
öyle bir devinimde ki
zaman yok durup bakmaya
benden doğana
…
öyle bir devinimde ki
zaman yok dönüp bakmaya
zihnin kıskacıyla
…
öyleyse
bırak
kendini doğursun
…
gerçek kalpten
doğan
gerçektir
…

Life is the most beautiful gift!
Kitap

öyle bir devinimde ki
zaman yok durup bakmaya
benden doğana
…
öyle bir devinimde ki
zaman yok dönüp bakmaya
zihnin kıskacıyla
…
öyleyse
bırak
kendini doğursun
…
gerçek kalpten
doğan
gerçektir
…

ne kutsal kitaplar kaldı
ne ulvi sözler
ne peygamberler
ne de alimler
.
bir ben kaldım
kendi kendime
bir de yaşam
.
işte sabah!
gözlerimi açtığımda
başlıyor gün
.
çay içmek istiyorum
kendim demliyorum
demlerken
özenle yetiştirene
her adımda emeği geçene
teşekkür ediyorum
.
kahvaltımı hazırlıyorum
hazırlarken
istediğim tüm lezzetleri
benim için bakıp büyüten
toprağa, güneşe
bulutlara, yağmura
teşekkür ediyorum
.
teşekkür ediyorum
ellerime
bedenime
tüm becerilerime
aklıma ve gönlüme
isteyip de yerine getirebilene
.
geziniyor gözlerim
evin duvarlarında
eşyaların arasında
her birinin bir görevi
bir anlamı var
benim için
olmak istediğim yerdeyim
yaşam sevinciyle
.
dışarı bakıyorum
pencereden yakına ve uzağa
gözümün görebildiği bir şehir
istersem çıkıp
sokaklarında dolaşabileceğim
istersem deniz kıyısında
temiz havayı içime çekebileceğim
yol kenarında ağaçları
ve dallarda kuşları seyredebileceğim
bir şehir
istersem bir adım uzağımda
koca bir tarih
istersem bir adım yakınımda
işlek bir çarşı
.
yollarda asılı bir reklam panosu
‘İstanbul Senin’ diyor
bana söylüyor
evet ‘benim’
istersem her bir köşesini
keşfedebileceğim
.
ve istersem yol daha da uzağa
bir başka şehire
belki de bir başka ülkeye uzanır
.
istersem yol hiç bitmeden
bir diyardan öbürüne
uzanır
.
‘bugün burası iyi’ diyorum
memnunum
bugün sıcak bir çay istiyor
can’ım
çay elimin altında
can’ımın istediği gibi
demliyorum
tadı benim damak tadımda
can’ımdan canan’ıma
yudumluyorum
hayatı
.
aynaya bakıyorum
gözümün kenarında ince bir çizgi
dün var mıydı
bunu istemiş miydim
ah, gözyaşlarımın nehir yatağı
şimdi tanıdım
acısıyla tatlısıyla geçen
bütün günlerimi istemiştim
kim bilir daha hangileri
bekliyor beni
istersem
daha çok gülümseyebileceğim
dudaklarımın kenarına
çizgiler işleyebileceğim
.
ne kutsal kitaplar kaldı
ne de ulvi sözler
ne peygamberler
ne de alimler
.
benim için
bir ben kaldım
hemen yanı başımda
kendimle baş başa
düşünüyorum
bana gönderilen bir kitap var mıydı
her günüme bir sayfa yazsaydım
koca bir kitap çıkmaz mıydı
benden
.
bu kadar söz dinledim
bu kadar fikir, öneri
bu kadar göz’dağı
.
sonunda
bulmuş muydum aradığım cevapları
benim içtiğim çayın tadını
benden daha iyi bilen biri
olmuş muydu
.
birinin hazırladığı yol haritasıyla mı
çıkacaktım yola
yoksa kendim mi bulacaktım
kendi yolumu
artık yeterince büyümüş müydüm
kimse elimi tutmasa da
karşıdan karşıya
geçebilecek kadar
.
yolun bu yakasında çocukluk
yolun diğer yakasında olgunluk
.
ben her günüme
sahip çıkabilir miydim
şikayet etmeden
çözebilir miydim dertlerimi
sıkıntılarımı giderebilir miydim
.
günün getirdiklerini görebilir
isteklerimi şekillendirebilir miydim
açgözlü olmadan
belki bir doz daha az
belki bir’az daha çok
dengeleyebilir miydim
.
ben
bir tek ben
yaşayabilir miydim hayatı
sevebilir miydim
yazı, kışı, baharı aynı
sevebilir miydim
yaşamın her an’ını
sevebilir miydim
bana sunulanları
.
ne kutsal kitaplar kaldı
ne ulvi sözler
ne peygamberler
ne alimler
.
bir ben kaldım
elimde sabah demlediğim
sıcak çay
bahçeyi seyrediyorum
bin’bir yaşamın uyanışını
iç’içe bir’likte ben’imle
her an yeni bir istekle
her an özgürce
doğuyor yaşam
.
bugün bana hediye
yaşam en güzel hediye
ne istersem, nasıl istersem
öyleyse gün aydın olsun
hepimize
her gün
bu gün’dür
gerçekten
yaşamayı bilene
.
.
.

ne kadar bilse de
asla bilemeyeceği bir sınır var
insanın
.
ince çizilmiş bir çizgi
saklar yarını bugünden
.
ince çizilmiş bir çizgi
saklar içindekini dışındakinden
.
ince çizilmiş bir çizgi
saklar gizleneni aşikârdan
.
ince bir çizginin ardındadır
gaybın âlemi
.
.
asla bilemezsin
gerçekten
ne olduğunu
ne olacağını
.
.
her gününün rızkı
sana gözükendir
.
almanın ve vermenin
dengesinde
.
teşekkürle karşıla
sabah öten kuşları
.
teşekkürle karşıla
günü aydınlatan güneşi
.
teşekkürle karşıla
o günün payına düşeni
.
.
derin bir kuyudan
sunulan su’dur yaşam
.
kuyunun çıkrığı senin elinde
içtiğin kap senin gönlünde
.
ne çıkrığı bırak
ne kabını kirlet
.
yaşam veren su’yun kaynağı
derinde
el değmeyen hem safi hem şafi
bir yerde
.
.
.

nükleus, nükleolus
mitokondri
ribozomlar, lizozomlar
golgi cisimciği
endoplazmik retikulum
hücre zarı
ve ismini hatırlayamadıklarım
.
hücrelerin yapısını okulda öğretip
bir ömür boyu unutturan bir eğitim
parçaları tek tek aktarıp
bütüne götürmeyen bir anlayış
ile büyüdük
.
öyle bir dağıldık ki
bir türlü toplanamadık
gözümüz dışarılarda yaşarken
kendimizi ve gerçek doğamızı
belki de hiç göremedik
.
oysa ben varım
okuduklarım bir bilgi değil
benim kendi varlığım
.
bedenim trilyonlarca hücreden var oluyor
her gün milyarlarcası ölüp yenileri doğuyor
rakamlarla bakarsak
insan bedeni yaklaşık 37 trilyon hücreden oluşuyor
her gün yaklaşık 330 milyar hücre ölüyor
bedenimiz saniyede 3.8 milyon yeni hücre üretiyor
sürdürülebilirlik dedikleri yaşamın devamlılığı
bir teori ya da proje değil de yaşamın kendi gerçeği
yaşam var olmak üzere programlanmıştır
.
insan bedeni inanılmaz ve muhteşem
kendi enerjisini üretebiliyor
temizliğini bakımını yapabiliyor
kendisine neyin iyi gelip gelmediğini biliyor
ihtiyacı olduğunda dinleniyor
ihtiyacı olduğunda tüm gücünü ortaya koyabiliyor
.
yine de beden insan için bir araç misali
insan arzuları, zevkleri ve aklıyla
bedeni bir yana koyup yaşayabilir
.
bir yere kadar
.
.
.
bedeni unuttuğunuzda
sistemin dengesi bozulduğunda
stoklarla, elinden gelen içsel dengeleme çabalarıyla
bir yere kadar yaşam istediğiniz gibi devam eder
.
hastalık ister fizyolojik, ister psikolojik olsun
dengenin aşırı bozulmasında bir çağrıdır insana
beden ‘benimle ilgilen’ der
ruh ‘benimle ilgilen’ der
öyle bir noktaya gelir ki
bazen ikisi birden ‘bu sen değilsin’ derler
.
gerçekten de ‘sen’ değilsin artık var olan
hasta halini tanıyamaz insan
düşüncelerinin, duygularının peşinde
arzularının, isteklerinin çemberinde
merkezini, gerçek ben’liğini kaybettiğinde
var olan zihnin ürünü bir başka kimlik dedikleri
insanı kendinden perdeleyen bir varlık
.
.
.
yeniden doğabilir mi insan?
.
yaşama uyum sağladığında
yeniden doğmamak mümkün müdür?
.
her bir hücre benzeri yenilenen tazelenen insan
aslında
inat etmese her geceden sabaha yeniden doğmaktadır
.
.
.
Âdem ile Havva gibi
ruh ve beden birbirinin eş’idir bu hayatta
.
hücrelerimiz yaşam enerjimizi verirken
yaşam sevincimiz ruhumuzdan gelir
.
denge orta yol’dur insan için
.
düşüncelerin, duyguların, arzuların, ihtiyaçların
dengeli karşılanması, bazen de yönetilmesi gerekir
.
tıpkı küçük bir çocuğu yaşama hazırlar gibi
hazırlamalıdır insan kendini her gün yaşama
.
günün getirdikleriyse unutturur kolayca
öyleyse tekrar tekrar hatırlayalım
.
muhteşem bir var oluşun içerisinde
akıl almaz bir yapının bütünlüğünde
var olur insan
.
ihtiyacı olan yaşam enerjisi içinde
yaşam sevinci ise kendi çabasındadır
.
bütün var oluş
akıl ötesi bir dengede ve bütünlükte
insana yaşam vermek için
var olur
.
.
.

efsanelerde, masallarda, mitlerde, dinî hikâyelerde
kahramanlara, peygamberlere, azizlere güç veren her şey
insanın elde etmek istediği bir arzu olup
çağlar boyunca o nesneyi aramasına sebep olmuştur
…
birileri hâlâ Nuh’un gemisini arar dağ tepelerinde,
birileri hâlâ kutsal kasenin peşinde,
birileri hâlâ Musa’nın denizi yaran asasını arar
tarihin derinliklerinde
…
bir öyküde
taşa saplanmış kılıç excalibur
onu özgür bırakacak kişiye
bütün krallığı sunacaktır
…
taşı ve kılıcı arar insanlar
kılıcı taştan çıkarmak
öyle bir güç ister ki
ancak o kişi hak eder
krallığa hakim olmayı
…
bir başka öykü
farklı anlatır
gölün hanımıdır sunan
bu öyküde
suyun derinliklerinden
gelen kılıcın gücünü
…
insanoğlu tarihin bilinmezlerinde
efsanelerin öykülerin cazibesinde
bitmek bilmeyen bir arayış içinde
gücü ona verecek nesnelerin peşinde
.
.
.
desem ki,
o kılıç senin kendi içinde
taş senin kalbinin sertliğinde
kılıcı çıkaracak tek güç
senin kendine güveninde
yaşama duyduğun sevgide
…
kılıcı taştan çıkaran
hapsedilmiş gücünü özgür kılan
kralı olur kendi yaşamının
kalbinin iktidarı ve sevgisiyle
cennete çevirir tüm beldesini
çünkü bir tek
doğru kalp hükmettiğinde
insan gerçek bir krala dönüşür
…
gölün hanımının sunduğu kılıç
suyun yaşam verdiği çelik
bilgeliğiyle kuşatan
yenilmez ama bir o kadar affedici
çift tarafı vardır gücünün
bir kadının yumuşaklığı ve sevgisi
bir erkeğin muktedir yanı ve inancı
ancak kral ve kraliçe birleştiğinde
kişi gerçekten fark edebilir
yaşamının anlamını
…
işte bir diğer hikâye
erkeği ve kadını yaratır
kadın erkekten doğar
aynası olur erkeğin
kadın merak eder
yol göstericisi olur erkeğin
…
hikâyede
kovulurlar cennetten
dünya denen aşağı âlemde
zorlu yaşama sürgün edilirler
birlikten ayrılığa düşmüş
kavuşma özlemiyle
bu sefer
cenneti arayıştır yolculukları
.
.
.
desem ki,
o erkek de kadın da
senin kendi içinde
bir yarın aynalık yapar diğer yarına
bir yarın merak eder yol gösterir
arayışa düşersin
zorludur girdiğin bu âlem
aradığını bulana kadar
tekrar bir oluncaya kadar
kapalıdır cennetin kapısı sana
…
imkânsız gözüken her görev
bir o kadar da caziptir ödülüyle
cenneti arayan insan
yolculuğunda tüm yüklerini
birer birer bırakmalıdır farkındalıkla
…
‘yol uzun, yük ağırdır
bu yükle bu yola dayanamazsınız,
yüklerinizden kurtulunuz’
sözünü hatırlar
…
hatırlar daha nice sözleri, öyküleri
birilerinin çıkardığı dersleri
her durup soluklandığında
her bıkıp yorulduğunda
hatırlar kendine ettiği yeminleri
.
.
.
efsanelerde, masallarda, mitlerde, dinî hikâyelerde
kahramanlara, peygamberlere, azizlere güç veren her şey
insanın elde etmek istediği bir arzu olup
çağlar boyunca o nesneyi aramasına sebep olmuştur
…
kendini arar insan
kendisinin derinliklerinde
…
bazen kızgınlıkla
bazen üzüntüyle
bazen korkuyla
isyan etse de
bu yaşam ona aittir
.
.
.
öykülerde hep bir yol ayrımı vardır
kendinden başka
soracak kimse yoktur yanında
o kadar yalnızdır ki
en sonunda
tek bir soru kalır aklında
yanıtı içinde gizli
…
seçmekten vazgeçtiğinde
anlar ki hangi yoldan gitse de
yaşanacaktır yaşam
…
dışarıdaki zorluklara değil de
içine baktığında görecektir ki
çelikten bir güç bahşedilmiştir
insana
…
arayış sona erer
insan için ancak
örste sevgisiyle parlatılmış
gücünü efsanevi excalibur’u
bulduğunda kendi içinde
.
.
.

gördüklerin ve
göremediklerinle
kaç boyut iç içedir
bilemezsin bildiklerinle
yenileri açılır önünde
keşfettikçe
.
algı araçları
sınırlı gözükür insana
göz hakim olsa da
kavrayış için
ses, koku, tat, dokunuş
gereklidir
.
dışsal boyutları
içsel boyutlarla
birleştirebilen insan
çok boyutlu bir âlemde
sanki yeniden doğar
yaşamın içine
.
boyutsuz
bir noktanın
sonsuz boyuta
açılan
geçidi
insanın içinde
gizli
.
.
.

kendinden
kendine
.
yaşam verir
sonsuz bir
kaynaktan
.
ince bir hesap
üzerine
.
böler
dağıtır
ayırır
.
.
kendinden
kendine
.
seyreyler
hepsini
bir süre
.
ancak
vakti zamanı
geldiğinde
.
bölünmüş olanı
birleştirir
.
dağılmış olanı
toparlar
.
ayrılmış olanı
yaklaştırır
.
.
.
bütün yaşam
binbir formda
.
nefes gibi verir
kendinde ne varsa
.
nefes gibi alır
kendinde ne varsa
.
.
bir tek
bu an’da
ebedî
var olur
.
.
.
insan
her sabah
doğar
sonsuz
kaynaktan
.
bölünür
dağılır
ayrılır
.
yaşama
karışır
.
insan
her gece
döner
sonsuz kaynağa
.
birleşir
toparlanır
yaklaşır
.
yaşama
karışır
.
göz açıp
kapayıncaya kadar
geçen zaman içinde
.
insan
an’da ebedî
var olur
.
.
.

zamanın ötesinde
bir yerde
.
ev
.
.
.
dışarıda değilse
mutlaka içeride
.
.
.
doğurmamış ve doğurulmamış
iken
.
düşün
.
nasıl var’oldu
tüm bu âlem
.
.
.

kutsal kaseyi
gün ışığı doldurmuş
yaşam akıyor
.
.
.

mânâ’dan madde’ye
bilinmez bir yolculukta insan
.
her ân mânâ’dan madde’ye
dönüşür yaşam
.
bütün niyetler, istekler
kimi senin, kimi özendiklerin
.
mânâ’dan madde’ye
bir bir deneyimlediklerin
.
.
merkez’de sessizlik’te
bak gönlüne
.
gerçekten sen’in olan
sen’i orda beklemekte
.
mânâ’dan madde’ye
hepsi sen’in içinde
.
.
karıştırma artık su’yu
çöksün dibine tortusu
.
en latif, en güzeli
gönlünden doğup yükselen
.
mânâ’dan madde’ye
senin fark etmeni beklemekte
.
.
.
hepimize yaşamımızın cennet bahçesine dönüştüğü, gönlümüzün tüm güzelliklerini gerçekleştirdiğimiz güzel bir yıl dilerim, sevgilerimle