bütün ebeler

bütün ebeler ‘ıkın’ diye sesleniyordu…

.

.

‘derin bir nefes daha

şimdi tüm gücünle ıkın’…

.

.

‘derin bir nefes daha…’

.

.

dedi ki ‘çıkar çarıklarını

kutsal vadidesin…’

.

.

‘derin bir nefes daha…’

.

.

dedi ki ‘küçük çocuklar gibi olamazsan

göklerin egemenliği’ne giremezsin…’

.

.

‘derin bir nefes daha…’

.

.

dedi ki ‘oku…’

.

.

‘derin bir nefes daha…’

.

.

.

her derin nefeste

doğumun verdiği acı

şiddetlenirken

her derin nefeste

daha derine çekilirken

artık söylenenleri

duymaz oldu

tüm dış âlem

içeriye kapanırken

.

.

içeride

sükûnetin içinde

şimdi duyulan

tek bir kalp atışı

kimin kalbi bilemedi

belki kendisinin

belki de yaşama yeni doğanın

sevgiyle gülümsedi

zaten onlar birbirine bağlı

tek bir beden değil miydi

.

.

.

derler ki, insan iki kere doğar bu yaşama

.

ilki annesinin rahminden dünya hayatına

.

ikincisi yaşamın rahminden kendine

.

.

her insanın içinde

hem bir anne hem bir baba

hem bir kadın hem bir erkek

yaşamın tohumunu ekmek için bekler

.

.

her insanın içinde

tohumu besleyip büyütecek

bereketli bir toprak

hazır olduğunda

doğuracak bir rahim bekler

.

.

kiminin doğumu bir nefeste

kiminin doğumu birkaç nefes uzun

.

.

.

kendi doğumuna şahit olabilir mi insan

.

kendini doğurabilir mi insan

.

her doğum sancılıdır

.

yine de her doğum güzeldir

.

ne mutlu o anne ve babaya

.

ne mutlu gözlerini yaşama açana

.

ne mutlu adsız doğana

.

.

.

Leave a comment