Tohum başlangıçtır.
Yaşam tohumla başlar.
Tohum tüm potansiyelin uyku halidir.
Tohum üremektir, üretimdir.
Potansiyel gerçekleşebilmek için uygun şartlar ister.
Ancak uygun bir ortam, uygun bir durum mevcut oluduğunda uyanır.
Potansiyel gerçekleşebilmek için uygun olanı bekler.
Bazen bir an, bazen günlerce, yıllarca hatta bir ömür.
Potansiyel bir anlamda inatçıdır, herşey uygun olduğunda ortaya çıkacaktır…
…
Çiftçi toprağı eker, tohum kıymetlidir. Tohum sağlıklı olmalıdır. Gelişmek için uygun toprak, hava, oksijen, yeterli ısı, nem ve ışık ister. Tüm şartlar istediği gibi olduğunda, ihtiyaç duyduğu dengeye ulaştığında filizlenir. Filizin büyümesi zaman ister. Doğada herşey ama herşey kendi kurallarına uygun yaşar.
İnsan için tohum önce soy demektir. Kadın ve erkeğin birlikteliği soyun devamı için gereklidir. Her birinin tohumu yaşamı döllerken içindeki gizli gücü, yaşam potansiyelini akıtır. Tohum sağlıklı olmalıdır.
Tohum bu kadar kapalı, bu kadar belirsiz, bu kadar gizil iken, insan tohumun sağlıklı olduğunu nasıl bilebilir?
Mahsülünden.
Çiftçi bilir ki ektiği tohum iyi değilse, yeterince güçlü değilse mahsül de verimsiz olacaktır.
Çiftçi için tohum tüm emeklerin özüdür.
Ve çiftçi bilir ki ne ekerse sonuçta onu biçecektir. Ektiği bir tohumun farklı bir ürün vermesi mümkün değildir.
Çiftçi için gündelik yaşamının, hayatının bir parçası olan bu düzen bu kadar aşikârken, insan için kendi içinde ve yaşamında ektiği tohumlar bir o kadar gizemlidir.
Bir kadın ve bir erkek birleşir, arzu dünyaya yeni bir yaşam getirmektir. Tahminler yapılır… gözleri kime benzeyecektir, peki ya elleri, saçının rengi? Bebek doğduğunda herkesin bir yorumu vardır… tıpkı babası, hayır hayır annesi, ya da belki benzerlik ailenin yakın bir bireyinedir.
Aktarılan sadece fiziksel özellikler midir?
Bugün batı dünyasında genetik bilim insan dna’sı üzerinden soy zincirinde yapılan aktarımların gizemini çözmekle uğraşıyor. Doğu’nun kadim bilgileri ise bu aktarımın kökenini farklı bir dille anlatıyor.
Çin’de bir kadın hamile iken güzel şeylere baksın, güzel şeyler yesin, güzel kokular koklasın, güzel sözler işitsin ki bebek güzel olsun derler. Bir ülkede savaş, kıtlık, afet ya da herhangi bir zorluk yaşanırken, bir ailede ölüm, kayıp, kavga ya da sıkıntı varken, karı koca arasında uyuşmazlık, sevgisizlik ve saygısızlık varken bebek yapmayın derler.
Tohumun güçlü ve iyi olabilmesi için şartların da aynı şekilde iyi olması gereklidir. Tohum doğacağı toprağın enerjisini alacak, doğacağı toprağın bereketinde büyüyecektir.
Sadece bunlar yeterli mi?
Kadın ve erkeğin bedeni tohumu oluşturan topraktır. Öz, bu topraktan, toprağın içinde bulundurduğu değerlerden -bir başka deyişle- duygu ve düşüncelerden harmanlanır. Hamilelik boyunca kadının bedeni besleyici toprak olmaya devam eder, öz’e doğum anına kadar aktarım yapar. Bu aktarımın içeriği sadece besinler yoluyla değil, annenin sentezinden geçen duygu ve düşüncelerin harmanladığı yaşam algısıyla da olur. Olgunlaşan tohum her safhada yeniden tohumlanır. İnsan, doğumundan ölümüne kadar tohumlanmaya ve bu tohumların mahsülünü toplamaya devam eder.
Bugün, çoğumuz endişeliyiz; yediğimiz gıdaların tohumu bozuldu, genetikleri ile oynandı ve artık orjinal potansiyellerini taşımıyorlar, başka amaçlara yönlendirildiler. İnsan sağlığı için endişeli, potansiyelini bilmediği bu yeni tohumların mahsüllerinin kendisine ne getireceğini bilemiyor. Yine de bir tahmini var, insan doğanın saflığından uzaklaşan herşeyin yaşamsal değerinin kaybolduğunu biliyor.
İnsan bunu biliyor ama unutuyor. Her gün kendi içine tohumlar ektiğini, bu tohumların içinde sürekli büyüyüp filizlendiğini olgunlaşıp mahsül verdiğini unutuyor. Bu yüzden insan kolayca öfke tohumu ekiyor içine, endişe tohumu, üzüntü tohumu ekiyor. Nefret tohumu ve korku tohumu ekiyor…
İnsan ektiğini biçeceğini unutmuş, eline verilen tüm bu olumsuz tohumları ardı arkası kesilmeyen bir çaba ile ekmeye devam ediyor. Hasat zamanı meçhul, ne ektiğinin bile farkında değil.
Ne ekersen onu biçersin.
Ekilen tohum sağlıksız ise biçilen hastalık, dengesizlik, mutsuzluk olacaktır.
Oysa insan seçmekte özgürdür.
Yaşamın deposu tonlarca sevgi tohumu ile dolu insanın kapısını açmasını bekliyor.
Anahtarı sizde.
Şimdi, sadece içinize bakmanız yeterli, bugüne kadar ne ektiniz. Belki de temizlemeniz gereken ayrık otları bürüdü yaşam bahçenizi, hastalıklı ürünler, verimiz bir mahsül doldurdu tarlanızı…
Biraz uğraşmanız gerekecek.
Çaba olmadan kazanç olmaz.
İnanın ki çabanıza değecek, kazanacağınız size sunulan en büyük ödül, yaşamın kendisi. Sizin yaşamınız ve sizin yaşam verdiklerinizin yaşamı.
Bilin ki, ekeceğiniz her tohum sizin elinizde.


