İnsan Olan Anlar…

Sabah kalktığımda bahçedeki gül parçalanmıştı…

Gül ile aynı bahçeyi paylaşan köpeğimiz, geçirdiği bir buhranla, içinde biriken enerjiye odak olarak onu seçmiş…

İsteyerek -ama istemeden…

*

“İnsan olan laftan anlar” derler.

Birkaç gündür bu konuyu kendisiyle konuşmuştuk aslında,

Tabii insan olan laftan anlar, benim sözlerim kim bilir ne ifade etti onun kulaklarında…

*

İnsan olmanın kıymetini unutuyoruz…

*

Bu dönemde çok popüler, ben de denk geliyorum, insanların hayvanlarla ilişkilerini gösteren kısa videolar, çoğu kedilerle köpeklerin insan âlemine uyumunu ya da uyumsuzluğunu gösteriyor.

Vahşi hayvan âleminden, evcilleşerek mertebe mertebe insana yaklaşanların en yakını, artık evin içine girmeyi başarmış olan kediler ve köpekler…

Beklentimiz ne olmalı? İki farklı âlemin buluşma noktasında kim kime uyum sağlamalı?…

Videolardan birinde, çiftlik hayvanlarının bakımını anlatan bir genç kız vardı. Anlatımı esnasında merakla telefona yaklaşan bir devekuşuna sesleniyor, “Emmanuel, sakın yapma!” diyerek uyarıyor, devekuşu ise hiç oralı değil, ikinci uyarı cümlesi daha sert, “Emmanuel, akıllı seçimler yap!” uyarı cümlelerini ne kadar tekrarlasa da karşındaki varlıkta bir değişim olmadığını görünce çaresiz ve öfkeli bir tonla, “Emmanuel, burada insanları eğitmeye çalışıyorum, yapma!” diyor en sonunda. Oysa izleyenler için olay komik, bir yorum “Şahsen yapmasını tercih ederim” demiş…

Kim kimi eğitiyor diye düşünmeden edemedim…

Bir başka video, dünyanın en zeki hayvanlarından biri olarak bir papağanı gösteriyor, yirmi yıl boyunca araştırma amaçlı eğitilmiş ve gösterdiği gelişim sonucunda kendini ifade etmeyi başarabilmiş bir kuş. Hatta o kadar ileri gitmiş ki, bir noktada kendi rengini sormuş, bu tür bir farkındalık için ‘olağanüstü’ deniyor. İnsan için o kadar olağanüstü bir farkındalık ki, sıkıca kapalı bir kapının aralanması gibi… Ölmeden önce sahibine son sözleri “Seni seviyorum, kendine dikkat et…”

İnsana bu kadar yakın, sevgiyle…

*

İnsan olan anlar…

İnsan olmak,

Laf’tan anlamak,

Hal’den anlamak…

*

Videoda insanları eğitmeye çalışan genç kız gibi, bizler de yaşam boyu dışımızdakileri eğitmeye çalışırız. Kendi eğitim sürecimizi okul hayatı ile hızlıca noktalar, gözlerimizi dışarıya çevirir, çocuklarımızı, ailemizi, iş arkadaşlarımızı, komşularımızı, yakınımızdaki tanıdıkları, marketteki kasiyeri, kuyruktaki delikanlıyı, trafikteki şöförü, yoldaki yayayı, kime denk gelirsek elimizden geldiğince -kendimize göre- eğitmeye çalışırız.

Oysa, yaşam her an bizi eğitmek üzere şekillenir, bir türlü fark etmeyiz…

*

Yaşamın sizi eğitmesine izin verin.

*

Sabah şahit olduğum olaya bakıp sordum kendime, ben bu olayın dışında mıydım diye?

Gül ağacı yirmi yaşındaydı ama hâlâ toprağa dikilmemişti. Köklenmesine ve güçlenmesine izin verilmemişti.

Köpek bir süredir huzursuz, hırçındı, bir derdi vardı ama anlatamamıştı.

Konuşabildiğimiz tek dil sevginin diliydi.

İki âlemi birbirine yakınlaştıran tek nokta sevgiydi.

Yine de o bile bir yere kadardı, bir yere kadar bizi getirip sonra bırakıyordu… Sevgi anlayışı açan kapının anahtarıydı.

*

Yaşam emek ister.

Yaşam dikkat ister.

Yaşam sevgi ister.

Yaşam anlayış ister.

*

Yaşamda en zor yetişen varlık insan.

Kendini bulmasına izin vermek gerek, izin verirken elinden tutmak gerek,

Özgürlüğünü ve bireyselliğini bulması beklenirken sabırla yaşamı okumayı öğrenmesi gerek.

Yoksa bazen yan sokakta havlayan köpeğe tepkiyle gülü parçalayan, parçalarken de kendini yaralayan köpek misali hırpalanır,

Bazen de gül gibi ne suçum vardı diye üzülür insan.

*

Sahiplendiği kediyi ‘sırnaşık’ diyerek geri vereni suçlayana sorsak,

Belki o kedi de biraz mesafe ihtiyacını anlamadı.

Sahiplendikleri köpeği ‘bakamıyoruz’ diyerek iade eden itfaiye birimine “Koca itfaiye bir köpeğe bakamadı!” diye isyan edene sorsak,

Belki o köpek de itfaiyeci olmayı anlamadı.

Yaşamın düğümleri anlayış olmadan çözülemiyor.

Her varlığın kendi varoluş sınırları var.

Dokunacak kadar yakınlaşsak bile dışarıda bir olamıyoruz.

Birlik sadece insanın içinde gerçekleşiyor…

*

Bir tek insan olan laf’tan anlar.

Bir tek insan olan hal’den anlar.

Bir tek insan olan sevginin anahtarıyla açtığı kapıdan anlayışla bakar.

Bu kadar kıymetli insan olmak.

*

Hal’den anlamayan sözde insan, içindeki hayvansal dürtülerle bazen o kedi kadar sırnaşık, bazen o köpek kadar zaptedilmez, bazen hırçın, bazen kavgacı…

“Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma” sözü kadar basittir yaşam, bu kadar kolay ve bu kadar zordur yaşamayı öğrenmek.

*

Dal gibidir insan, tohumdan büyür,

Bir ucu köklerde bir ucu çiçeklerde iki âlemi bağlar insan.

Bahçedeki gül ağacını ben kendi ellerimle dikmiştim, nasıl olduysa fark etmeden baş aşağı ekilen dal, toprağı hangi yönde bulduysa köklerini oraya, başını ise ters yöne uzatmış, bir ara gövdesinde hem aşağı büyümüş hem de yukarı büyüyen yapraklarla yaşamıştı.

Dünyasının ters yüz olduğunu anladığında yönü de belli oldu.

Dal gibidir insan.

Niyeti ne yöndeyse o yöne büyür insan.

Ayağını nereye basarsa oraya köklenir insan.

Güneşi nerede parlarsa orada çiçek açar insan.

Dünyası terz yüz olsa da yaşamda dimdik durabilir insan.

*

Bu âleme insan olmaya geldik.

Öyleyse, yaşamın bizi eğitmesine izin verelim.

Çünkü bir tek, insan anlar…

*

27/12/2022, İnsan Bedenin Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar

Leave a comment