Değerli bir hazineniz olsa nereye saklardınız?
İnsan kimsenin bakmayacağı bir yer bulmak ister, hiçbir elin uzanamayacağı gizli bir köşe.
Bu da yetmez, görünmesin diye üzerini örter, önüne engeller koyar, yolunu kapatır.

.
İnsanın içinde
Bekler bir hazine
Kendinden bile saklı
Gizli bir yerde
.

Hazineler hep dışarıda aranır. Hazineler kıymetli mücevherler, paha biçilmez cevherler, maddiyatta göz alıcı benzersiz eşyalar, inciler, altınlar…
O hazineler ki, korsanların aklını çeler. Hazine avcısı denilen zaten birininkini çalandır.
Hazinenin sahibi ise, uzun zaman önce unutulmuş, efsane olmuş krallar, krallıklar… Kimsenin görmediği, gerçek mi bilmediği, anlatılan masallar.
Arayan yola çıkar, yolculuğa başlar. Hep çetindir geçilen yol, tehlikelerle dolu, bazen haritalarda belli, bazense izi bile olmayan yerlerde gizli.
.
.
.
Uzun zaman oldu gerçekten de…
Dışarıda arayanlar yoruldu.
Çoğu bulamadı.
Kendini şanslı sayıp bulanlarsa –buldukları ne varsa; altından tahtlar, zümrüt ve yakutlarla süslü taçlar, güç ve zenginlik veren, bir anlığına mutlu eden tüm o şeyler– anladılar ki, hiçbiri aslında kendilerine ait değildi. Ödünç alınmış birer giysi gibiydi.
.
Oysa, aranılan bir hazine varsa, hakikati olmalı bütün bu anlatılanların?
Asıl hazine dışarıda değilse, hiç bakmadığı tek bir yer kalıyordu insanın.
.
.
.
Gerçek hazineyi bulmak isteyen için çizilmiş bir harita yok bu yaşamda.
Tek bir ipucu var,
‘Hazine kimsenin bakmayacağı, elini uzatmayacağı yerde,
Üzeri örtülü, yolu engellerle kapalı bir köşede gizli…’
.

İçine bakmayı akıl ettiğinde insan, ipucu, yüzleşmeye cesaret edemediği her ne ise onu gösterir.
Kiminin korkusunun arkasına,
Kiminin öfkesinin,
Kiminin pişmanlıklarının,
Kimininse üzüntülerinin arkasına bakması gerekir.
.
İnsan,
Kaldırabilirse örtüleri,
Belki yüzleşemedikleri
Ya da değersiz gördüklerinin
Arkasına bakabilirse
.
Bulur,
Sımsıkı kapalı bir kasanın içinde
Kilitlenmiş hazine,
Tek bir anahtarla
Hem açılıp hem kapanan
.
Neresidir
İnsanın ta içinde
En derininde,
Gizlenmiş olan bedeninde,
Örtülmüş ziynetlerinde?
.
İnsanın kendisinde,
Korkusunun arkasındaki cesarette,
Öfkesinin arkasındaki sevgide,
Üzüntünün arkasındaki neşede.
Saklıdır gizli hazine.
.
İnsanın kendi değerini bilmesinde.

.
.
.
Yaşama gelmenin amacını sorgular çoğu insan, neden bu dünyaya gözlerimiz açar, bunca zorluk ve zahmeti yaşarız, birazcık yüzümüz gülsün, rahat edelim, huzur bulalım diye çabalarız.
‘Yaşama bir amaç verecek olan insandır‘ der birileri. Tek bir amaç yoktur bu yaşamda, herkes kendi amacını kendisi bulacaktır.
Her insan, ‘Yaşamaya değer ne var?‘ diye soracak ve yaşamaya değer olanı kendisi ortaya çıkaracaktır.
Bir düşünün, her sabah güne uyanmanın gerçekten de ne anlamı kalır o günün içinde yaşamaya değer bir şey yoksa.
İnsan için dışarıdan sunulan her ne ise geçicidir, ödünç bir giysidir, aslında kendine ait olan değildir.
Kendine ait olanı ise kendisinin bulması gerekir.
İnsanın kendisini bulması gerekir.
İçini dışına çıkarıp, gizlenen potansiyelini yaşama doğurması gerekir.
Hayata gözlerini açmayan, yaşama doğmayan her şey insana göre gerçekte ‘yok’tur, ‘var’ olabilmek için görünmesi gerekir bu dünyada.
Yok’luktan var’lığa geçmesi gereklidir. O yokluk ki, varlığın kaynağıdır özünde.
.
Gizli bir hazine olup bilinmek isteyen insandır.
İnsan, kendi güzelliklerini, kendi becerilerini, yapabileceklerini görmek, potansiyelini bilmek ister bu yaşamda.
‘İmkân yok’ der bazıları, yaşam ise imkânı yaratmalarını ister, kendilerine güvenmelerini, kendilerine inanmalarını ister.
‘Yanındayım‘ der, ‘Sana şahdamarından bile daha yakınım, gören gözlerin, duyan kulakların, işleyen ellerin benim‘ der yaşam. ‘Sana can veren benim.‘
İnsanın, yalnızca kendini bilmesi yetmez, kendini bildirmek de ister. Yaratır, yaratıcının adıyla. O ad ki, insanın kendi adı olur bu yaşamda.
.
Hazine sandığının anahtarı insanın kendi ellerinde.
Hayalinde ne kurduysa hazinesinde onlar gizli.
.
Benim yapabildiklerim bir dalga gibi yayılır insanlık âlemine.
Bazen dalga benden başlar başka bir kıyıya ulaşır, bazen de bir başka dalga benim kıyıma ulaşır.
Ayırt etmeyip birleştirdiğinde insan, benim yaptıklarım ve senin yaptıkların demediğinde, olana ve yapılana dönüştüğünde, görebilir ancak hazinenin gerçek potansiyelini ve zenginliğini.
.
İnsan beklememeli, elinden ne geliyorsa hemen şimdi hayata geçirmeli. Geçirmeli ki, bir dalga başlasın büyümeye.
.
Bütün bu var’oluş,
Devasa bir dalgadır yayılan evrene,
Her ân bir kıyıda yaşam bulan,
Her ân açılıp açıklayan ve her ân toparlayıp derleyen,
Her ân gönderip dağıtan ve her ân çağırıp birleyen,
Her ân yeniden kur’ân ve kur’ul’ân,
Tek bir yaşam.
.
.
.
