bağlıdır her varlık

bağlıdır her varlık

görünmeyen bir bedenle

bir’birine

.

tüm var oluş

görünmeyen bir bedenin

örgüsünde

.

her şeyi bilen

her şeyi gören

bambaşka bir bilincin içinde

.

bağlıdır her varlık

görünmeyen bir bedenle

bir’birine

.

.

akıl almaz bir hızla

dönen girdabın içinde

bir tek merkez

sükûnet mahalidir

.

suların durulduğu

düşüncelerin durduğu

merkez

huzurun mekanıdır

.

.

kapıldığı girdabın içinde

merkez menziline varan

insan şimdi huzurdadır

.

bağlıdır artık varlığı

tüm var oluşa

görünmeyen bir bedenin

örgüsünde

.

.

.

bütün çocuklar masallarla uyutulur

bütün çocuklar masallarla uyutulur

.

kahramanın kötülükleri alt ettiği

herkesin birbirini sevdiği

mutlu sonla biten

masallar

.

bütün çocuklar masallarla uyutulur

.

içeride bir yerlerde

gözlerini kapamış

tatlı rüyalarla uykuya dalmış

küçük bir çocuk yatar

.

içeride bir yerlerde

yaşamın masal gibi

olmasını bekleyen

bir umut yatar

.

.

yaşamsa heybetlidir

kurdu vardır, kuşu vardır

avcısı vardır, avı vardır

cesareti vardır, korkusu vardır

.

yaşamsa dalgalanır

büyümesi vardır, yaşlanması vardır

sağlığı vardır, hastalığı vardır

sevinci vardır, hüznü vardır

.

yaşamsa bilinmezdir

doğumu ile, ölümü ile

her şeyi kapsayan, kabul eden

devasa bir ummandır

.

.

içeride güzel düşlerle

uyuyan çocuk için

pek bir acımasız

pek bir çetindir

.

uyuyan, düşleyen çocuğu

içinde taşıyan insan için

pek bir kabullenilmezdir

.

.

yatağında debelenen

bir türlü uyanamayan insan

kabustadır

içindeki çocuğun tatlı rüyasını

arzulayan

kendi kabusunu lanetleyen

insan uykudadır

.

.

.

peki, kim yazdı o öyküleri?

kimdi tüm masalların sahibi?

belki de senin gibi

içindeki çocuğun rüyasının

umudunu taşıyan

bir’i yazdı o öyküleri

.

belki kalemin sahibi sendin

hatırlamadığın bir zamanda

bir var’mış, bir yok’muş diye

anlatmaya başladın

.

bir var’dın, bir yok’tun

uykunda

bir yaşamı düşledin

.

yaşamsa seni düşledi

sen yok’tun, var ol’dun

.

şimdi aç gözlerini

artık uyanma vakti

öyküleri yeni’den yazma vakti

içindeki çocuğu

gerçek yaşam’la

tanıştırma vakti

.

.

.

-dinle, bak…

bugün öykü değişti

kuşlar âleminin

ürkek, narin üyesi kumrular

cesaret pelerinine büründü

güneşin ışıkları ile parıldayan

suyun içinde

ilk defa neşeyle yıkandılar-

.

.

.

biraz yer açsa insan

biraz yer açsa insan

görmeye…

.

biraz yer açsa insan

duymaya…

.

.

dünya hâl’i kapamış

kaplamış her yanı

.

istekler, arzular

düşünceler, duygular

fark ettirmeden

insanı hapis almış

.

.

biraz yer açsa insan

gülmeye…

.

biraz yer açsa insan

neşeye…

.

.

yaşam gailesi dediği

ağırlıkla ezilmiş

.

korkular, kızgınlıklar

üzüntüler, endişeler

fark ettirmeden

insana hakim olmuş

.

.

biraz yer açsa insan

sevmeye…

.

biraz yer açsa insan

hoş görmeye…

.

dünya’ya geldiğini

yaşam’a doğduğunu

bir hatırlasa…

.

.

biraz yer açsa insan

kendine…

.

susturabilse

kendi kendi’si ile konuşan zihnini…

.

ulaşabilse

o sükûnet noktasına…

.

bilse

zihin ona ne hikâyeler anlatır…

.

bilse ve

her duyduğuna inanmasa…

.

fark etse tüm zanları da

kendi’ne yeni’den doğsa…

.

bir’az araladığı tüm kapılardan

bir’an’da içine dolan kaynakla

bir olsa…

.

yaşasa

şimdi gerçekten

yaşasa insan…

.

her bir varlığın farklılığını

zevk etse…

.

her bir varlıkla

bir bütün olsa insan…

.

şimdi burda bir tek

yaşam olsa insan…

.

.

.

ol’sun

sıradan bir gün

.

.

sabah yağmur yağdı

ol’sun

.

.

hava birden soğudu

ol’sun

.

.

şimdi güneş açtı

ol’sun

.

.

toprakta nem kokusu

ol’sun

.

.

gökyüzünde bulutlar

ol’sun

.

.

aradan güneş parlar

ol’sun

.

.

bahçede salyangozlar

ol’sun

.

.

yapraklarda damlalar

ol’sun

.

.

ev biraz dağılmış mı

ol’sun

.

.

salondaki çiçek çok büyümüş

ol’sun

.

.

bir tanesi de kurumuş mu

ol’sun

.

.

içimde bir mutluluk

ol’sun

.

.

düşünceler dağılmış

ol’sun

.

.

ufak bir hüzün gördüm

ol’sun

.

.

gördüm hemen kayboldu

ol’sun

.

.

belki biraz kızgınlık

ol’sun

.

.

gitmek için izin ister

ol’sun

.

.

gözlerimde berraklık

ol’sun

.

.

kalbimde bir coşku

ol’sun

.

.

sıradan bir günde

.

şimdi sıradan bir’i ol’dum

.

ne korkuların kurbanı

ne övgülerin kahramanı

.

ne zihnin oyunları

.

sadece kendim ol’dum

.

yaşamın güzelliği

.

hem içerde

hem dışarda

.

sıradan bir günün

.

olağanüstü sıradanlığında

.

.

.

üç katı var ev’in

üç katı var ev’in

.

alt kat zemin

yere en yakın olan

taşların, böceklerin

sessizce gezinen kedilerin

bahçeyi koruyan köpeklerin

derinlere salınmış köklerin

.

orta kat gövde

arada köprü olan

ağaçların, kuşların

bugünün manzarasında

kumru, serçe, karga

saksağan, bülbül, baştankara

.

üst kat baştacı

gökyüzüne yakın olan

engin derinliğin

bulutların, yağmurların

esen rüzgarın

parlayan gökkuşağının

.

üç katı var ev’in

.

her bir katın kapıları

ayrı bir âleme

ayrı bir manzaraya

ayrı bir canlılığa açık

.

insan

ayakları yer’de

başı gök’lerde

hem ev’in sahibi

hem tüm âlemlerin misafiri

.

üç katı var insan’ın

.

düşünceleri, duyguları dağıldığında

gök’yüzü berrak ve aydınlıktır

insan’ın

.

ayakları yere sağlam bastığında

yer’yüzü güvenilir ve bereketlidir

insan’ın

.

gök’yüzü ve yer’yüzü

arasında

üç katlı insan

gövdesiyle

her bir âlem’e köprü

bin’bir yüzüyle

yaşam’a köprü

.

hangi kattan bakıyorsa

gözleri

aslında gördüğü kendi yüzü

.

.

.

ışık prizmadan geçtiğinde

ışık

prizmadan geçtiğinde

kırıldı

.

kimi mavi oldu

kimi sarı

kimi yeşil

kimi de kırmızı

.

her bir’i

kendini

kendi renginde

gördü

.

ışık

renksiz

her rengin sahibi

.

dileyene

dilediği kadar

rengini

verdi

.

prizma nerede

diye sorarsan

dışarda arama

gözlerinin içinde

.

baktığın bu dünya

senin gözlerinden

ayrıştı

renk tayfına karıştı

.

her bir’i

kendi güzelliğinde

büründü

farklı bir özelliğe

.

yaşam

tüm renklerin sahibi

hem ayrıştıran

hem birleştiren

.

renkler

prizmadan geçtiğinde

bir’leşti

.

her bir renk

kaynakta renksiz

kaynakta farksız

tek bir ışık

.

.

.

bitmedi kavgası kargaların

bitmedi kavgası kargaların

düşen cevizin peşinde

serçeler, kumrular

kaçıştı her bir yana

‘bu iş bizim değil’ dercesine

.

ceviz ağacı dingin seyreder

ona göre hava hoş

der ki ‘kaynak benim içimdedir’

kelebekse umarsız

sanki başka bir âlemdedir

.

hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi

sonsuz bir döngüde

bıkmadan usanmadan

aynı günü yaşar gibidir

sanki kayıtlı tek bir şarkı

aynı melodiyi çalar gibidir

.

titreşiyor tüm yaşam

görünmezden görünene

ne muhteşem bir canlılık

tüm şarkıyı dinlediğinde

.

insan ise bütün bunların ötesinde

kendi titreşimini yaratmaya muktedir

belki de kendi titreşimine esir

.

sana bir güç verildi bunu iyi bil

merkez başlangıç noktası

sessiz, dingin ve engin

senin şarkıların sınırsız sonsuz

ses derinden ta içinden geldiğinde

duyacağın melodi en güzelidir

kalbinin şarkısı senindir

.

.

.

mabedin içinde

mabedin içinde

çınlayan sesi duyduğunda

kaçıştı her bir yöne

köşelerde

eşyaların arasında

kuytu deliklerde

saklanmış olan

her ne varsa

.

mabedin içinde

ayak seslerini duyduğunda

anladı hepsi

ev sahibi

geri dönmüştü

işgalleri

son bulmuştu

.

mabedin içinde

ışık yandığında

karanlık

hiç var olmamış gibi

bir anda

yok olduğunda

geçmişin gölgeleri de

kayboldu

.

mabedin içini

temizledi

insan

ve bu kadarı yeter dedi

tüm zanlara

aslında hayal olanlara

.

“mabed olan ben’im

görünen bedenime

görünmeden can veren

hem bekleyen hem beklenen

ev’in sahibi

bir tek ben’im”

.

.

.

görünmeyen şimdi harekette

rüzgarın sesini dinle…

.

hep var olan

görünmeyen

şimdi harekette

.

durgun yapraklara

can verdi

bir’den bir’e

.

rüzgarın sesini dinle…

.

hep var olan

görünmeyen

şimdi harekette

.

bazen latif

bazen şiddetli

kendi’ni gösterdi

.

rüzgarın sesini dinle…

.

şimdi duyamazsın

sessizlikte

sadece kuş cıvıltıları

.

bir an var

bir an yok

bir an coşkun

bir an durgun

görünmeyen

gösterdi kendi’ni

farklı hallerde

.

rüzgarın sesini dinle…

.

kendi’nden kendi’ne

mırıldandığın

bir

melodi

.

bazen öfkeli

bazen neşeli

hepsi kendi içinde…

.

rüzgarın sesini dinle…

.

hep var olan

görünmeyen

şimdi harekette

.

.

.

bitmemiş hikâyelerle dolu

bitmemiş hikâyelerle dolu

zihin

eksik kalmış anılar

tatmin olmamış arzular

kapanmamış hesaplarla…

.

imgeler, sözcükler

geri çekiyor

aslında

var olmayan

bir zaman’a…

.

duvara yansıyan

hareketli gölgelerle dolu

zihin

yok ama var’mış gibi

gözüken imgelerle…

.

dev bir girdabın

merkez’indeyim

imgeler dönüyor etrafımda

gözlerim kapalı ya da

açık olsa da…

.

elimi uzatsam

tutamadığım

seslensem

cevap alamadığım

zaman dönüyor etrafımda…

.

girdap

baş döndürücü

yine de ben ayakta’yım

sanki iki dünya üst üste

merkez’de farkında’yım…

.

farkındayım

zaman çarkı

girdaptaki gölgeler

başımı döndüren aslında

bütün bu hikâyeler…

.

fırtınadan beni koruyan

tek bir nokta var

sonsuz

zamansız

tek bir an var…

.

sessiz

dingin

emin

yine de coşku dolu

tek bir yaşam var…

.

o an’da

o nokta’da

bir

tek

ben var’ım…

.