ne hep cennette kalabilir insan

ne hep cennette kalabilir insan

ne de hep dünyada yaşayabilir

.

bir merakın peşinde yola düşer

tatmin oluncaya kadar ilerler

.

.

aranan bulunduğunda

yolculuk durulduğunda

.

hatırlar ana vatanı

o cennet yaşamını

.

.

.

aslında

yanlış anlatılmış bize

.

Havva

Âdem’in kaburga kemiğinden değil

.

Âdem

Havva’nın kalbinde yaratılır

.

yola düşen Âdem olsa da

arzuyu uyandıran Havva’dır

.

.

.

bir arzunun peşinde

iner cennetten

.

aradığını bulana kadar

yaşam dünyadadır

.

her yolcunun yolu en sonunda

başladığı yere dönene kadardır

.

.

ellerinle tutabildiysen arzunu

en büyük hazinen işte o an’dadır

.

dönüp gitmek istediğin yer ise

şimdi bir tek ana vatandadır

.

.

.

ne hep cennette kalabilir insan

ne de hep dünyada yaşayabilir

.

ikisini bir yaptığında

aradaki perdeyi kaldırdığında

.

gündüz açıp gece kapanan

bir çiçek misali kalbi

.

cennetini de dünyasını da

yaratır kendi anlayışında

.

.

ey insan

yaşamın konuştuğu bir tek sen

.

kalbin memnun olduğunda

bil ki cennet ayaklarının altında

.

.

.

gök’yüzü ile yer’yüzü

‘her şey boş’ dedi gök’yüzü

‘yaşam dopdolu’ dedi yer’yüzü

.

insan

gök’yüzü ile yer’yüzü arasında

.

insan

boş ile dolu arasında

.

insan

yok ile var arasında

.

.

üçüncü bir göz gerekiyor

görünmeyeni görmek için

.

.

.

büyüten yaşam

bir hücreden bir insan

bir tohumdan bir orman

büyüten yaşam

.

.

ektiğini kat be kat

biçeceğin bir program

.

.

seçer, kuvvetlendirir

geliştirir, yaşatır

ta ki nesli tükenene kadar

.

.

bir tek şikayet tohumu

çoğalır, kuvvetlenir

.

bir tek korku, bir tek öfke

seçilir, güçlendirilir

.

.

dünyada yaşam

büyütmek üzere

bir düzen

.

.

evrilir

her bir düşüncen

büyür

.

.

.

ne büyük bir dikkat ister

ekeceğin tohumu seçmek

.

.

ne büyük dikkat ister

farkındalıkla yaşamak

.

.

.

mağaradan çıktım

mağaradan çıktım

benzemiyor hiç bir yer

bıraktığım eski yere

.

ne zaman değişti

yollar

yükseldi tüm bu

binalar

.

ne zaman yabancı

oldum

bildiğimi zannettiğim

yerlere

.

.

mağaradan çıktım

karnım aç susamışım

dediler ‘senin paran

geçmez artık burada’

.

ne tanıdık bir yüz

ne tanıdık bir ses

zamanı aşmışım

bir an’a ulaşmışım

.

kıymet verdiklerim

param gibi pul olmuş

dönüş yok anladım geriye

bütün eski bildiklerime

.

.

mağaradan çıktım

karanlıktan

ışığa

yeniden doğmuş gibi

.

gözümü kapadığımda

yok sandığım

yaşam akıyor

açılmış gözlerimin önünde

.

hayretle seyrediyorum

durmaksızın var olanı

değişse de tanıdık kalanı

yaşama sunulanı

.

.

mağaradan çıktım

ne gerisi var ne ilerisi

bir ben var’ım

bir de ne varsa şimdi

.

yaşam

mağaranın dışında

bilir

acıktığımı ve susadığımı

.

yeniden keşfetmemi ister

bekler

her an yeniden doğanı

yeniden can’lananı

.

yaşam

öyle bir sınırsız ve sonsuz

her gün yeniden başlar

.

yaşam

öyle bir engin ve derin

her gün yeniden doğar

.

yaşam

öyle bir sevgiyle

bekler seni

.

yaşamı yeniden kurmanı

yeniden yaşamaya başlamanı

kalbinde eminlik ve cesaretle

yaşamanı

.

.

.

bedenin içinde göğüs kafesinde

bedenin içinde

göğüs kafesinde

bir kuş yaşar

.

kafeste yaşar

ama durmaksızın

özgürlüğü arar

.

görmeden

güneşin doğuşunu

karanlığı kovuşunu

.

tatmadan

rüzgarın serin nefesini

sınır tanımayan esişini

.

olabilir mi

özgür

bir kafesin içinde

.

değil mi ki

kuşların âlemi

gök’yüzünde

.

.

.

bedenin içinde

göğüs kafesinde

bir kuş yaşar

.

göğsü ağırdır insanın

bilmeden

içinde hapsettiğini

.

her atışında

kendine

seslendiğini

.

derinden içeriden

gelir sesi

bir an durmaksızın

.

der ki,

‘genişlet göğsünü

benim sınırsız âlemimi’

.

‘öyle bir genişlet ki

semâlar kadar

uçsuz bucaksız

alsın içine kapsasın

gündüzü ve geceyi

tüm var olanı’

.

.

.

bağlanır bir cevherle

tüm var oluş bir’birine

ince bir ağ örgüsünde

.

dolanır o cevher

tek bir yöne

bedenin kâbe’sine

.

bütün yollar

açılır aynı merkez’e

hepsinin bir tek öz’üne

.

.

.

bedenin içinde

göğüs kafesinde

bir kuş yaşar

.

adı kalp’tir bu kuşun

beslenir

sevgi denen cevherden

.

seslenir

‘genişlet göğsünü

öyle bir genişlet ki

sığsın tüm sevgim içine

sevgiden yarattığım

tüm kâinat

dolsun tek bir noktaya

öyle bir genişlet ki

açılsın tek bir noktadan’

.

bütün var oluş

susmuş dinler

sesini

kalbin ezgisini

.

her bir atışında

seslenen,

‘tüm kâinat benim içimde

ben tüm kâinatın içinde

var oluruz bir’likte’

.

.

.

aynada yansıyan

ne beyhude çabadır

ağızdan çıkan

her söz

bir taş olmuş

başkasının şeytanını

taşlayan

insanın ki

.

kim kovabilir

şeytanı

cennetten

.

kim

tek bir sözle

uzaklaştırabilir

şeytanı

kendinden

.

bir tek bilen

değil mi

o şeytan ki

yine kendi

âleminden

.

.

ne beyhude çabadır

başkasının şeytanını

taşlayıp kovan

insanın ki

.

demiyor mu sana

‘ben şeytanımı

müslüman ettim’

.

ne dinliyor

ne anlıyor

insan

bir dönüp de

içine bakmadan

.

boşuna dışarıda

zaman harcama

en büyük çaban

içine kendine olsun

.

hırçın atı

evcilleştirmek gibi

yılanı tatlı dille

deliğinden çıkarır gibi

.

sevgin tüm

yaralarının

ilacı olsun

.

.

ayna zihin

ayna gönül

olmadan

hangi çaba

ulaşabilir

sonucuna

.

hangi bahçe

dönebilir

yeniden cennete

.

taş misali hangi söz

değişebilir

mis kokulu gül’e

.

hangi şikâyet

yer verebilir

sohbete

muhabbete

.

.

insan

unutmamalı ki

aynada yansıyan

bir tek

kendisi

.

.

.

kum saatinin

kum saatinin

bir ucundan

diğer ucuna

.

.

akıyor

.

.

bilmesen de

görmesen de

.

.

var olan

.

.

her an

.

.

yaşayan

.

.

ne doğuyor

ne batıyor

.

.

akl’ın ötesinde

.

.

sınır tanımayan

.

.

kendi âlem’inde

şah damarından daha yakın

ben çocukken

her işimizi kendimiz yapardık

.

tarlayı ekenin tarlası

bahçeye bakanın bahçesi olurdu

.

herkes bilirdi ne yapacağını

nasıl yapacağını

.

yemek için tarife gerek yoktu

annelerini seyrederdi kızları

.

erkek çocuklar babalarına bakardı

nasıl onarılır kırık olanlar

.

herkesin elinden bir iş gelirdi

herkes kendi işini yapar

ne gerekiyorsa

işin erbabından sorulurdu

.

köpeğiniz mi var maması evde pişerdi

kediniz varsa tüm mahalleyi gezerdi

.

öyle bir mahalle ki

her bir evi ayrı bir memleketin işareti

kiminin aydınlık avlusu

kiminin tarhana kurutmaya damı

kiminin arka bahçeye uzanan koridorları

bahçede meyve ağaçları

ağacın dalında çocuklar

sokakta gülüşmeler

açık kapılar

sıcak kalpler

gülen yüzler

hepsi beraberdi

.

.

zaman değişir elbet

elbet daha iyisini

daha güzelini ister insan

.

yine de kalbi değişmez insanın

.

kalp

açık kapıları sever

kalp

sıcak odaları sever

kalp

sevgi ile birleşen yolları

güven ile sarılan kolları

uzandığında dokunacak

elleri sever

.

.

ne tuhaftır

zaman değişir

zaman değiştirir elbet

.

değer kazanacağım derken

kıymetli değerleri kaybetmemek

.

krallar gibi yaşayacağım derken

yaşama fakir düşmemek gerek

.

bak

.

sofraya oturduğunda

yediğin yemek

.

çıkıp yürüdüğünde

soluduğun hava

.

şu güneş ve ay

gökteki yıldızlar

bahçedeki ağaç

dalda öten kuşlar

ayn’ıdır aslında

.

.

toprağa yakın olan görür

büyüyen tomurcuğu

.

açan çiçeği

.

sabah uyanan duyar

öten kuşları

.

güneşin ilk ışığını

.

nereye yakınsan

orası sana yakın olur

.

nereye yakınsan

orası açar sana

tüm sırlarını

.

nereye yakınsan

orası sunar

bütün güzelliklerini

.

tanımak mı istersin

.

yakına gel

.

bilmek mi istersin

.

yakına gel

.

öyle bir yakına gel ki

desin sana

.

‘ben sana şah damarından daha yakınım’

.

.

.

Allah’ın vaadi gerçektir

buğday tohumunun vaadi başaktır

elma çiçeğinin vaadi meyvesidir

güneşin vaadi ışıktır, sıcaktır

gecenin vaadi uykudur, huzurdur

.

‘Allah’ın vaadi gerçektir’

.

tüm varoluş vaadini yerine getirir

bir’birine

.

bilir kimden yarar gelir, kimden zarar

kur’ar yaşamını vaatlerin üstüne

emindir

.

.

ne çok vaat verir insan da

yarın için ne çok vaadi vardır

insanın

hem kendine hem diğerlerine

bilse de bilmese de vaatlerle

döner dünya

.

.

oysa insanın kimi vaadi boş vaattir

bilir ya da bilmez ama yalan vaattir

.

vadesi dolana kadar

kazancı mı olur kaybı mı

bilemeyen insandır

.

.

hatırla diyor

vaadini hatırla

.

nedir vaadi yaşama insanın

nedir vaadi kendi yaşamına insanın

.

vadesi gelmeden

vaadini hatırla

.

.

söz verip de gitmediklerin

severim deyip sevmediklerin

hepsi senin yolunu gözler hatırla

.

yediğin yemek, içtiğin su

isteyip de hayal ettiklerin

hepsi bir vaat üzerinedir hatırla

.

.

şimdi soruyorsun ‘unutmayız değil mi?’

.

kolaydır unutmak

insan kendini unuttuğunda

.

.

çünkü en büyük vaadi kendinedir insanın

sen bu yaşama hakkını vererek

yaşamaya geldin

.

hatırla

.

her vaadin sonu ya cennet bahçesidir

ya cehennem azabı

her vaadin sonu ya huzurdur

ya kalp kırıklığı

.

öyleyse

kalbini koy yoluna

.

kendini bilmektir vaadin

kendini bulmaktır vaadin

kendini sevmektir vaadin

kendini gerçek’leştirmektir

vaadin

.

kalbinin içinde

bul safi’yeti ve doğruluğu

kalbini koy yoluna

.

ancak sen gerçek olduğunda

bilirsin

‘Allah’ın vaadi gerçektir’

.

.

.

gerçekten gören göz nerededir

yaşamdan büyük olan

kendini yansıtırken

.

.

gözbebeğinin

billur camı

ayn’a olur

.

.

her bir teli ışığın

kırılır cama vurunca

yakın uzak ayrışır

.

.

toz tanesi bile

duramaz

ayn’anın üzerinde

.

.

mükemmel bir düzende

yanısıtır

ayn’a ayn’ı

.

.

.

sor o zaman

fark nerden gelir?

.

.

gerçekten gören göz nerdedir?

.

.

.