nükleus

nükleus, nükleolus

mitokondri

ribozomlar, lizozomlar

golgi cisimciği

endoplazmik retikulum

hücre zarı

ve ismini hatırlayamadıklarım

.

hücrelerin yapısını okulda öğretip

bir ömür boyu unutturan bir eğitim

parçaları tek tek aktarıp

bütüne götürmeyen bir anlayış

ile büyüdük

.

öyle bir dağıldık ki

bir türlü toplanamadık

gözümüz dışarılarda yaşarken

kendimizi ve gerçek doğamızı

belki de hiç göremedik

.

oysa ben varım

okuduklarım bir bilgi değil

benim kendi varlığım

.

bedenim trilyonlarca hücreden var oluyor

her gün milyarlarcası ölüp yenileri doğuyor

rakamlarla bakarsak

insan bedeni yaklaşık 37 trilyon hücreden oluşuyor

her gün yaklaşık 330 milyar hücre ölüyor

bedenimiz saniyede 3.8 milyon yeni hücre üretiyor

sürdürülebilirlik dedikleri yaşamın devamlılığı

bir teori ya da proje değil de yaşamın kendi gerçeği

yaşam var olmak üzere programlanmıştır

.

insan bedeni inanılmaz ve muhteşem

kendi enerjisini üretebiliyor

temizliğini bakımını yapabiliyor

kendisine neyin iyi gelip gelmediğini biliyor

ihtiyacı olduğunda dinleniyor

ihtiyacı olduğunda tüm gücünü ortaya koyabiliyor

.

yine de beden insan için bir araç misali

insan arzuları, zevkleri ve aklıyla

bedeni bir yana koyup yaşayabilir

.

bir yere kadar

.

.

.

bedeni unuttuğunuzda

sistemin dengesi bozulduğunda

stoklarla, elinden gelen içsel dengeleme çabalarıyla

bir yere kadar yaşam istediğiniz gibi devam eder

.

hastalık ister fizyolojik, ister psikolojik olsun

dengenin aşırı bozulmasında bir çağrıdır insana

beden ‘benimle ilgilen’ der

ruh ‘benimle ilgilen’ der

öyle bir noktaya gelir ki

bazen ikisi birden ‘bu sen değilsin’ derler

.

gerçekten de ‘sen’ değilsin artık var olan

hasta halini tanıyamaz insan

düşüncelerinin, duygularının peşinde

arzularının, isteklerinin çemberinde

merkezini, gerçek ben’liğini kaybettiğinde

var olan zihnin ürünü bir başka kimlik dedikleri

insanı kendinden perdeleyen bir varlık

.

.

.

yeniden doğabilir mi insan?

.

yaşama uyum sağladığında

yeniden doğmamak mümkün müdür?

.

her bir hücre benzeri yenilenen tazelenen insan

aslında

inat etmese her geceden sabaha yeniden doğmaktadır

.

.

.

Âdem ile Havva gibi

ruh ve beden birbirinin eş’idir bu hayatta

.

hücrelerimiz yaşam enerjimizi verirken

yaşam sevincimiz ruhumuzdan gelir

.

denge orta yol’dur insan için

.

düşüncelerin, duyguların, arzuların, ihtiyaçların

dengeli karşılanması, bazen de yönetilmesi gerekir

.

tıpkı küçük bir çocuğu yaşama hazırlar gibi

hazırlamalıdır insan kendini her gün yaşama

.

günün getirdikleriyse unutturur kolayca

öyleyse tekrar tekrar hatırlayalım

.

muhteşem bir var oluşun içerisinde

akıl almaz bir yapının bütünlüğünde

var olur insan

.

ihtiyacı olan yaşam enerjisi içinde

yaşam sevinci ise kendi çabasındadır

.

bütün var oluş

akıl ötesi bir dengede ve bütünlükte

insana yaşam vermek için

var olur

.

.

.

Leave a comment