daldaki kuş

daldaki kuş

aşağı doğru süzülen

solgun yaprağı seyretti

.

içinden yükselen

tatlı bir melodiyle

yaprağa veda etti

.

‘güneş parlıyor’ dedi

‘yaşam coşkulu’

‘bütün sevinci yüklü

bedenimde

perdelenmeden yükselen

ötüşümde’

.

.

ne tuhaf

kiminin ömrü kısacık bir an’lıktı

kimininse sonsuz gibi

gözüken bir zaman’a uzanırdı

.

sonsuz gibi gözükse de

elbet bir sonu vardı

sözüm ona var olanın

adına ‘ben’ denilip

sınırlandırılanın

.

oysa bir melodi vardı

kuşun içinde

var mıydı yok muydu

o da bir muamma

.

başladığında ötmeye

nerden gelirdi bu ses

içinde kendinin bile

bilmediği bir yerden

.

duysa bile kulakları

bir an sonra kim bilirdi

şimdi havaya karışmış

o ses gerçek miydi

.

.

daldaki kuş

‘ben’im adım hüdhüd’ dedi

‘nedendir bilinmez

bana verilmiş sırların

hakimiyim’

‘yüreğimdeki melodi

kaynağıdır ötüşümün’

.

.

belki de sırrın sırrı

dikkatle dinlemekte

sessizliğin sesini

yaşamın nefesini

.

.

.

Leave a comment