Dönüşüm Sanatı

Biraz hesapsız bir pazar alışverişi sonunda tüketemediğim sebzeleri ne yapacağımı düşünüyorum. Hâlâ tazeler ama sıcak havanın da etkisiyle benim onları adı konmuş yemeğe dönüştüresim yok. Aklımda başka fikirler beliriyor. Hafta başındaki planım değişti…

.

Yapmak istediğim resim sulu boyaya hakim olamayışım nedeniyle tahminimin dışında bir seyir izledi. Aklımdaki ile karşımdaki aynı değil. Ancak hâlâ içindeki güzelliği görebiliyorum ve sanki resim benimle konuşuyor, devam etmek istiyorum. Şimdi resime dair aklımdaki plan değişti…

.

Yaşamım bir on yıl, yirmi yıl, belki otuz yıl önce farklı yollarda ilerliyordu. Bugün burada ve bu halde olacağımı hiç düşünmemiştim. Yoldaki dönemeçleri, ayrımları, çıkmaz sokakları görebiliyorum. Artık takip etmeyi istemeyeceğim hedeflere yöneliyorlar. Şimdi ise ben bambaşka biri gibiyim. Yaşamım, bazen benimle bazen de bana rağmen, değişti…

.

Yeniden hayat vermek yaşamın belki de en büyük mucizelerinden birisi.

Fazla gelen meyve ve sebzeleri hiç düşünmeden çöpe atabilirim. Ancak aklıma gelen fikirler onların yeni bir hayat için dönüşebileceklerini gösteriyor.

Düşündüğüm gibi olmayan resmi kaldırıp bir kenara koyabilirim. Yine de içinde gördüğüm güzellik tahmin bile edemeyeceğim bir oluşumu açığa çıkarıyor.

Ben, birçok yerde kendimi başarısız, kaybolmuş ve mutsuz hissedebilirim. Halbuki yaşam her an beni bambaşka bir şeye dönüştürmek için bekliyor.

.

.

Bugün insanlığın yaşadığı en büyük sıkıntılardan biri geri dönüşüm. Belki de ismi yanlış koyduğumuz için bir türlü istenilen sonuçları alamıyoruz. Tekrar ve tekrar aynı sistemin içine sokmak üzere şekil değiştirmenin yeterli olacağını düşünüyoruz.

Geri dönüşüm yaşamın içinde pek de anladığımız gibi işlemiyor.

Dönüşen her şey ileriye yönelik, daha doğru bir isim sanırım ileri dönüşüm olurdu.

Hayatın içinde bazı kavramlar ya yanlış anlaşıldığı için yanlış isimlendirilmiş ya da bir zamanlar içlerinde barındırdıkları hakikat şimdi unutulduğu için doğru şeyi işaret edemiyorlar.

Yeniden doğum gibi.

Bazı dillerde tekrarı ifade eden bir ön ek ile tanımlanan bu kelime veya buna benzer üretilmiş kelimeler, üzerine düşünmediğinizde, sizi anlatmak istediği şeyden tam tersi bir yöne doğru uzaklaştırabiliyor.

Oysa geri dönüşüm önce dönüşümü, yeniden doğum önce doğumu anlamak gerektiğini fısıldıyor insanın kulağına…

.

Doğum bir yaratım mıdır yoksa bir dönüşüm mü?

.

Maddesel olarak baktığımızda dünya üzerinde tekrar bedenlenen her şeyin moleküler bazda mevcut olanı çözüp tekrar birleştirerek kullandığını söyleyebiliriz. Organik bileşenler çözünerek toprağa, suya, havaya karışır ve tekrar birleşerek yeni bir canlı beden oluşturur. Hayatını sürdüren canlı bir organizma kendisine besin olup can katacak olan diğer organizmaları içine alır ve atık olanı tekrar dışına gönderir. Sonsuz bir devinim içerisinde bu moleküler yapılar kah bitki olur, kah hayvan ya da bir bakmışsınız bunları okuyup yazan bir insan.

O halde, doğum gerçekten nedir?

Tarih boyunca bu soru tabii ki sayısız defa sorulmuştur. Bize gelen yanıtlar doğumun bedenle sınırlanmadığını anlatıyor. Bedenin gelip geçiciliğini fark eden insan bedenin ötesinde olanı anlamaya çalışmış.

Bedensel olarak her doğum madde boyutunda özünde bir dönüşüm ise, yaratımı gerçekleştiren bedenin ötesinde bir şey olmalı. Büyük ihtimalle, bize bir yaratım olduğunu söyleyen de bir yaratıcı olduğunu söyleyen ile aynı kişi…

.

İnsan kendini bu âlemde yaratılmış olarak gördüğünde kendini yaratmış olan yüce gücü arar. Hem kendini hem de içinde var olduğu bütün bu âlemi, kâinatı, canlı cansız tüm varlıkları yaratmış olan, zâtını göremediği ancak gücünü yarattıklarının ihtişamında ve gizeminde görebildiği yaratıcıyı arar.

Dünya üzerinde ise, bu arayış aslında hiçbir zaman aradığını bulamayacak. Dışarıda hiç bir yerde kendi varlığını bizzat gösteren düşündüğümüz anlamda bir yaratıcı yok. Bu varsayılan yaratıcı ancak yaratılmış olanlar üzerinden gözlemlenebiliyor ve biliyoruz ki yaratılanların sonu yok. İnsan, bu dünyada göremediğini öbür dünyada göreceğini düşünmüş, bir zamanlar…

.

Doğum bir yaratım değil de dönüşüm ise, o zaman gördüğümüz nedir?

.

‘Doğmamış ve doğurulmamış olan. Tek, yekpare ve katışıksız olan. Eşsiz ve yegane olan’ın sonsuz ve sayısız yüzü…

İnsanın içinde var olduğu dünya bu tek, yekpare, katışıksız, eşsiz, yegane olandan başka bir şey olabilir mi?

İnsan, kendisini bundan ayırabilir, ayrı görebilir mi?

O ki, doğmamış ve doğurulmamış ise, insanın doğması mümkün müdür?

.

.

Hayat insanı büyülüyor.

Bunu romantik bir bakış açısıyla söylersek dünyanın ve yaşamın güzelliği, şaşırtıcılığı, muhteşemliği insanı gerçekten de kendisine hayran bırakıp gözlerini başka bir şeye çevirmesine engel oluyor diyebiliriz.

Ancak aynı şey yaşamı anlamak açısından da geçerli. İnsan hayatın mevcut oluş şekliyle ve hayata dair söylenenlerle büyülenip bazen gözünün önündeki gerçekleri göremeyebiliyor.

.

Her doğum yaşamın bir dönüşümü. Yeniden bambaşka bir seyrana dalıp yola devam etmesi.

.

Yaşam bazen dönüştürmek için bekler, şimdi var olanın tamamen mevcut potansiyelini gerçekleştirmesini. Bazen o potansiyel bir türlü açığa çıkmaz, o zaman yaşam yine dönüştürür, elindeki hazır tazeyken bambaşka bir potansiyele çevirir. Hiçbir potansiyeli açamayan bile kıymetlidir yaşam için, vakti geldiğinde diğerlerini besleyecek olan temel kaynağa, gıdaya, güce dönüşür.

Yaşam en büyük dönüşüm ustasıdır. İçinde her ne varsa buluşturur, birleştirir ve dönüştürür. Bitmeyen ve sonu gelmeyecek bir döngüde her birini açığa çıkarır, görür ve bilir.

Gören ve bilen fark edendir.

İnsan fark edip anladığında doğmamış ve doğurulmamış olanı, yaşamı, bilir ki gözlerini açtığı her yeni gün yeni bir potansiyeldir. Dün var olan dönüşmüştür çoktan. Bugün yepyeni ve taptaze gerçekleşmeyi beklemektedir.

.

Hiçbir şeyi kalıcı zannetme

Göz açıp kapayıncaya kadar

Değişti her şey

Sen elinde tutmaya çalışırken

Çoktan dönüştü

Eski olan yeniye

Gece gündüze

Yekpare bir âlemde

Birinden diğerine

Birbirinin içinde

.

Bugün ben neye dönüştüm… Bir zamanlar var olan ‘ben’ şimdi nerede?

Yaşam beni kimlerle, nelerle buluşturdu, birleştirdi ve dönüştürdü. Geriye bakarsam her bir bağlantıyı görebilirim ama artık geride bakacak bir şey yok.

Gözlerim şimdi var olanı seyrediyor.

Kendimi tanımak için kendime bakıyorum.

Kendi dönüşümümü, ben’den açığa çıkanları seyrediyorum.

.

.

İnsan için kolay olan yaşama karşı değil yaşamla birlikte hareket etmek olurdu.

Bilgili insan yaşama dair olanları öğrenen ise, bilge insan yaşamı anlayandır. Anlayış, reddetmeyi bir kenara bırakıp kabul etmek ve uyumlanmaktır. Gözlerdeki önyargı perdelerini aralayıp gerçekten ne olduğuna bakmaktır.

Önce yaşam sanatını öğrenir insan. Sonra dönüşüm sanatını.

Bilir ki, doğmamış ve doğurulmamış olan, tek, yekpare ve katışıksız olan, eşsiz ve yegane olan, her an dönüşmektedir yaşam adıyla.

Ne bir yaratıcı ne de yaratılan var bu yaşamda…

Kendini tanımak isteyen senden başka, ben’den başka biri değil…

.

.

Leave a comment