Putları Kırmak

Idols

Geçmiş zamanda, insan kendisine putlar yaptı, sahte ilahlar yarattı. Göze aşikar bu idoller insanın inanç sistemini oluşturdu. İnsan kendi elleriyle yarattıklarına tapındı, gücü onlara atfetti.

Nesilden nesile aktarılan bu idollerin başlangıcı unutulduğunda sahte güçleri daha da kuvvetlendi, insan tüm inancını bağladığı bu putlar dünyasında asıl kaynağı kaybetti.

Zaman geldi, göze aşikar tüm putlar yıkıldı. İnsana inancın asıl kaynağı işaret edildi. Yine de, idollerin elbiselerinde dolaşan isyankar sahte tanrılar bu yok oluşu kabullenmediler. İnsanın zihninin derinliklerinde onun inancını ve gücünü çalmaya hazır beklediler ve onun kalbini sürekli sıkıştıran bir huzursuzluk cenderesine attılar.

Tekrar kendilerini var edebilmeleri için şekil değiştirmeleri gerekliydi. Eski görünümler bir kere yıkılmıştı, şimdi yeni elbiselere ihtiyaçları vardı. Yeni elbiseleri bugünün dünyasında binlerce hile ile dikildi. Bu mükemmel bir gizlenmeydi, şimdi işleri kolaydı çünkü artık göze aşikar değildiler. Onlar, bu halleriyle kâh insanın işi, eşi, çocuğu, arkadaşı, patronu, hayranlık duyduğu ya da güçlü gördüğü; kâh evi, arabası, kendini iyi hissettiren tüm sahip oldukları veya kimliği zannettikleri; kâh yaşama bakışı ve savunduğu fikirleri oldular. İnsanı tüm bunlarla kuşatıp, inancını korku ve endişe ile, asılsız vaatlerle sarıp sarmaladılar.

Zaman geçti, ışığın ve karanlığın dansı devam etti.

Zaman geldi, ışığın ve karanlığın dansı devam etti.

Her seferinde insan, var olma çabası içinde yaşamı aradı. Yaşamı sahte imgelerde boşuna aradı. Kim olduğunu ve içine bakmayı unutup gözleriyle gücü sürekli dışarıda aradı.

Zaaf beraberinde kaybı getirir. İnsanın kendine olan inançsızlığı en büyük zaaflarından biri oldu. İsyankar sahte tanrılar bu inançsızlığı ele geçirip, kendi güçleri haline getirdi. İnsan, her korku ve beklentisinin çözümünü farklı elbiselere bürünmüş bugünün putlarından boşuna bekledi. Maddesel dünyanın tutsağı, kendi duygularının ve düşüncelerinin esiri oldu.

İnsanın, “İşte, bu ben’im” dediği ben, isyankar sahte tanrıların ellerinde, binbir düşüncenin azabında, bazen çıkış yolunu bulması gerektiğini unutmuş, bazense o yolun arayışında yönünü kaybetmiş bekledi.

Bekledi ki, gün gelsin yeniden hatırlasın. Yaşama ve yaratılışın asıl gücüne olan inancı, tekrar kendi içinde bulsun…

Bu inancı ve kaynağını bulduğunda, insanın tek yapacağı putları tek tek kırmak olacaktır.

Kendi elleriyle yarattığı, kendi gücünü çalan, kendine ve yaşama inancını, güvenini yok eden, kalbindeki tüm duygu ve düşünce putlarını kıracaktır.

Bu putların maddesel dünyadaki zincirlerini oluşturan her türlü alışkanlıktan kurtulacaktır.

İnsan ancak o zaman, kendini kendi varlığına zulm etmekten özgürleştirecektir.

Leave a comment