En Güzel Hikâye

Dün koruda yürüyüş yaparken bir grup kedi dikkatimi çekti… Grup olarak oldukça kalabalık, güzel güneşli havanın tadını çıkararak dinlenen kediler… Bir an’da hareketlenip koşmaya başladılar, yanlarından geçen arabanın ardından hepsi küçük bir meydanda toplandı… Arabadan inen bey, elinde yemek poşeti, kedileri beslemeye başladı… İşini bitirip geri döndüğünde biraz sohbet ettik, o sırada arabadan yaşlıca bir hanım daha indi, sohbete o da dahil oldu…

‘Her gün geliyoruz’ dedi arabayı kullanan güleryüzlü bey…

‘Kediler aç, perişan, burdaki işletmeler yemek vermiyor onlara’ diye ekledi yaşlı hanım…

‘Ama dedim, bunlar çok sağlıklı ve gürbüz gözüküyor, mutlaka bir yerlerden besleniyorlardır.’

Yaşlı hanım üzüntülü bir ifadeyle ‘Malesef’ dedi, ‘Ben bir tek buraya gelmiyorum, başka parklar da var gittiğimiz…’

Sonra doğum yapmış bir kediyi aradı, görevlilere sordu…

Arabayı kullanan bey ‘Yemekleri biz hazırlıyoruz’ dedi…

Ben, söyleyecek başka bir şey bulamadım, onlara teşekkür ettim.

Geldikleri gibi hızlıca uzaklaştılar…

Kedilerle birlikte olup onları sevmeye bu seferlik belki de vakitleri kalmamıştı…

.

Hayatta hepimizin bir hikâyesi var…

Koruyu dolaşınca iç alanları kendine mekan edinmiş birçok kedi görüyorsunuz. Piknik masalarının çevrelerinde o günün misafirlerini, kendilerine sunacakları yiyecekleri bekleyen güzel kediler… Korunun günlük ziyaretçi sayısını düşününce bu kediler için orası cennet bahçesi gibi bir yere dönüşüyor. Hem seviliyorlar hem de besleniyorlar…

İşletmelerin yemek vermeme sebebi genel kurallar çerçevesinde olabilir. İyi niyetle başlattığınız ufacık bir yardım karşı tarafın size bağımlı hale gelmesine neden olur bazen. Hem misafirlerin rahat edeceği hem de kedilerin yaşam çabasını unutmayacağı bir orta yol bulunmuştu…

Burası o kadar dingin ve huzurlu bir yer ki, içeri girdiğinde yepyeni bir dünyaya adım atmış gibi hissediyor insan.

.

Hayatta hepimizin bir hikâyesi var…

Onlarca farklı bakış içerisinde, bu olayı kimse benim anlattığım gibi anlatmayacak.

Belki bazı noktalarda hem fikir olacağız, yine de bazı yerlerde fikirlerimiz, görüşlerimiz çatışacak.

Yaşam herkese kendi algı pencerelerinden gözüken, kendi filtrelerinden geçen, kendi birikmiş duygu, düşünce, inanç ve kavramları ile pekiştirilen bir hikâye sunar.

Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz…

.

İnsanın hikâyesi ona hayat veriyorsa dokunmamak gerekir. Bazen doktorların hastalıkları zararsız görüp kendi akışına bırakması gibi. Yaşlı hanım, kedileri beslemek için her gün evden çıkıyor, şehrin farklı köşelerine gidiyor… Kendine bir yaşam amacı edinmiş…

Ama bazı hikâyeler hayat vermez… Yavaşça hayatı elinizden alır… Doktorları bilemem ancak şifacıların ‘aslında iyileşmek istemeyen’ birçok danışanları olur… Aynı hikâye, tek bir plak kaydı gibi, sürekli anlatılır. Konuya aşina olmayanlar bu anlatımların iyileşmek adına bir adım olduğunu zannedebilirler, oysa bu anlatımlar ateşe atılan odunlar gibi her hatırlandığında, her anlatıldığında yaktığı yeri kor eden, hayatı zorlaştıran, içinden çıkılmaz bir döngüye sokan alışkanlıklara dönüşür…

.

Alışkanlık insan için yaşamı kolaylaştıran bir araç, bir cins kısa yol. Yeniden öğrenmenize gerek yok, bildiğinizi tekrarlamanız yeterli.

‘Yeniden öğrenme’ durduğundaysa yaşamın gelişimi, değişimi ve yenilenmesi durmuş olur. Çocukluk, gençlik çağının heyecanının yerini yaşlanmanın ve hastalanmanın durağanlığı alır. Hem de yaşınız kaç olursa olsun…

.

Yaşam her sabah yeniden kurgulanırken insanın her sabah en az kendisi kadar uyanık olmasını bekler…

Nasıl ki tüm hayvan âlemi yaşam çabası içinde hareketlenir, yuvalarını terk eder, yaşam insanın da aynı canlılık ve hareketle yaşamını kurmasını ister…

Hayatta hepimizin bir hikâyesi var…

Anlatacak hikâyelerimizin olması da güzel…

Yine de bazen hikâyemize bakıp, anlattığımızı bir de kendi kulaklarımızla dinlemek gerekli.

Hikâyede yaşamın coşkusu, neşesi, sevinci yoksa, yenilenmiyorsa, heyecanla bizi içine sürüklemiyorsa belki de o hikâyeden çıkmak en iyisi…

.

Şimdi, bildiğimiz tek bir hayat var…

Geçmişin hikâyesi yazıldı, artık o sayfaları çevirdik… Geleceğin hikâyesi ise bugün yazılıyor.

Ne geçmiş ne de geleceğin var olmadığı bir ‘şimdi’de yaşam her an yeniden kurgulanıyor…

Anlatacağımız tüm hikâyeler inişli çıkışlı olacak, hem zorluk hem kolaylık, hem sıkıntı hem de ferahlama yansıtacak.

Öykünün sonunda ‘güzel’di diyebilmek insanın kendi çabasında…

Zaten bütün öyküler de böyle bitmez mi, kahraman en sonunda her ne aradıysa onu bulacaktır…

.

Sevgi güzelliğe açılan kapı.

Yaşamınız sevgiyle güzelleşsin sizin hikâyeniz en güzeli olsun…

.

Leave a comment