
efsanelerde, masallarda, mitlerde, dinî hikâyelerde
kahramanlara, peygamberlere, azizlere güç veren her şey
insanın elde etmek istediği bir arzu olup
çağlar boyunca o nesneyi aramasına sebep olmuştur
…
birileri hâlâ Nuh’un gemisini arar dağ tepelerinde,
birileri hâlâ kutsal kasenin peşinde,
birileri hâlâ Musa’nın denizi yaran asasını arar
tarihin derinliklerinde
…
bir öyküde
taşa saplanmış kılıç excalibur
onu özgür bırakacak kişiye
bütün krallığı sunacaktır
…
taşı ve kılıcı arar insanlar
kılıcı taştan çıkarmak
öyle bir güç ister ki
ancak o kişi hak eder
krallığa hakim olmayı
…
bir başka öykü
farklı anlatır
gölün hanımıdır sunan
bu öyküde
suyun derinliklerinden
gelen kılıcın gücünü
…
insanoğlu tarihin bilinmezlerinde
efsanelerin öykülerin cazibesinde
bitmek bilmeyen bir arayış içinde
gücü ona verecek nesnelerin peşinde
.
.
.
desem ki,
o kılıç senin kendi içinde
taş senin kalbinin sertliğinde
kılıcı çıkaracak tek güç
senin kendine güveninde
yaşama duyduğun sevgide
…
kılıcı taştan çıkaran
hapsedilmiş gücünü özgür kılan
kralı olur kendi yaşamının
kalbinin iktidarı ve sevgisiyle
cennete çevirir tüm beldesini
çünkü bir tek
doğru kalp hükmettiğinde
insan gerçek bir krala dönüşür
…
gölün hanımının sunduğu kılıç
suyun yaşam verdiği çelik
bilgeliğiyle kuşatan
yenilmez ama bir o kadar affedici
çift tarafı vardır gücünün
bir kadının yumuşaklığı ve sevgisi
bir erkeğin muktedir yanı ve inancı
ancak kral ve kraliçe birleştiğinde
kişi gerçekten fark edebilir
yaşamının anlamını
…
işte bir diğer hikâye
erkeği ve kadını yaratır
kadın erkekten doğar
aynası olur erkeğin
kadın merak eder
yol göstericisi olur erkeğin
…
hikâyede
kovulurlar cennetten
dünya denen aşağı âlemde
zorlu yaşama sürgün edilirler
birlikten ayrılığa düşmüş
kavuşma özlemiyle
bu sefer
cenneti arayıştır yolculukları
.
.
.
desem ki,
o erkek de kadın da
senin kendi içinde
bir yarın aynalık yapar diğer yarına
bir yarın merak eder yol gösterir
arayışa düşersin
zorludur girdiğin bu âlem
aradığını bulana kadar
tekrar bir oluncaya kadar
kapalıdır cennetin kapısı sana
…
imkânsız gözüken her görev
bir o kadar da caziptir ödülüyle
cenneti arayan insan
yolculuğunda tüm yüklerini
birer birer bırakmalıdır farkındalıkla
…
‘yol uzun, yük ağırdır
bu yükle bu yola dayanamazsınız,
yüklerinizden kurtulunuz’
sözünü hatırlar
…
hatırlar daha nice sözleri, öyküleri
birilerinin çıkardığı dersleri
her durup soluklandığında
her bıkıp yorulduğunda
hatırlar kendine ettiği yeminleri
.
.
.
efsanelerde, masallarda, mitlerde, dinî hikâyelerde
kahramanlara, peygamberlere, azizlere güç veren her şey
insanın elde etmek istediği bir arzu olup
çağlar boyunca o nesneyi aramasına sebep olmuştur
…
kendini arar insan
kendisinin derinliklerinde
…
bazen kızgınlıkla
bazen üzüntüyle
bazen korkuyla
isyan etse de
bu yaşam ona aittir
.
.
.
öykülerde hep bir yol ayrımı vardır
kendinden başka
soracak kimse yoktur yanında
o kadar yalnızdır ki
en sonunda
tek bir soru kalır aklında
yanıtı içinde gizli
…
seçmekten vazgeçtiğinde
anlar ki hangi yoldan gitse de
yaşanacaktır yaşam
…
dışarıdaki zorluklara değil de
içine baktığında görecektir ki
çelikten bir güç bahşedilmiştir
insana
…
arayış sona erer
insan için ancak
örste sevgisiyle parlatılmış
gücünü efsanevi excalibur’u
bulduğunda kendi içinde
.
.
.
