pazar yerine indim bugün
iki kefeyi dengeledim
ölçüp biçerken
almayı unuttuklarımı aldım
vermeyi unuttuklarımı verdim
kapalı kapıların önünde
kayıp olan tokmağın izinde
açılmış emanetleri
eski bir dilde anlatılana
yeni bir kelime ekleyen kuşu
yazılmış kitapların kanatlarını
noktaları ve noktasızları
henüz yazılmamış olanı
gökyüzününün haritasını
dünyamın
merkez noktasını buldum
.
pazar yerine indim bugün
dinledim bana söylediklerini
eskiye duyduğu özlemi
ufak serzenişlerini
yine de yeninin zenginliğini
bereketini güzelliğini
seyrettim kendimi
eski zincirlerimi
kıran fetihlerimi
sonsuz çeşit renklerimi
çiçeklerimi
bir ağacın gövdesinde
yaşamın mucizesini gördüm
.
pazar yerine indim bugün
içimde bir coşku
tüm duyularım açık
ayırt edip seçmeden
kucakladım dışımdakini
.
pazar yerine indim bugün
ne kırmızıyı seçtim ne de maviyi
iki kefeyi dengeledim
ölçüp biçerken
almayı unuttuklarımı aldım
vermeyi unuttuklarımı verdim
birini diğerine tercih etmeden
içimi ve dışımı
eşitledim bugün
.
.



























.
