
Toprağın araladığı noktadan,
kaynaktan,
yeryüzüne çıkan su…
Görünüşte anlaması zor;
yararlı mı,
yoksa zararlı mı?
Okyanuslar ve denizlerin acı suyu,
kendi içinde yaşayan için kıymetlidir.
Suyun dışında yaşayan için,
içilebilir olandır,
hayatı devam ettiren.
Saf, temiz, arınmış olandır,
yaşam veren…
.
İçeriden dışarı çıkan,
yeryüzünün çizdiği yolda akan su,
safiyetinde kalamaz.
Su, toplayıcıdır.
Geçtiği her noktadan,
toplarken seçim yapamaz.
Bu yüzden yolculuk bittiğinde,
tekrar geri döner çıktığı kaynağa,
toprağa.
Kirlerinden arınıp
safiyetine geri dönmek için…
.
Toprak, bir filtre gibi,
suyun içine hapsolanları temizler.
Ancak, toprağın bunu yapabilmesi için,
suyun yavaşlaması gereklidir.
Su, nehir olur, ırmak olur, akarsu olur.
Yukarıdan aşağıya doğru bir harekette,
durmaksızın ilerler.
İlerledikçe hız kazanır,
birleştikçe güçlenir,
öyle hızlanıp güçlenebilir ki,
önüne ne çıkarsa yıkıp geçebilir.
Suyun bu gücüne yakalanan,
akıntıyla çaresiz sürüklenir.
Sadece, birikecek bir alan bulduğunda,
yavaşlayabilir su.
Haznesi tutmaya yeterliyse,
bu alan göl olur, deniz olur, okyanus olur.
Devasa bir toprak kap gibi,
içine dolanı saklar,
yeryüzü.
Bazen de, toprak bir havza olur.
O zaman su için dinlenmek,
yolculuğun tozundan kirinden
arınmak mümkün olur.
Yüzeyde, önce yapraklar,
dal parçaları ve taşlar,
çer çöp ne varsa
dışarıda bırakır toprak.
Yeryüzünden yeraltına,
içeriye nüfuz ettikçe,
suyun yatayda süregelen yolculuğu,
toprağın derinliklerine doğru,
dikeyde devam eder.
Her bir katman suyu gittikçe saflaştırır.
Öz olanı ortaya çıkarıncaya kadar…
.
.
Bilgi, yaşamdır.
Saf bilgidir her şeyi var eden.
Kâinat, dünya, tabiat ve hayat,
tüm varlıklar bilgiden ortaya çıkarlar,
kendilerinde var edici bilgiyi ortaya çıkarırlar.
Bilgi,
ruh olur,
akıl olur,
can olur,
beden olur.
Yaratıcı bilgidir bu…
Görünmeyenden görünene,
mânâdan maddeye dönüşen.
Tüm kâinat ve dünya üzerinde yaşam,
bilgi ile kendini var etmeye devam eder,
sahip olduğu bilgiyi,
tekrar ve tekrar doğurarak.
Öyle saf ve somdur ki bu bilgi,
her seferinde, her bir varlıkta,
yeniden ve bozmadan taşır özünü içinde.
.
Ve bilgi düşünce olur insanda.
Suya benzer,
insanın içindeki bir kaynaktan çıkar,
dünyaya yayılır.
Farklıdır yaratıcı bilgiden.
İnsanî bilgi,
kaynaktan çıktığı gibi kalamaz,
su gibi toplayıcıdır.
Kim ne kadar anladıysa o kadarını,
kimi anlamadan,
kimiyse kendi fikrini katarak
bilgiyi aktarır.
Aktarıldıkça bilgi,
saflığını ve özünü yitirir.
Zaman geçer,
bir kısmı unutulur,
bir kısmı yanlış hatırlanır.
Suya benzer insanî bilgi,
yolculuğunda kirlenir,
besleyici, geliştirici yönünü yitirir.
.
.
İnsan, bir kaynaktan doğar,
dünya yaşamına.
Özünde her ne varsa,
içinde taşır.
Bilgiyi ve düşünceleri,
toprağı ve suyu.
İnsan, hem saftır hem de kirlenen.
Hayatı öğrenirken toplayıcıdır.
Bir yandan gelişirken,
bir yandan saflığından uzaklaşır.
Tekrar kaynağını bulması gereklidir.
Kirlerinden arınıp
safiyetine geri dönmek için…

.
.
Dünya, yaşamın barınağı.
Ruhun saklandığı kap.
Her şeyin hem doğduğu
hem geri döndüğü yer…
Dünya yaşamını anlamak,
bazen zordur insan için.
Anlamak için ne olduğunu,
perdesiz görebilmesi gerekir.
Perdesiz görmek,
algı kapılarının arınması demektir.
Yaratıcı bilginin
kendini ortaya çıkarmasına izin vermektir.
.
İnsan,
duygu ve düşünceleriyle yaşayan…
Beden toprağı, suyu içine alır,
topladığı her ne varsa,
bir filtre gibi ayrıştırır.
Kabı dar olanın,
içi çabuk kirlenir.
Kabı geniş olandır,
ayrımsız arındıran.
Arınmak,
alınanı vermek,
toplananı bırakmaktır.
Nihayetinde, dünya toprağıdır,
her şeyi arındıracak olan.
Arınmak,
örtülü olanın ardındaki
hakikati görebilmektir.
Dünya yaşamını anlamak,
bazen zordur insan için…
.
İnsan ve dünya,
birbirinden ayrı değildir.
İkisi birbirini doğurur.
İç dışa çıkar,
dış içe döner.
Ruh ve beden,
birbirinden ayrı değildir.
Varlıkları,
iki gibi görünenin birliğidir.
İç dışa çıkar,
dış içe döner.
Yaratıcı bilgidir,
hepsini var eden.
Can ile hayat veren.
Ruh ile anlam katan.
Ve yaşam,
hepsini ve her şeyi
gerçekleştiren bir tasarım.
Ne bir fazla ne bir eksik.
Her ne oluyorsa yaşamda,
arındırmak için.
Çünkü, saf, temiz, arınmış olandır,
yaşam veren…
.
.
.
