Bana ispat et!” diyordu.
Kanıta ihtiyacı vardı.
“Başka türlü nasıl emin olabilirim ki?”
Haklı, nasıl emin olabilirdik ki başka türlü…
…
İnsan sağlam adımlarla yürümek ister. Gittiği yolun onu hedefine götürmesini bekler.
Binlerce yıldır var olan insanoğlunun birikmiş tecrübesi insan için güvenilir yoldur.
Bildik rotalarda ilerlemek için önceden çizilmiş bir haritadan daha iyisi yoktur…
Yoktur, yok olmasına da, bildik rotada bilmedik rüzgarlarla karşılaştığınızda, elinizde bir harita olsa bile yalnız kalmışsınız demektir.
Kararları verecek olan sizsiniz…
…
Oysa şimdi karar vermek ne kadar zor?
Bilgi çağında bilgide boğulan insanoğlu neye güveneceğini, kime inanacağını bilemez durumda…
Herkesin her şeyi bildiği bir yerde belki de hiç kimse hiçbir şey bilmiyordur…
Bildiğini sandığı bilmediği şeyi, kulaktan kulağa oynuyormuşçasına yaydığında, insanın yarattığı, arzuladığı sağlam, güvenilir toprakların ötesinde sadece hurafelerle kurgulanmış kaygan bir zemindir.
Hiçbir şey bilmiyorsak eğer, belki de bizim için en iyisi susmak, başa geri dönmek ve bilmediğimizi kabul etmektir…
…
Yaşam değişkendir.
Binlerce yılın tecrübesi insan için her ne kadar bir yol oluştursa da, ileriye doğru yürüdüğünde bu yolda önüne her zaman bilinmedik şartlar, bilinmedik durumlar çıkacaktır.
İnsan, geliştikçe ve keşfettikçe yolculuk bilinmeyen âlemlerin kapılarını açacaktır.
…
“Bana ispat et. Nasıl emin olacağım?!”
Bu, aslında kendisine sorduğu bir sorudur insanın…
Her ne kadar yanıtı dışarıdan beklesek de biliriz ki, insan ancak kendi içinde emin olur.
Kendi deneyimi ve tecrübesi olmadan, dıştan gelen bilgiler olsa olsa güven verebilir insana…
Bozulan bir şey için usta bir tamirci aranır, sağlıklı meyve sebze tahıl için iyi bir çiftçi, çocukların geleceğini emanet etmek için deneyimli bir öğretmen, anlaşmazlığa düştüğünüzde sıkıntıyı gidermek için objektif bir arabulucu aranır… Yaşamınız için doğru mesleği seçmek, doğru eş, doğru ev, doğru bir semt seçmek, doğru avukat, doğru banka seçmek önemlidir…
Hastalandığınızda da doğru doktoru istersiniz, size aradığınız çareyi verecek, şifa bulmanızı sağlayacak doktoru… Doktora güvenmek istersiniz, sizin için doğru tedaviyi uygulayacağından emin olmak istersiniz.
…
Peki, nasıl emin oluruz? Seçimlerimizin ve kararlarımızın doğruluğundan nasıl emin oluruz?…
Bizler, bildik bilgilerimizle ve denenmiş yöntemlerimizle yaşamı inşa ederken aslında geçmişi sabitleriz.
Yaşam değiştikçe ihtiyaçlar değişir, insan keşfettikçe öğrenir ve gelişir.
Bugün bilime baktığınızda yüz yıl önceki keşifler ve icatlar bazen çocuksu gelir. Uygulanan çözümler, tedaviler, kullanılan cihazlar zaman içerisinde değişmiştir. Teknolojide akıl almaz hızla güncellenen bu değişim çoğu kişi için sorgulanmadan kabul görür, her yeni adımın daha iyi olduğu inancı, bir öncekini çabucak demode ilan eder. Tıpkı moda gibi, popüler imgeler, objeler gibi…
Bugün çoğunluğun onayladığı ve kabul ettiği ya da bir otoritenin söylediği ‘doğru’ olur…
Değişim ise kendi içinde farklı dinamiklere sahip. Bazen en eski en güvenilirdir, bazen de yeni eskiyi silip ortadan kaldırmaya gelmiştir…
İnsan, nasıl emin olur?
Her kabul gören doğru mudur?
Emin olmak ancak kalpteki tüm şüpheler ortadan kalktığında gerçekleşir… Tüm kuşkular gökyüzündeki bulutlar gibi açılıp dağıldığında, berrak mavilikte parlayan güneşi ortaya çıkardığında, emin olmanın hazzını duyar insan, korkunun ve endişenin donduran soğuğunun karşısında yaşam gücü veren güneşin sıcaklığına benzer…
İnsan için kendi deneyimi olmadığında emin olmak mümkün değil…
Emin olabilmesi için kişinin bizzat tecrübe etmiş olması, yaşayıp görmüş olması, kalben tatmin olmuş olması gerekir. Herkes sadece kendi adına emin olabilir…
Yine de her tecrübede aldatıcılık payı vardır, insanı bazen duyguları bazen de düşünceleri aldatabilir… Kendini samimiyetle tanımadığında, çok kolaydır zanların tuzağına düşmek…
…
O kadar çok şey var ki yaşamın içinde insana sunulan, tüm dünyada sonu gelmeyen bir akışta her an yeni bir deneyimin içinde yaşar insan.
Bilmeye imkan var mı?
Tüm bu deneyimlerin içinde sağlam adımı atmayı sağlayacak, rotayı belirleyecek, yol haritasını çizecek her şeyi bilmeye imkan var mı?
Binlerce yılın yaşamını yaşasa da imkan yoktur…
Yaşamın sonsuzluğu öyle bir çeşitliliğe ve değişkenliğe sahiptir ki insanın bir yaşam içerisinde her şeyi bilmesine imkan yoktur.
…
İnsan için çıkış noktası güvenmektir…
Önce yaşama güvenmek. Tüm bu yolculuk, insanın kaybolması için değil, kendini bulması içindir.
Sonra kendine güvenmek. Yolculukta her insanın sahip olduğu bir içsel rehber vardır, rehberi ile bir kez tanışınca insan en güveneceği yanıtın kendi içinden geleceğini bilecektir.
Dış dünya ise güven duymak için bir bilenin bulunmasını gerektirir. Karşılaşılan engellerin aşılması, sorunların çözülmesi, ihtiyaçların giderilmesi için işin “usta”sı bulunmalıdır. Fikirler alınıp, görüşler sunulduktan sonra karar yine insanın kendine ait olacaktır.
Yaşam, insanın kendi sorumluluğunu almasını ister… Belki de benim doğrum senin için yanlıştır…
Yaşama, kendine ve içsel rehberine güvenen alacağı kararlardan emindir. İhtiyacı olan, zamanın ve mekanın sunduğu en iyi “usta” yanında olacaktır.
Aklın süzgecinden geçmiş, kalbi memnun eden karar insanın yaşamda sağlam adımlarla yürümesini sağlar. Her deneyim bir öncekinden daha tecrübeli yapar insanı. Nerede duracağını, nerede danışacağını, hangi bilgiyi alacağını, yalanı, doğruyu birbirinden ayırabilir bir “usta”lığa bu sefer kendi ulaşacaktır…
Hepimizin yolu birbirinden farklı. İnsan için artık bildik yolu değil, keşfedeceği kendi yolunu yürüme zamanı. İnsan, bir kere “yaşam ustası” olduğunda soruyu yanıtlamaksa çok kolay, artık ispat sadece kendinden kendinedir…

01/04/2020, İnsan Bedenin Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar
