Savaş ve Barış

Geçtiğimiz günlerde bahçede düzenleme yapıldı… Ağaçlar budandı, toprak çapalandı, yabani otlar temizlendi… Ardından yeni çiçekler dikildi ve çimler ekildi…

Uzun ve emek isteyen bir çalışma sonrasında bahçe tazelendi ve güzelleşti.

Her emek devamlılık istiyor.

Bahçedeki tüm yabani otlar ve dökülmüş olan yapraklar temizlenince, yeni çimler ve çiçekler için yapılan düzenli sulama ile birlikte –aslında uzun bir süredir varlıklarını gözlemlemiş olduğumuz– salyangozlar ortaya çıktı.

Birkaç tanesi problem olmazdı… Yüzlerce olunca aynı şeyi söyleyemiyorsunuz…

Önceki yıllardan biliyorduk, her yağmur yağdığında ve gece olduğunda bahçeyi hâkimiyetlerine alıyor, dışarı çıkmamızı ve rahatça yürümemizi engelliyorlardı. Yine de idare etmiştik.

Ta ki, emeğe dokundukları ân’a kadar.

.

Yaşamda her şey için emek verilir. Bazen yapılan çok kolaydır, verilen emekten söz edilmez. Bazen de emek görev ile bütünleşmiştir, emek olarak görülmez.

Şimdi karşılaştığımız, varlığını fark ettiren bir emek ve onun korunması idi.

.

Aklıma tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar geldi. Emeğiniz geçim kaynağınızı sağladığında hiç bir şekilde boşa gitmesini istemiyorsunuz. Bugün tarım ilacı kullanıyorlar diye suçladığımız çoğu kişi belki de ufak masum bir adım ile girdi bu yola. Emeğini korumak.

Bahçede yaşayan kedi ailesini, diğer canlıları ve kendimizi de dikkate aldığımızda ilaç kullanamayacağımızın farkındaydık. Doğal yöntemleri araştırdık ancak bazılarını uygulamak kolay değildi. Ayrıca sonuç verdiklerinden de emin olamıyordunuz.

Neden bu kadar çoğalmışlardı? Çünkü yaşamlarını tehdit eden bir unsur bahçede mevcut değildi. Beslenmelerini ve üremeleri sağlayan ortam ise mükemmeldi. Doğa kendi içerisinde dengeyi korumak için av-avcı modelini kullanır. Bahçede salyangozları avlayan diğer bir canlı yoktu. Belgesellerde kazlar gibi kanatlıların salyangozlarla beslendiklerini görmüştüm, çiftliklerde kullanılan bir yöntem, bu, çok çeşitli canlıyı bir arada bulundurarak bir denge sağlamak üzerine kurulu. Biz ise çiftlikte değil bahçe içinde yaşıyorduk ve böyle bir imkânımız yoktu. Yumurtlama zamanı kalsiyum ihtiyacı için salyangoz yiyen kuşlar ise bu kadar büyük bir popülasyonu dengeleyemezdi.

Diğer bir doğal çözümü seçtik. Önerilerin ilki; toplamak.

Evet, toplayıp uzak bir bölgede tekrar doğaya salmak hem onlar hem de bizim için ideal bir çözüm yarattı.

Ve başladık, toplamaya….

.

Bir işi hakkıyla yapmak için dikkatinizi tamamen o işe vermeniz gerekli.

Başladığınız ân’dan bitireceğiniz ân’a kadar, hedefiniz, amacınız, yapacaklarınız, tüm varlığınız o işe ait olmalı.

Toplama süreci bir cins hasat benzeri odaklanma istiyor, toprakla aynı renkte olan bir canlıyı ayırt edip bulmak her zaman kolay değil, baktığınız halde göremiyorsunuz, bazen de aşırı odaklanma yüzünden gözünüzün önündeki görünmez hale geçiyor.

Hafta boyunca, aktif oldukları sabah ve akşam saatleri, birlikte topladık. Gece el feneri ışığında bahçenin ücra köşelerinde dolaştık.

Bir hafta sonunda yüzlerce diyebileceğim adette salyangoz bahçeden ayrılmış yeni ikâmetlerine geçmişti. Artık bahçede rahatça yürüyebiliyorduk. Çiçekler ve çimler güven altına alınmıştı. Emek boşa gitmemişti.

Tam da bu sırada kendimde bir şey fark ettim. Gözlerim sürekli salyangoz arar olmuştu. Temizlenen bölgelere tekrar tekrar bakıyor, bir tane bulduğumda acaba kaç tane daha var diye düşünüyordum. Normal halimden çıkmış, anormal bir hale geçmiştim. Neyse ki, yapılan iş sıradışı olduğu için bu anormalliği fark etmem uzun sürmedi. Gözlerimi yerden kaldırıp tekrar kuşları dinlediğim bahçedeki ağaçlara çevirmem, oyun oynanan kedileri, gökyüzündeki bulutları seyretmem çok da zor olmadı.

Bu sefer, girdiğim yan yoldan kolayca ayrılıp kendi yoluma, doğru yola geri dönebilmiştim.

Düşündüm… Her zaman fark etmiş miydim acaba yoldan çıktığımı? Ana yolumu terk edip, yan yollara girdiğimi, o yan yollarda kaybolduğumu, kendimi unuttuğumu, normalimi çok çok geride bırakıp anormal bir hayatın içine daldığımı, hedeflerime ulaşacağım diye sabitlendiğimi, gözlerimin, kulaklarımın, tüm duyularımın sadece bir şeyleri içeri alıp diğerlerini dışarıda bıraktığını, düşüncelerimin aynı döngülere takılıp genişlemeyi durdurduğunu, bütünü kaybettiğimi, daraldığımı, kısıtlandığımı, özgürlüğümü bile bile feda ettiğimi… her zaman fark etmiş miydim?

.

Vatanınız düşman işgali altında olsa yapılacak bellidir. Yaşadığınız toprakları korumak için savaşırsınız.

Savaş kazanılır ya da kaybedilir. Bittiği bir ân vardır. O ân’dan sonra savaş bırakılır, yıkılanın yeniden inşasına geçilir. Artık topraklarınızda gördüğünüz her yabancı düşman değildir. Hatta onlara misafir denilir, gelip geçici olan, bir süreliğine konaklayan, sizinle aynı havayı soluyan, aynı şeyden beslenen, kendi âleminde var olan bir misafir.

Aslında hepimiz kendi âlemlerimizde var olan misafirleriz birbirimize.

Ne zaman ki yaşamsal tehdit haline geliyoruz, o zaman düşman oluyoruz. Ne zaman ki yaşam verir oluyoruz, o zaman dost oluyoruz.

Bu dünyada hayatın var olmasını sağlayan güneş ışığı bile çok fazla olduğunda yakıcıdır, su bile çok fazla olduğunda boğucudur, toprak bile çok fazla olduğunda ezicidir.

Dünya yaşamı denge üzerine kuruludur. Bizden de dengeyi korumamızı bekler.

Salyangozların bu kadar önemli bir unsur olacağını hiç düşünmemiştik. Evet ordaydılar, sayıca çoktular ve rahatsız ediyorlardı ama sanki çok önemli değildi.

Tıpkı bedenimizde baş gösteren hastalıkların ilk uyarıları gibi. Birikerek bir süre sonra başa çıkılamaz hale gelecek olan düşünceler ve duygular gibi. Yorgun olduğumuzda dinlenmemizi, sevmediğimiz işi bırakmamızı, bizi mutsuz eden yaşamımızı değiştirmemizi söyleyen iç sesimiz gibi.

Gözlerimiz tek bir hedefe kilitlendiğinde, artık duymaz oluruz o iç sesi, göremez oluruz bütünü.

Bazen o hedef bize bile ait değildir, fark etmeden terk ederiz ana yolu, doğru yolumuzu.

.

.

Vücutta enflamasyon, beden içinde savaş çıkması gibidir. Şartlar değişiyor, buna rağmen, insan bir şeyleri hâlâ koruyabileceğini düşünüyordur. Yaşanılan bu kaygı, bitmek bilmeyen bir zihinsel mücadele, bedenin hastalanmasına neden olur. Enflamasyon, iki çatışan zihinsel yönlendirmenin ifadesidir; biri işgal etmek ve yıkmak ister, diğeri korumak ve onarmak ister.

Çok fazla kaygı… Gelecek için endişelenmek, mevcut olanı elde tutmaya çalışmak.

Yaşam ise, ‘her zaman zorluklar ve hayal kırıklıkları olacaktır‘ der. İnsan bunlarla yüzleşmeyi öğrenmeli ve gerilemeler olmasına rağmen ileriye doğru gitmeyi sürdürmelidir. Sakin kalmak ve aşırı endişe olmadan yaşamla yüzleşmek önemlidir. Böylece insan bedeni sağlıklı tutarken zorlukları aşmayı başarabilir.*

.

Yaşam, savaşın ardından barış gelmesi gerektiğini anlatır.

Barıştır, yeniyi, iyi ve güzeli kuracak olan, gelişmeyi sağlayan.

Asıl hedef, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözleriyle işaret edilendedir.

Asıl emek, yaşamın dengesini anlayıp, yaşamla birlikte ilerlemektedir.

.

Salyangozlar ekolojik dengenin bir parçası. Yeşil alanlarda çürümüş yaprakları besine çevirerek bir cins temizlik yapıyorlar. Kabukları bazı arı türleri için yuva oluyor. Aslında çoğaldılarsa orada temizlenmesi gereken bir şey olduğunu işaret ediyorlar. Çürümekte olan bir şey, toprağa ait olan bir şey. Bu, yapıcı dengeyi sağlayan döngü. Yıkıcı döngü ise taze ve yeni olanın yok edilmesinde.

Savaş da aynı şekilde bir dengenin parçası. Elde olanı fark etmek ve kıymetini bilmek için sarsıcı bir etki. Topraklarınızın ücra köşelerini gece karanlığında karış karış dolaşıp keşfetmenizi ve ayak bastığınız her yere ışığı, aydınlığı getirmenizi sağlayan bir etki.

Işıkla birlikte gece aydınlanır, her şey aşikâr olur.

.

İnsan

Elde etmeyi bildiği kadar bırakmayı da bilmelidir.

İlerlemeyi öğrendiği kadar durmayı da öğrenmelidir.

Almayı sevdiği kadar vermeyi de sevmelidir.

Yaşam

Kazancın yanında kayıp,

Gücün yanında zayıflık,

Başarının yanında başarısızlık,

Zorluğun yanında kolaylık verir.

Yaşam insandan dengeyi kurmasını ister.

.

Bütünün dengesidir gelişimin, ilerlemenin, var olmanın anahtarı.

Daha geniş bir bilince açılan kapının bu anahtarı insanın kendi elindedir.

Kapıyı açmak ve o eşikten geçmek insan için barışın başladığı yerdir.

.

.

.

* Vücutta enflamasyon bilgisi için referans kaynak: Emei Qigong 13. Soy Sahibi Grandmaster Fu Wei Zhong, Doğu Psikolojisi: Chan ve Yi Jing Kalp Enerjisi Belirleyici Şifa Metodu’na Giriş

Leave a comment