
Buddha aydınlanmadan önce bir ağacın altına oturdu ve meditasyon yaptı diye aktarılır… Aydınlanma ânı, ağaç, oturma ve meditasyon ile yoğun bir şekilde ilişkilendirilir… Çoğu kişi için meditasyon aydınlanmaya giden yolun kapısı gibidir…
Oysa her yolculuk adım adım ilerler…
Bazen tek bir sahnesine şahit olduğumuz bir olayın öncesi ve sonrası vardır…
Nedenler ve sonuçlar vardır…
Aslında Buddha’nın öğretisi, bu neden ve sonuçları çok temel bir yere oturtmuştur. Yaşamın devinimini açıklayan karma yasası nedenler ve sonuçlardan bahseder…
Ne ektiysen onu biçersin…
Yaşam bu kadar adildir bir anlamda….
İpi geriye doğru sardığınızda sizi ilk başlangıç noktasına götürür. Ama çoğumuz ne ipi takip etmeyi hatırlarız ne de başlangıç noktalarını…
Yaşam bir o kadar adaletsiz gözükür bir anlamda…
.
Buddha’nın yolculuğunda ipi geriye doğru sarsak onu ağacın altında oturmaya getiren adımları görebiliriz. En başa gitmeyi başarabilirsek de neden yola çıktığını görürüz…
Fanî olanın, geçici olanın içinde bakî olanı, kalıcı olanı bulmak…
Yaşamın bize sundukları, ister gençlik ve güzellik, ister zenginlik ve ün, isterse sevgi dolu bir aile arkadaşlar olsun, insan bir süre sonra anlar ki hepsi bir süreliğine verilmiştir.
Yaşam tüm armağanlarını tek bir şart ile sunar, ‘Bu, bir süreliğine seninle’ der…
İnsan için her armağan sadece bir süreliğine zevkini yaşayabilmesi içindir… Tıpkı doğum gibi…
Bu yüzden belki de insanın duyabileceği en anlamlı sözlerden biridir, ‘Hayat en güzel hediye’…
.

Bütün yolları yürüyüp, bütün metodları deneyen Buddha için bir ân gelmiştir, durmaktan başka çaresinin kalmadığı, otrumaktan başka bir yolun olmadığı…
Meditasyon dışsal yolculuğun sonu içsel yolculuğun başı gibidir.
Meditasyon, teslimiyetin zirvesidir.
İnsan bedeni dışarıdan gelebilecek her türlü etkiye açık bırakılır, tüm enerjisi içe döner, içten doğan her türlü tezahür kabul edilir ve aklın alamayacağı bir dinginlik içinde teslim olunur… olana… yaşama…
.
Hepimiz biliyoruz –ya da büyük çoğunluğumuz öğrendik– diyebiliriz ki, yaşamın devinimi asla durmaz…
Sabah yataktan kalkmak istemeseniz de güneş doğar, tabiat canlanır, pazar yeri hareketlenir… En yakınınızı kaybedip en derin üzünütünün içinde olsanız bile karnınız acıkır…
Yaşam insanın bir önceki ân’da kalmasına izin vermez.
İnsan ancak düşüncelerinde ve duygularında kalır –ısrarla– o bir önceki ân’ların içinde, geçmişte.
İnsan ancak düşüncelerinde ve duygularında gider –ısrarla– o bir sonraki ân’ların içine, geleceğe.
Yaşam ise mevcut ân’ın sunduğundan başka bir şey değildir… Ne varsa nefes aldığınız bu ân’ın içinde vardır.
Ayağınızın altındaki toprak, başınızın üzerindeki gökyüzünden, dönüp de gördüğünüz dört yönden ötesi belirsizdir.
Yaşam tüm belirsizliği içinde var eder… olanı…
.

Buddha’nın tüm arayışı sonucunda bulduğu, teslimiyetin gücüdür.
Yaşam tüm heybetiyle bazen ürkütücü bazen muhteşem gözükür insana.
İnsanın hayatta öğreneceği en büyük beceri dengede kalmak olur, farkında, esnek, değişebilen ve dönüşebilen bir yapıda.
İnsan ancak ân’a teslim olduğunda en büyük potansiyeline kavuşur…
Bütün planları yapabilen yine de bütün planları tek bir hamlede yıkabilen… Tek bir sözü ile hem yaratan hem yok eden olur…
İnsan ancak yaşamı gerçekten anladığında teslim olur… Hem dimdik ayakta durabilen hem de gönülden boyun eğen…
İnsan ancak taraf seçmeden hepsini kabul eden bir olduğunda var olur…
İnsan bir bakar ki, bir ân’da yaşam olur…
.
16/03/2023, İnsan Bedenin Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar
