
ne kutsal kitaplar kaldı
ne ulvi sözler
ne peygamberler
ne de alimler
.
bir ben kaldım
kendi kendime
bir de yaşam
.
işte sabah!
gözlerimi açtığımda
başlıyor gün
.
çay içmek istiyorum
kendim demliyorum
demlerken
özenle yetiştirene
her adımda emeği geçene
teşekkür ediyorum
.
kahvaltımı hazırlıyorum
hazırlarken
istediğim tüm lezzetleri
benim için bakıp büyüten
toprağa, güneşe
bulutlara, yağmura
teşekkür ediyorum
.
teşekkür ediyorum
ellerime
bedenime
tüm becerilerime
aklıma ve gönlüme
isteyip de yerine getirebilene
.
geziniyor gözlerim
evin duvarlarında
eşyaların arasında
her birinin bir görevi
bir anlamı var
benim için
olmak istediğim yerdeyim
yaşam sevinciyle
.
dışarı bakıyorum
pencereden yakına ve uzağa
gözümün görebildiği bir şehir
istersem çıkıp
sokaklarında dolaşabileceğim
istersem deniz kıyısında
temiz havayı içime çekebileceğim
yol kenarında ağaçları
ve dallarda kuşları seyredebileceğim
bir şehir
istersem bir adım uzağımda
koca bir tarih
istersem bir adım yakınımda
işlek bir çarşı
.
yollarda asılı bir reklam panosu
‘İstanbul Senin’ diyor
bana söylüyor
evet ‘benim’
istersem her bir köşesini
keşfedebileceğim
.
ve istersem yol daha da uzağa
bir başka şehire
belki de bir başka ülkeye uzanır
.
istersem yol hiç bitmeden
bir diyardan öbürüne
uzanır
.
‘bugün burası iyi’ diyorum
memnunum
bugün sıcak bir çay istiyor
can’ım
çay elimin altında
can’ımın istediği gibi
demliyorum
tadı benim damak tadımda
can’ımdan canan’ıma
yudumluyorum
hayatı
.
aynaya bakıyorum
gözümün kenarında ince bir çizgi
dün var mıydı
bunu istemiş miydim
ah, gözyaşlarımın nehir yatağı
şimdi tanıdım
acısıyla tatlısıyla geçen
bütün günlerimi istemiştim
kim bilir daha hangileri
bekliyor beni
istersem
daha çok gülümseyebileceğim
dudaklarımın kenarına
çizgiler işleyebileceğim
.
ne kutsal kitaplar kaldı
ne de ulvi sözler
ne peygamberler
ne de alimler
.
benim için
bir ben kaldım
hemen yanı başımda
kendimle baş başa
düşünüyorum
bana gönderilen bir kitap var mıydı
her günüme bir sayfa yazsaydım
koca bir kitap çıkmaz mıydı
benden
.
bu kadar söz dinledim
bu kadar fikir, öneri
bu kadar göz’dağı
.
sonunda
bulmuş muydum aradığım cevapları
benim içtiğim çayın tadını
benden daha iyi bilen biri
olmuş muydu
.
birinin hazırladığı yol haritasıyla mı
çıkacaktım yola
yoksa kendim mi bulacaktım
kendi yolumu
artık yeterince büyümüş müydüm
kimse elimi tutmasa da
karşıdan karşıya
geçebilecek kadar
.
yolun bu yakasında çocukluk
yolun diğer yakasında olgunluk
.
ben her günüme
sahip çıkabilir miydim
şikayet etmeden
çözebilir miydim dertlerimi
sıkıntılarımı giderebilir miydim
.
günün getirdiklerini görebilir
isteklerimi şekillendirebilir miydim
açgözlü olmadan
belki bir doz daha az
belki bir’az daha çok
dengeleyebilir miydim
.
ben
bir tek ben
yaşayabilir miydim hayatı
sevebilir miydim
yazı, kışı, baharı aynı
sevebilir miydim
yaşamın her an’ını
sevebilir miydim
bana sunulanları
.
ne kutsal kitaplar kaldı
ne ulvi sözler
ne peygamberler
ne alimler
.
bir ben kaldım
elimde sabah demlediğim
sıcak çay
bahçeyi seyrediyorum
bin’bir yaşamın uyanışını
iç’içe bir’likte ben’imle
her an yeni bir istekle
her an özgürce
doğuyor yaşam
.
bugün bana hediye
yaşam en güzel hediye
ne istersem, nasıl istersem
öyleyse gün aydın olsun
hepimize
her gün
bu gün’dür
gerçekten
yaşamayı bilene
.
.
.
