“İnsanların, hatta meleklerin dilleriyle konuşsam ama sevgim olmasa, ses veren pirinç bir çalgı ya da gürültü oluşturan bir zil durumuna düşerim.
Peygamberlik etme yeteneğim olsa, tüm gizleri ve bilgileri bilsem, üstelik dağları yerinden oynatabilecek iman bütünlüğüne sahip olsam, ama sevgim olmasa bir hiçim.
Sahip olduğum her şeyi yardım niteliğinde sunsam, bedenimi de yakılan sunu kılsam, ama sevgim olmasa bana hiçbir yararı olmaz.
Sevgi katlanır, iyilikle davranır, kıskançlık bilmez.
Sevgi büyüklenmez, böbürlenmez, utandırıcı bir şey yapmaz, kendi çıkarını kovalamaz, içerlemez, kötülüğün hesabını tutmaz.
Haksızlık karşısında sevinmez, gerçek karşısında sevinir.
Sevgi her güçlüğe dayanır, her şeye inanır, her şeyden umutlanır, her duruma sabreder.
Sevgi yozlaşmaz.
Peygamberliklere gelince geçip gidecekler.
Diller susacak, bilgi de yok olacak.
Çünkü bilgimiz de, peygamberliğimiz de tam değil, sınırlıdır.
Ama Yetkin Olan geldiğinde, sınırlı olan ortadan kalkacak.
Çocukken çocuk gibi konuşur, çocuk gibi düşünür, çocuk gibi kafa yorardım.
Olgunluk döneminde çocukluğa özgü davranışları geride bıraktım.
Çünkü şimdi aynada bir bilmeceye bakarcasına görüyoruz; ama o zaman yüzyüze göreceğiz.
Şimdi kısıtlı kapsamda biliyorum; ama Tanrı’nın beni tam olarak bildiği gibi o zaman ben de tam olarak bileceğim.
Şimdi kalıcı olan iman, umut ve sevgidir; bunların üçü. İçlerinden en üstünüyse sevgidir.”
Pavlos’un Korintoslulara I. Mektubu’ndan alıntı
*

Binbir kilitle sımsıkı kapatılmış bir kasa gibi insan.
İçindeki kıymete sahip olabilmesi için açması gereken binbir kilitli bir kasa ile başbaşa insan.
Bazısı hemen görünür kolay açılır.
Bazısı görünür ama açılmaya zorlanır.
Bazısı derinde gizli, ne kendini gösterir ne de açılmaya yeltenir.
Bir kilit var ki, hepsinin merkezinde…
O kilide ulaşmadan, mümkün değil bu kasanın kalbine ulaşmak…
*
28/03/2023, İnsan Bedenin Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar
