şah damarından daha yakın

ben çocukken

her işimizi kendimiz yapardık

.

tarlayı ekenin tarlası

bahçeye bakanın bahçesi olurdu

.

herkes bilirdi ne yapacağını

nasıl yapacağını

.

yemek için tarife gerek yoktu

annelerini seyrederdi kızları

.

erkek çocuklar babalarına bakardı

nasıl onarılır kırık olanlar

.

herkesin elinden bir iş gelirdi

herkes kendi işini yapar

ne gerekiyorsa

işin erbabından sorulurdu

.

köpeğiniz mi var maması evde pişerdi

kediniz varsa tüm mahalleyi gezerdi

.

öyle bir mahalle ki

her bir evi ayrı bir memleketin işareti

kiminin aydınlık avlusu

kiminin tarhana kurutmaya damı

kiminin arka bahçeye uzanan koridorları

bahçede meyve ağaçları

ağacın dalında çocuklar

sokakta gülüşmeler

açık kapılar

sıcak kalpler

gülen yüzler

hepsi beraberdi

.

.

zaman değişir elbet

elbet daha iyisini

daha güzelini ister insan

.

yine de kalbi değişmez insanın

.

kalp

açık kapıları sever

kalp

sıcak odaları sever

kalp

sevgi ile birleşen yolları

güven ile sarılan kolları

uzandığında dokunacak

elleri sever

.

.

ne tuhaftır

zaman değişir

zaman değiştirir elbet

.

değer kazanacağım derken

kıymetli değerleri kaybetmemek

.

krallar gibi yaşayacağım derken

yaşama fakir düşmemek gerek

.

bak

.

sofraya oturduğunda

yediğin yemek

.

çıkıp yürüdüğünde

soluduğun hava

.

şu güneş ve ay

gökteki yıldızlar

bahçedeki ağaç

dalda öten kuşlar

ayn’ıdır aslında

.

.

toprağa yakın olan görür

büyüyen tomurcuğu

.

açan çiçeği

.

sabah uyanan duyar

öten kuşları

.

güneşin ilk ışığını

.

nereye yakınsan

orası sana yakın olur

.

nereye yakınsan

orası açar sana

tüm sırlarını

.

nereye yakınsan

orası sunar

bütün güzelliklerini

.

tanımak mı istersin

.

yakına gel

.

bilmek mi istersin

.

yakına gel

.

öyle bir yakına gel ki

desin sana

.

‘ben sana şah damarından daha yakınım’

.

.

.

Leave a comment