kayboldum

kayb’oldum

.

.

.

kayb’ın

içinden

doğdum

.

.

ne zam’an

ne mek’an

.

kim bilir

hangi an’da

var’oldum

.

.

.

‘bu sen’sin’

dediler

.

baktım ki

kendime

bile

yabancı’oldum

.

.

.

öyle bir

yabancı ki

kendimden kendime

yalancı’oldum

.

.

.

aradım

.

kayb’ın içinde

derinde

derinde

bir garip

unutk’anlık

denizinde

.

kar’anlık

dehlizlerde

ışığın

peşinde

.

kayb’oldum

.

.

.

seslendim

.

‘yoruldum

gel bul ben’i

kaldır tüm

perdeleri

göster

tanımadığım

yüzünü’

.

.

.

bekledim

.

.

.

gece ard’ı gündüz

gündüz ard’ı gece

.

sessizce

.

.

.

bekledim

emin’dim

.

‘bu ben’im’

dediğin an

.

geldiğinde

.

kayb’ın

içinden

yeniden

doğdum

.

.

.

hatırladım

iş’te

.

o muhteşem

güzelliği yaşay’an

.

.

‘bu ben’im’

.

.

.

yaşayan suyun kaynağı

yaşayan su’yun

kaynağı’na

bağlıdır

insan

.

kaynaktan

gelen su

yaşam’dır

tüm var’oluşu

oluşturan

.

kaynaktan

gelen su

bilgi’dir

insana

yaşamı

anlatan

.

.

her yudumu

bünyesinde

toplayan

kutsal kase’dir

yaşam’da

insan

.

bir tek

insan

oku’yabilir

yaşam’ı

kase’sinde

sunulanı

.

yine de

kase’si temiz olan

görebilir ancak

su’yun berraklığını

.

.

kum saati

gibidir

yaşam

.

kaynaktan gelen

döner

tekrar kaynağa

.

yaşayan su’yun

kaynağı’na

bağlıdır

insan

.

yaşam’ı

tüm renkleriyle

içine alan

can’landıran

sevgi’dir

aradaki bağlantıyı

açık tutan

.

.

.

öyleyse

için kana kana

nerde bulduysanız

ferahlatan o su’yu

.

her biriniz

doldursun

kase’sini

.

evinize her gelene

sunun kase’nizdeki

temiz berrak su’yu

.

açık tutun

yaşam’ın

tüm kanallarını

aksın coşkunca

.

hatırlayın

aradığınız

huzur ve saadet

yaşayan su’yun

kaynağının

hemen yanı başında

.

.

uzakta değil

yaşayan su’yun

kaynağı’dır

insan

.

.

.

başladıysa doğumu

başladıysa doğumu

yeni bir yaşamın

geri çevrilebilir mi

itici güç

.

her bir azası ve kuvâsıyla

bütün olanın

ayrılabilir mi

parçaları

.

.

sayısız hattın oluşturduğu

sathın içinde var olan

gücünü bütünün

birliğinden alan

.

.

döngünün yeknesaklığı

yaratır

doğumun ivmesini

.

o kritik an’da çevirir

düzü terse

içi dışa

.

baş aşağı doğar insan

zannedersin

oysa

içini dışa

tersini düze çevirmeye

gelmiştir

yaşama

.

güneşin doğuşu kadar

aydınlıktır

her yeni doğan

.

ışığıyla

yaşamı aydınlatan

ins’an

.

.

.

gözbebeğinde gizliydi

gökyüzünde aradı

yıldızlarda, güneşte

görüp de gidemediği

gezegenlerde

.

yeryüzünde aradı

sularda, taşlarda

bitkilerde, hayvanlarda

ateşin gizeminde

.

bedeninde aradı

avucundaki çizgilerde

saçlarında, kemiklerinde

kalbinde, kanında

aradı insan cevapları

.

.

.

yaşam gizemliydi

sırlarıyla güzeldi

cevapları bulsa da

sorular tükenmezdi

ne kadar derine girse

ne kadar uzağa gitse

erişilmez bilinmezdi

.

.

.

her yere baktı insan

tek bir yer gelmedi aklına

belki de korktuğundan

bakamadı kendine

gözlerinin içine

.

.

oysa

.

gözbebeğinde gizliydi

gaybın dipsiz kuyusu

gözlerini nereye çevirse

kuyudan çıkardığı su gibi

yaşam akardı önünde

.

açıp baksa gözlerinin içine

bulabilir miydi kuyunun kaynağını

o karanlık delik ki

içinde ışık bulunmaz

yine de her yeri aydınlatır

.

güneş

karanlığın içinde

bütün âlemler

gözbebeğinin içinde

bir kapanır bir açılır

birbirine bağlanır

.

.

yaşam sırlarıyla güzel

kuyu sonsuz derinlikte

yudum yudum sunar

berrak suyunu

susamış her yolcuya

.

.

.

yankı vadisi

yankı vadisi olmak

kolay gelir insana

.

bana ne verdiysen

sana onu sunmak

kolaydır

.

zaten

hamuru aynı değil midir

insanın

.

sende ne varsa

merak etme

bende de var

aynısından

.

.

yankılanan seslerle

dolu yaşam

.

tarihi tekrar tekrar

yazar dünya

.

tarihi tekrar tekrar

yazar insan

.

.

.

bir an sessizlikte

.

vadi değil de

tüm heybetiyle

bir dağ olduğunu

görsebilse insan

.

zirvenin tepesinde

her şeyi gördüğünü

bilebilse insan

.

vadiye seslenen

kendi olurdu

.

vadiden tüm duyduğu

kendi şarkısı olurdu

.

.

.

iç’i dış’ındadır insanın

bilmez çaresizce

bekler o günü ta ki

tüm dünya alt üst olsun

insanın kıyameti kopsun

.

elbet kopar o kıyamet

bir gün

elbet yer değiştirir

yerler ve gökler

bir gün

.

bir gün

gelir

bir an’da

vadi olan

dağ olur

.

.

korksa da kıyametten

korksa da değişmekten

.

dağın zirvesine

çıkmadan

görebilir mi

insan

tüm yaşamı

bütünüyle

bilebilir mi

insan

.

isyan etmeden

dönüşebilir mi

insan

.

.

simyasıdır yaşamın

dönüştürmek

.

gönüllü olanı

altına

vadinin boşluğunu

insana

.

.

.

dönüşüm banadır

insana
enerji formu olarak baktığında
gördüğün
bir kuvvet tesiri
.
safi kuvvetin etkisinde
olsaydı
melekler gibi olurdu
insan
görevine tam teslim
.
oysa insan
yoldan çıkmıştır
şeytanın etkisiyle
ne ki
ona merak ve keşfetme
arzusunu yükleyen
.
insanı ne insan yapar?
.
yoksa
şeytana şükretmeli midir
o yoldan çıkma
değil miydi sebebi
insanın
kendisini aramasının
nihayetinde bulmasının
.
dönüşünüz bana olacaktır
demez mi
.
peşinde şeytanıyla
tüm arayışların sonunda
ta en başında
meleklerin bile secde ettiği
dönüşüm banadır
.
.
.

şahidim

her gün

.

şahidim

yediğinize içtiğinize

şahidim

giydiğinize kuşandığınıza

şahidim

gittiğinize gördüğünüze

.

yine de

.

şahit değilim

aklınızdan geçene

şahit değilim

gerçekten hissettiğinize

şahit değilim

içinizde gizlediğinize

.

.

bana gösterilen ne varsa

şahit olmak kolay

oysa

iç’i dış’ı bir olmalı ise

insanın

denge kurulabilir mi

bir taraf ağır bastırdıkça

iç’i dış’ı bir olmalı ise

insanın

hem aklıyla hem gönlüyle

emin olmadıkça

iç’i dış’ı bir olmalı ise

insanın

kendine şahit olabilir mi

kendinden gizleniyorsa

.

.

.

ben

gözlerimle gördüğüm

kulaklarımla işittiğim

kokladığım tattığım

ellerimle dokunduğum

yaşamıma şahidim

.

geçmişin ve geleceğin

zanlarından arınmış

bugünüme şahidim

.

.

şahidim

içimdeki sonsuz potansiyele

şahidim

hem yaratan hem yok edene

şahidim

öfkeme ve sevgime

şahidim

tüm korkularıma ve cesaretime

şahidim

her seferinde içimden doğana

şahidim

ben’i bana tanıtana

.

.

şehadet

iki yüzü var şahitliğin

diyor unutma

.

görünen ve görünmeyen

.

ikisini de

bir’leyip

şahit olmadıkça

tanıyabilir mi kendini

bilebilir mi kendini

sevebilir mi kendini

insan

.

.

.

kelebek etkisi

kelebek etkisi

diyorlar ya

tüm varoluşun

birbiriyle

tahayyül edilemez

ilişkisine

.

her nefes alış verişinin

yarattığı etkiyi

mümkün mü

bilmesi insanın

tüm âlemi

bilmedikçe

.

seviyorum dediklerini

belki de bir gün yermiştir

nefret ettiklerini

tasdik etmiştir belki de bir gün

kendinden gizli

unutulmuş

hiç gün yüzüne çıkmamış

onlarca duygu ve düşüncesinin

kelebek etkisini bilebilir mi

insan

.

.

bu resmin ortaya çıkışında

hem güzellik hem kaos

birlikte

ince ince dokudular tüm bağları

.

altta yatan görünmez katmanlar

bir an üstte en aşikâr olandı

.

hayatın günleri gibi

perde perde

açılıp kapansa da yaşam

sonsuz döngü ve devinim

üst üste yok edip yaratmakta

.

ne kadar naif olsa da

nefesin

evrenin sonsuzluğunda

etkisi

emin ol ki tahayyülünün

ötesinde

.

ancak nefesi gül kokan

yaşar gül bahçesinde

.

.

.