yeter.
Kütüphanede daha okumadığınız onlarca kitap sizi bekliyor.
.
Yaşam her gün yeni bir kitabın sayfalarını aralar.
Her sabah güneş yeni bir kitapla doğar.
Her tat yenidir yaşamda.
Tekrarlanamayan bir zenginliktedir yaşam.
Hiçbir yemek bir öncekinin aynısı olamaz.
Aynısını tekrar tekrar yaşamak isteyen,
Elinde sadece bir kitabı tutup bırakamayandır.
.
Şefkat, sevginin içinde gizlenir.
Yaşam, iyi olanla güzelleşir.
Kendi kitabınızın içine bu kelimeleri yazmak sizin kendi elinizde.
Boş sayfa size verildi, kalemin sahibiyse sizsiniz.

.
.
.
