elimdeki bıçağın parlaması

elimdeki bıçağın parlaması

gözümü alıyor

ışığın gücüyle bir an’da

fark edip

derin bir rüyadan uyanıyorum

.

.

ben kimi kurban ediyorum

.

.

fark ediyorum

önümde çaresiz yatanı

fark ediyorum

içimde sessiz saldıranı

.

.

uyanmamla birlikte

bıçak düşüyor elimden

şaşkınım

şimdi sanki o ben değilim

.

.

.

hepimizin elinde bir bıçak

kurban ediyoruz

oğlumuzu, kızımızı, evladımızı

eşimizi, anamızı, babamızı

arkadaşımızı, yoldaşımızı

.

.

biliyoruz aslında

dinlemiştik

asıl kurban o değil diyeni

yine de ne kadar güçlü

ele geçirmiş bizi

gözümüzde bir perde

bıçak bir türlü düşmüyor

elimizden, dilimizden

.

.

.

ama şimdi ışık çok güçlü parladı

gördüm bıçağın parıltısını

gördüm kurbanın bana bakan

gözbebeğinde

kendi yansımamı

.

.

o gözbebeği ki

beni bana anlatan

o gözbebeği ki

ben’den bana bakan

.

.

ben dediğim gerçeği örten

sahte bir kılıftan başka

bir şey değilmiş

ben dediğim dünyamdaki

bütün savaşların failiymiş

.

.

artık savaş bitti

şimdi barış zamanı

barış ile yurdumu

kalkındırma zamanı

.

.

özür dilerim

tüm kurbanlarımdan

kendimden ayrı sandığım

yargılayıp suçladıklarımdan

.

.

özür dilerim

kurbanı olduklarımdan

kendimden ayrı sanıp

haksız bulduklarımdan

.

.

.

insan

uykuda bir rüyada

hem kurban eder

hem kurban olur

farklı rollerde

kendinden kendine

fark edene kadar

sen ve ben diyerek

ayrıştırdığını

tek özden diyerek

bir’leyene kadar

.

.

ışık parladı

bıçak düştü

.

.

dönüp bakma arkana

gönül dayanmaz

savaş alanını görmeye

bil ki tüm bu canlar

bir tek senin için verildi

senin fark etmen için

.

seni senden çok seven

senden asla vazgeçmeyen

senin için canını veren

şimdi sana yaşam veren

senin kendisini görmeni bekleyen

bir tek sen

.

.

insan en çok kendine

sabır gösterirmiş

insanın en büyük teşekkürü

kendinden kendineymiş

.

ne mutlu bugünü görene

ne mutlu şimdi gerçekten

yaşamla bütünleşip

var olana

çünkü

yaşam güzeldir

güzeli sever

.

.

.

Leave a comment