zamansızlık… çocukluğun tasasız neşesi…
acıktığın anda yemek,
uykun geldiğinde uyumak,
evden çağırılıncaya kadar
oyunun içinde kaybolmak,
dertsiz, düşüncesiz
sadece duygu olmak,
bir anda ağlayabilmek,
bir anda gülebilmek,
hepsini bir anda
geride bırakabilmek,
büyümek
günleri saymadan,
mumları üflediğinde
yeni bir yaşın
okul başladığında öğrenmenin
heyecanını duymak,
imrenmek olsa da
beklentisiz yaşamak,
sadece yaşamak,
görmek, işitmek,
tatmak, koklamak,
dokunmak,
pürdikkat
var olmak.
zamansızlık… çocukluğun tasasız neşesi…

.
.
düşünen zihine
düşüp
düş görmeye
başladığında
.
insan
düşer cennetten
dünya’ya
zamanın kollarına
.
tekrar hatırlayıp
fark edinceye kadar
cennette
zamanın olmadığını
.
ne geçmişin
ne de geleceğin
sonsuz bir an’da
hiç var olmadığını
.
.

.
“Tanrı’nın krallığında en benzersiz şey ne olacak?” diye sorana,
“Zaman olmayacak” olur yanıtı.
Ve ardından ekler, “Küçük çocuklar gibi olmadıkça Tanrı’nın krallığına giremezsiniz.“
.
.
.
