
Masaldır ya, anlatılır…
Kurbağa prens, güzel prensesin öpücüğüyle gerçek kimiliğine, insan olan prense dönüşür.
Güzel prenses de, kibirli bir genç kızdan, sevgi dolu bir genç kıza dönüşür.
Her şeyin sahibi ve hakimi olmak isteyen kötü kalpli kraliçe sonunda bir cadıya dönüşür.
İyi kalpli, tatlı dilli güzel kadınlar perilere dönüşürler.
Çocuklar yetişkinlere, yetişkinler çocuklara dönüşür.
İnsanlar hayvanlara, hayvanlar insanlara dönüşürler.
Güzel ve çirkin, iyi ve kötü dönüşür.
Sihirli bir el dokunur, dönüştürür her şeyi ve herkesi…
Masallar mutlu sonla biter.
Aslında bütün hikâye bir dönüşümü anlatır.
Mutlu sona ulaştıran bir dönüşüm.
.
Dönüşen ya dışsal görünümdür ya da içsel duygu ve düşüncelerdir.
Karakter dönüşür. Kendinden başka birisi olur.
Karakter dönüşünce yaşam dönüşür.
Bütün kötülükler geride kalır. Saf olan ortaya çıkar.
Kötüyü alt eden ise, ya iyinin gücüdür ya da kendisinden daha kötü olan.
Ama ne olursa olsun, kötülük, ne insanın içinde, ne dışında, ne yaşadığı ülkede kalamaz.
Bu yüzden, türlü zorluklardan geçse de, masalların mutlu sonla bitmesi kolay gözükür.
Her şey dönüştüğünde, iyilik ve sevgi olduğunda, mutluluk bir anda kendi kendine ortaya çıkar.
Masalı dinlerken insan içinde emindir sondan, emindir ama, nasıl ulaşılacağı dışarıda bilinmez gözükür.
.
.
Masalın içinde…
Masal ama, masalın dışında…
Yaşam.
.
Yaşamın içinde, bugün, insan iyi kaderiyle ya mutludur zaten masaldaki gibi, ya da kötü kaderin pençesinde mutsuzluklara sürükleniyordur nasıl çıkacağını bilemeden.
Masalda yardım dışarıdan gelir gibi gözükür.
İnsan hatırlarsa o sihirli eli, dışarıdan içeriye dokunan…
Tek çıkış dönüşüm ile gelecektir, içeriden dışarıya dokunan, mutlu sona götüren.
.
Dönüşüm.
Ancak önce, kim olduğunu görmelidir insan?
Kurbağaya dönüşmüş, bütün sahip oldukları elinden alınmış prens mi?
Kibirli, sadece kendini düşünen prenses mi?
Kötü cadı mı? Yoksa iyilik perisi mi?
Hangi hayvana dönüşmüştür yaşamda, hain kurt, açgözlü domuzcuk, doymak bilmez fare, ürkek tavşan mı olmuştur?
Hangi insana dönüşmüştür yaşamda, aslan gibi yürekli kral mı, ejderha karşısında bir ejderha kadar korkusuz duran şövalye mi olmuştur?
Kim olmuştur insan şimdi?
Huysuz, mutsuz, sürekli eleştiren, öfkeli, yaşlı, hasta biri mi, yoksa yeni bir adım atmaya korkan, eskinin özlemiyle yaşayan birisi mi?
Ve aslında kime dönüşebilme potansiyeline sahiptir insan?

.
.
Neden insanlar çocukları masallarla büyütür?
Hayat bir masal değilse, nedir anlamı çocuklara masalları öğretmenin?
O ince çizgi ne zaman nerede çizilir, hayatın gerçekleri ve masal dünyası arasında?
İnsan ne zaman ve nerede unutur dönüşebileceğini, bu yaşamın sadece onu dönüştürmeye çalıştığını?
.
Direnmeyi bıraksa insan… Göremez mi kendi içinde gizleneni?
.
Masalda mutlu son için tek bir şey yeterlidir…
Sevgi.
.
Bütün zorluklar tek bir yolun olduğunu göstermek içindir.
Doğru yolu bulan için kötülük barınamaz hayatta, ne insanın içinde, ne dışında, ne de yaşadığı ülkede.
İnsan emindir sondan, emindir ama, nasıl ulaşılacağı bilinmez gözükür.
.
.
Bu yaşam bir dönüşüm dünyasıdır insan için.
İçindeki sevgiyi ortaya çıkarıp dönüşebilen için mutlu son kolaydır.
Dönüşmeyen ise, bu masaldan düşer bir başka masalın içine, şimdi belki kötü cadı olmuştur belki de hain kurt, şanslıysa eğer bu sefer dönüşür güzel bir kraliçeye ya da cesur bir krala.
Ama ne tuhaftır ki, masalı dinlerken her şeye inanan insan, yaşamda inanmaz olur anlatılanlara.
.
İnanmayanlar için, tek bir seçenek kalır geriye…
Doğru olup olmadığını deneyerek görmek.
Uzağı yakın etmek.
.

Bir kez kendini değiştirmeyi başarabilirse insan,
Bir kez içindeki sevgiyi kurtarabilirse hapsettiği kuleden,
Emin olur o zaman her şeyin değişebileceğine,
Yeni bir hikâyede yeni bir insana dönüşebileceğine…
.
