Dört

Dao, içi boş bir kap misali,

Ne kadar dolsa da

Taşması mümkün değil.

Dibi olmayan bir kuyu gibi,

Onbin Varlığın kaynağı,

Keskin ve sivri olanı yumuşatan,

Dolanıp düğümlenmişi çözen,

Kor cevheri soğutup güçlendiren,

Kuru toprağı birleştirip canlandıran.

Hep en derinde ve kendi sükûnetinde.

Nasıl ortaya çıktığı bilinemez.

O ki, her şeyi ortaya çıkaran.

.

Laozi, DaoDeJing

.

Tabir ve görsel: Melike Belkıs Doğar

Üç

Yeteneği yüceltmezsen ne kıskançlık olur ne de rekabet.

Değeri yükseltmezsen ne hırsızlık olur ne de bozgunculuk.

Arzuları uyandırmazsan kalpler sükûnetini korur.

Böyledir Bilge’nin yönetimi.

Kalbi arzulardan arındırır.

Merkezin gücünü besler.

Açgözlü hırsları zayıf bırakır.

Ayakta ve dengede tutanı kuvvetlendirir.

Zihin gereksiz bilgi ve isteklerden boşaldığında,

Kurnaz ve yoldan çıkarıcı olan harekete geçemez.

Doğal olanın kendiliğinde, her şey yerli yerinde.

.

Laozi, DaoDeJing

.

Tabir ve görsel: Melike Belkıs Doğar

İki

Güzel olarak tanımlanan güzelliğin içindedir çirkinlik.

İyi olarak tanımlanan iyiliğin içindedir kötülük.

Gizlenen ve aşikâr olan birbirini doğurur.

Zor ve kolay birbirini tamamlar.

Uzun ve kısa birbirini tanımlar.

Yüksek ve alçak birbirine ölçü olur.

Ses ve söz birbirine ahenk verir.

Önce ve sonra birbirini takip eder.

Buna benzer Bilge’nin işleri,

Kendiliğinden gerçekleşir,

O konuşmadan öğretir.

Onbin Varlık durmaksızın bir görünür bir kaybolur.

Onları meydana getirir ama sahiplenmez.

Gerekeni yapar ama üstünde durmaz.

Her şey olur, hiçbir şey eksilmez,

Hepsi her zaman onda, ondan, onunladır.

.

Laozi, DaoDeJing

.

Tabir ve görsel: Melike Belkıs Doğar

Bir

Dao’nun hakikati, sözcüklerle ifade edilemez.

İsimlerin hakikati, verilen isimde bulunamaz.

Yer ve Gök, isimsiz olandan gelir.

İsim aldığı ân’da Onbin Varlığı doğurur.

Arzulardan arınan, görebilir gizleneni.

Arzuların peşinde, görünen sadece varlıktır.

Bu ikinin kaynağı bir, farkı isimdedir;

Tıpkı karanlığın gizemine benzerdir.

Karanlığın en koyu noktası,

Bütün gizemlerin özüne açılan kapı.

.

Laozi, DaoDeJing

.

Tabir ve görsel: Melike Belkıs Doğar

Yol

Anlatılan odur ki,

Bulunduğu yerde artık yapacaklarını tamamladığını anlayan yaşlı bilge yola çıkar…

.

Bir yerden ayrılmak demek, geride kalanların ve ileride olanların ortasında durmak demektir.

Eşik noktası sınırdır. Ancak doygunluğa erişen geçebilir eşik noktasını.

Her sınır ayırır ince bir çizgiyle.

.

Yaşlı bilgeyi tanıyan sınır görevlisi, hürmetle karşılar geleni.

Beklemektedir gelişini. Doygunluğun farkındadır.

Tıpkı bir çocuk gibi, yaşam ve yaşlı bilge birlikte gülümserler hayata.

.

.

Her ne kadar bu yolcunun bir izine ihtiyacı olmasa da, bir rica vardır kapıda onu karşılayan:

Geride kalanlar için kalıcı bir iz, yolda olana ışık olacak bir rehber.

.

Bunun üzerine, sınır kapısında yürüdüğü yolun adımlarını anlatır yaşlı bilge.

Birbiri ardına eklenip yolu var eden adımları.

İlerlerken geriye döndüren, sonu ve başı birleştiren, hem başlatan hem bitiren adımları, sözcüklerin içine sırlar.

.

Nasıl ki on rakamı tamamlar ve bir sonraki basamağa geçirir artık kendi âleminde gelişmeye yer bırakmazsa, dokuz rakamı gelişim ve devamlılıktır.

Yaşamın süregelen devinimi gibi her bir adım dokuzun bir parçasıdır, kendini hem tamamlar hem de bir sonrakine devreder.

Dokuz kere dokuz hem yürünen yolun uzunluğunu hem de gelişim getirdiğini gösterir.

Sınırı geçen adım ise onuncu adımdır, 1 ve 0’ın birleşmesidir, hem vardır hem de yoktur, bir öncekini tamamlarken başlattığı yeni bir mertebede yeni bir döngüdür. 

.

.

Yol üzerinde adımlar, bir ileri bir geri, bir yukarı bir aşağı, hiç tükenmeden devam eder…

Sınır kapısında söze sırlanan öğreti yolu ve yolcuyu, yaşamı anlatır.

Ne biri diğeridir ne de birbirlerinden ayrıdırlar.

Öğrenilen ve öğretilen yaşamın gizemidir.

Kendini yaşam olarak gösterenin dilini anlamadan, konuşulamayacağını söyler.

Yine de bu konuşma sözcüklere ait değildir.

.

Yaşam sadece kendisi ile bütünleşenle konuşur, sözcükler olmadan…

.

.

.