hicret

.

mağaranın içinde

girişi örten örümcek ağı

korur hicret edeni

kendinden kendine

giremez içeriye

eski hiçbir düşünce

takılıp kalmadan

dönüşür mağarada

kozasının içinde

eşiğin ötesine

hayatın genişliğine

hicret eder varlığı

eskiden yeniye

kurar kendi devletini

çizer sınırlarını

yazar kanunlarını

yaşamın içinde

kendinden kendine

güzelliğe değişime

içindeki özüne

yeni bir vatana

cennet yurduna

gerçek evine

adım atar

mağaranın dışına

hicret olmadan

yaşam canlanmaz

hicret olmadan

özgürce yaşanmaz

.

eve dönüş

insan kendini sevmediğini nasıl anlar?

var mıdır bir yolu kendine gerçekten

hiç bakmadığını görmenin

.

unutulmuş bir toprak parçası

yeryüzünde

metruk bir arazi

.

sınırına kadar gelip

sürekli geri döndüğü

güzide bir cevher

.

insan kendini sevmediğini

nasıl anlar?

.

.

.

kimdir

içindekini bir görsen inanamazsın

diye seslenen

.

beni benden daha iyi tanıyan

kimdir

bilmediğim

.

.

.

özür dilemekten başka çaresi

var mıdır

bunca zulmün

.

ne güzelliğini

ne bereketini

anlayıp da kıymet vermediğim

.

beyhude bir sadakatle

dışarıdan

medet beklediğim

.

laf anlamayana konuşulmaz

diyerek

ümidimi kestiğim

.

hayat geniştir

diyerek

umut verdiğim

.

.

.

içindekini bir görsen

inanamazsın

.

hepsi birlik olmuş

bilmediğini öğretip

sana kendini anlatıyor

.

hepsi birlik olmuş

sevgisizliğin içinde

sevgiyi gösteriyor

.

.

.

bütün bu âlem

eve dönmen için

yol olmuş

.

.

.

görüldüğü an’da var olan

gören göz değil

bilinç bir adım ötesinde

tüm duyuların

senin için var eder

tüm bu âlemi

.

başını nereye çevirsen

yüzünü nereye döndürsen

bir an’da var olur

senin için tüm bu yaratım

senin âlemin

.

dikkat neredeyse

var oluş enerjisi oradadır

yaratım

hem çabadır

hem de çabasızdır

.

gözümü kapadığımda

karanlığın içindedir

en parlak aydınlık

ışığı yaratan nur

içeriden parlar dışarıya

.

izin verme

seni kandırmasına

dışarıdaki parlak ışıkların

seninle

oyun oynamasına

.

görüldüğü an’da var olan

sen’den sana yansıyan

hepsi sırasıyla

sen’i sana anlatan

adı yaşam olan

.

sonsuz sınırsız

ezelî ebedî

hem var hem yok olan

her şey senden

her şey senin için

.

insan-ı kebir

hepsinin

hepsinin ötesinde

.

yaratılmışı var eden

var derken yok eden

.

can verirken ruh olan

keşfederken akıl olan

.

kalbin içinde sevgi

gaybın içinde hu olan

.

göze görünen cisim

tüm varlıklarda bir isim

.

hem anlamın kaynağı

hem girdabın merkezi

.

bir yanıyla bilinen

bir yanıyla örtünen

.

halka halka dağılan

dağılıp da toplanan

.

hepsinin

hepsinin ötesinde

.

çokluğun bereketinde

birliğin kudretinde

.

bir tek

tek bir insan

.

bedenin ötesinde

en biricik gözbebeğinde

.

insan-ı sagir’den

insan- kebir’e

.

kendini bulduğunda

kendini birlediğinde

her nefeste

her nefste

yeniden

yeniden dirilen

insan

.

nutfe

iki denizin birleştiği

ışığın suya dönüştüğü

yer’de ve an’da

zamanda ve mekânda

görünmeyenden görünene

dokunduğu her şeye

can veren

dünyada adı yaşam

olan nedir?

yeni bir yaşam

geceden sabaha

ne değişebilir

ne değişebilir

derin uykudan uyanınca

.

her şey aynı iken

fark nerden gelir

nerden gelir fark

görünen hâlâ aynıysa

.

maddeye hakim mânâ

şu âlem beden midir

bedene can veren

mânâ değil midir

.

bir sır buldum içimde

görünmeyen âlemimde

kâbe’nin anahtarı

artık benim elimde

.

kapının ötesinde

bir adım mesafesinde

beklermiş beni meğer

yeni bir yaşam

.

pazar yeri

pazar yerine inmeden

geçebilir mi yaşam

halka karışmadan

sessiz

dingin

dağın başında

tek bir bulut olmadan

.

seçim yapmadan

taraf tutmadan

orta yolda

kalabilir mi insan

.

kayıp mı kazanç mı diye sormadan

nefesi havadaki esinti

çiçekleri kıpırdatan

çimenleri dalgalandıran

yüzü güneşe dönük

yaşayabilir mi insan

.

pazar yerine inmeden

inse bile görünmeden

seyredebilir mi

olanı biteni

hayatın karmaşasını

uzaktan

hiçbir şeye karışmadan

.

var olabilir mi insan

var oluşun tam içinde

merkezinde

bir o kadar da dışında

bilmez gibi bilebilir mi

gülebilir mi

hayatın coşkusuna

diyebilir mi

herkes kendi âleminde

ben kendi âlemimde

bir selam bağlar bizi

kimi zaman sözde

kimi zaman yürekte

tüm yaşamı aynı sevinçle

kucaklayabilir mi insan

.

zihnimin bahçesinden

zihnimin bahçesinden

ayıkladım bütün ayrık otlarını

.

ne zormuş

sıkıca kök salmış olanı çekip almak

.

ufacık görüp de göz ardı ettiğim

büyüyüp de ele geçirmiş her yeri bir anda

.

araladıkça otları

hiç görmediklerimle yüzleştim yavaşça

.

o karmaşada kendine yer bulup da

benim bahçemde benden habersiz büyüyen

.

bazılarını merak ettim

öğrendim isimlerini

.

şunlar şikayet otları

bu diğerleri de yabani endişeymiş

.

ne çok dedim

bir yağmurla ne de çok yayılmışlar

.

.

zihnimin bahçesinden

ayıkladım bütün ayrık otlarını

.

derin bir nefes aldım

güneş toprakla buluştu

.

ne büyükmüş bana verilen alan

ne kadar da dar zannetmişim bunca zaman

.

şimdi dinlenme vakti

seyrediyorum açılan boşluğu

.

belki bir hayal var

gözlerimin önünde

.

şurda büyüyen huzur ağacının gölgesi

etrafta gülümseyen sevgi çiçekleri

.

ne çok kuş varmış

bahçeyi hepsi kendine ev yapmış

.

hatırladım

bahsi geçmişti bir kitapta

.

cennet bahçesi diyordu

insanın gerçek evi

.

sustum

dinlerken kuşların güzel sözlerini

.

başka bir düşünce bulamadım

gökyüzü berrak mavi

.

.

.

öyle bir farkındalık ki

öyle bir farkındalık ki

temizledi on’bin yaşamın birikmişini

.

her bir an’ında

gördü bin’bir an’ın gerçekleşmişini

.

ne sitem etti ne de şikayet

tüm bunlar ilk onun başına gelmemişti ki

.

öyle bir farkındalıkla

hem ben oldum hem de sen

hem ezelden beri ola gelen oldum

hem ebede kadar olacak olan

.

öyle bir farkındalık ki

gelenler de ben oldum gidenler de

hepsini yaşayan bir ben oldum

.

öyle bir farkındalık

elimi uzattığımda

bana uzanan el oldum

.

öyle bir farkındalıkla

tüm yaşamların içinde

tek bir yaşam oldum

.

.

.