ışık prizmadan geçtiğinde

ışık

prizmadan geçtiğinde

kırıldı

.

kimi mavi oldu

kimi sarı

kimi yeşil

kimi de kırmızı

.

her bir’i

kendini

kendi renginde

gördü

.

ışık

renksiz

her rengin sahibi

.

dileyene

dilediği kadar

rengini

verdi

.

prizma nerede

diye sorarsan

dışarda arama

gözlerinin içinde

.

baktığın bu dünya

senin gözlerinden

ayrıştı

renk tayfına karıştı

.

her bir’i

kendi güzelliğinde

büründü

farklı bir özelliğe

.

yaşam

tüm renklerin sahibi

hem ayrıştıran

hem birleştiren

.

renkler

prizmadan geçtiğinde

bir’leşti

.

her bir renk

kaynakta renksiz

kaynakta farksız

tek bir ışık

.

.

.

bitmedi kavgası kargaların

bitmedi kavgası kargaların

düşen cevizin peşinde

serçeler, kumrular

kaçıştı her bir yana

‘bu iş bizim değil’ dercesine

.

ceviz ağacı dingin seyreder

ona göre hava hoş

der ki ‘kaynak benim içimdedir’

kelebekse umarsız

sanki başka bir âlemdedir

.

hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi

sonsuz bir döngüde

bıkmadan usanmadan

aynı günü yaşar gibidir

sanki kayıtlı tek bir şarkı

aynı melodiyi çalar gibidir

.

titreşiyor tüm yaşam

görünmezden görünene

ne muhteşem bir canlılık

tüm şarkıyı dinlediğinde

.

insan ise bütün bunların ötesinde

kendi titreşimini yaratmaya muktedir

belki de kendi titreşimine esir

.

sana bir güç verildi bunu iyi bil

merkez başlangıç noktası

sessiz, dingin ve engin

senin şarkıların sınırsız sonsuz

ses derinden ta içinden geldiğinde

duyacağın melodi en güzelidir

kalbinin şarkısı senindir

.

.

.

mabedin içinde

mabedin içinde

çınlayan sesi duyduğunda

kaçıştı her bir yöne

köşelerde

eşyaların arasında

kuytu deliklerde

saklanmış olan

her ne varsa

.

mabedin içinde

ayak seslerini duyduğunda

anladı hepsi

ev sahibi

geri dönmüştü

işgalleri

son bulmuştu

.

mabedin içinde

ışık yandığında

karanlık

hiç var olmamış gibi

bir anda

yok olduğunda

geçmişin gölgeleri de

kayboldu

.

mabedin içini

temizledi

insan

ve bu kadarı yeter dedi

tüm zanlara

aslında hayal olanlara

.

“mabed olan ben’im

görünen bedenime

görünmeden can veren

hem bekleyen hem beklenen

ev’in sahibi

bir tek ben’im”

.

.

.

görünmeyen şimdi harekette

rüzgarın sesini dinle…

.

hep var olan

görünmeyen

şimdi harekette

.

durgun yapraklara

can verdi

bir’den bir’e

.

rüzgarın sesini dinle…

.

hep var olan

görünmeyen

şimdi harekette

.

bazen latif

bazen şiddetli

kendi’ni gösterdi

.

rüzgarın sesini dinle…

.

şimdi duyamazsın

sessizlikte

sadece kuş cıvıltıları

.

bir an var

bir an yok

bir an coşkun

bir an durgun

görünmeyen

gösterdi kendi’ni

farklı hallerde

.

rüzgarın sesini dinle…

.

kendi’nden kendi’ne

mırıldandığın

bir

melodi

.

bazen öfkeli

bazen neşeli

hepsi kendi içinde…

.

rüzgarın sesini dinle…

.

hep var olan

görünmeyen

şimdi harekette

.

.

.

bitmemiş hikâyelerle dolu

bitmemiş hikâyelerle dolu

zihin

eksik kalmış anılar

tatmin olmamış arzular

kapanmamış hesaplarla…

.

imgeler, sözcükler

geri çekiyor

aslında

var olmayan

bir zaman’a…

.

duvara yansıyan

hareketli gölgelerle dolu

zihin

yok ama var’mış gibi

gözüken imgelerle…

.

dev bir girdabın

merkez’indeyim

imgeler dönüyor etrafımda

gözlerim kapalı ya da

açık olsa da…

.

elimi uzatsam

tutamadığım

seslensem

cevap alamadığım

zaman dönüyor etrafımda…

.

girdap

baş döndürücü

yine de ben ayakta’yım

sanki iki dünya üst üste

merkez’de farkında’yım…

.

farkındayım

zaman çarkı

girdaptaki gölgeler

başımı döndüren aslında

bütün bu hikâyeler…

.

fırtınadan beni koruyan

tek bir nokta var

sonsuz

zamansız

tek bir an var…

.

sessiz

dingin

emin

yine de coşku dolu

tek bir yaşam var…

.

o an’da

o nokta’da

bir

tek

ben var’ım…

.

ben ben’im

ben ben’im

.

yol ve gerçek

yaşam ben’im

sonsuz renklerin

kaynağı ben’im

.

ilk ben’im

son ben’im

bilinmezden

görünenim

.

sen ben’sin

ben de

sen’den başka

bir ben değilim

.

onlarca şey yerine

onlarca şey yerine

tek bir şey yapsaydın

.

dokunsaydın

elinin altında durana

.

koklasaydın

rayihasını yayanı

.

tatsaydın

lezzetini sunanı

.

duysaydın

sana sesleneni

.

bir görseydin

her yanını kuşatanı

.

düşüncelerden arınmış

duyguların

saf duyularından beslenseydi

.

doysaydın

yaşama

sen de saf ol’saydın

.

ah, onlarca şey yerine

tek bir şey yapsaydın da

onlarca parçaya bölünmüş dünyan

tek bir bütün olsaydı

.

şimdi

hisset

kapadığın tüm kapılardan

içeri girmeyi arzulayanı

.

hem içeri girmeyi

hem dışarı çıkmayı

bekleyeni

.

kapı

sen’sin

anahtar

sen’sin

iç’i ve dış’ı

buluşturacak

sen’sin

.

sen varsan

var bu dünya

sen gerçekten var isen

tüm yaşam sen’sin

sen yaşayansın

.

.

.

yarın her şey olabilir

belirsizliğin içinde

tohumu ekilmiş

doğmak için bekleyen

her ne ise

.

zihnin kudretiyle

çarpıtılmış düşünce

“o” şudur ya da budur

diye etiketlemekte

.

zihin kendince

tüm kudretin sahibi

ele geçirmişse

hakimidir yarının

tüm yarınların

.

yine de içeride

bir yerlerde

bir sevinç var

belirsizliğin gücüne

.

ne muhteşem bir his

gölgelenmeden

zihnin yargıları ve

korkularıyla

.

“yarın her şey olabilir!”

.

.

.

sen ‘ne kadar’ını kaldırabilirsin

sen ‘ne kadar’ını

kaldırabilirsin,

bilir misin?

.

bilir misin,

daldaki yaprak mısın,

yoksa yeri örten toprak mısın,

yoldaki çamurlu su musun,

yoksa derinlerde okyanus musun,

gökyüzünde bulut musun,

yoksa damla damla yere koşan yağmur musun?

.

bir bak bakalım,

sen kendini

bilir misin?

.

.

.

her bir damla

yaprağın üzerinde,

bir o yanında

bir bu yanında,

olanca ağırlığıyla

tutunacak bir yer arayışında

.

yaprak ise izin vermiş

her birinin ‘ol’uşuna,

ister bir süre misafir etmiş

ister hemen yol göstermiş

.

her bir damla

yaprak ile buluştuğunda,

bazen onu beslemiş

bazense ağır bir yük vermiş

.

yine de iç’ten iç’e hepsi bilir,

hiç biri

hiç bir şey

sonsuza dek sürmezmiş

.

yaprak

damlanın şiddetiyle sarsıldığında kızmaz,

zarifçe akıp gidene sevinmezmiş

.

damla

tüm ağırlığıyla önce yere toprağa çekilse de

sonra güneş’le birlikte hafifler göğe yükselirmiş

.

.

.

‘görünmeyen’den

‘görünen’e,

bir yukarıda

bir aşağıda,

hepsi

sonsuz bir güzellik’te,

hepsi

sonsuz bir yolculuk’ta,

hepsi

son’u olmayan

sonsuz’lukta

hepsi

bir’miş

formsuz’luk âleminden

‘formsuz’luk âleminden

‘form’ âlemine doğan

nedir?

.

tanımadığım

tanımlayamadığım

.

zihnin,

kategorilerinin

karşılaştırmalarının

benzetmelerinin,

ötesinde

.

düşününce

ne rahatsız

bir oluşumdur

‘o’

.

tanımadığı

tanımlayamadığı

.

.

.

düşünmeden

seyr’eyle

.

.

.

‘sonsuz’luk âleminden

bu âleme doğan

nedir?

.

zihnin ötesinden

öteden

doğan

kendi kendine

kimdir?

.

‘sonsuz’ yaratıcı

canlı

benzersiz

‘var’ olan

.