
yaprağın ömrü
bir mevsimlikse
zamanı geldiğinde
bahane bir rüzgar esişi
dala konan ufak bir kuş
yağan bir yağmur
ayırır gövdeden
güçsüzleşen görünmez ellerini
.
yükseklerden inerken
boşluğun içinde
zarif bir dansla
o uzak diyara yeryüzüne
kim bilir düşünür mü
bir mevsimlik
muhteşem yaşamını
.
.
der mi ki
ne güneşler parladı üzerimde
ne bulutlar geçti başımın üstünden
nasıl da yarenlik etti yaz yağmuru
ihtiyacım olduğunda
ışığa, suya
hepsi sanki bilir gibi
her an yanımda
ne muhteşem bir coşkuydu
yaşamak
.
olmadı mı zorluklar
ah, tabii, vardı her bir yanda
o ufak böcekler, tozlu örümcekler
tadıma doyamayan minik tırtıllar
aniden bastıran sıcak havalar
güneşimi kesen diğer yapraklar
köşeye sıkıştıran uzamış dallar
birden bire uzanıp ben’i koparan eller
.
.
havada süzülürken
son bir dansla
toprakla buluşmaya
biraz nazla
belki kaderine küsmüş üzülmüştür
belki de kısmetine gülmüş sevinmiştir
.
yine de
‘öyle ya da böyle’
demiştir içinden
‘ne güzel şey yaşamak’
.
her ayrılık hazırlar
bir sonraki bahara
yeniden doğmaya
.
yaprak süzülürken
yatağına
dallarda kuşlar
müjdeler yeni günü
.
.
her gece uyur insan
yarına
yeniden doğmaya
.
.
.
