…
Şimdi yaşamı ele alma zamanı.
Başkalarınınkini değil, bırakın artık annenizi babanızı, eşinizi, çocuğunuzu, sevgilinizi, patronunuzu, komşunuzu, politikacıları, sporcuları, sanatçıları… O çok sevip hayran olduğunuz ya da eleştirmekten kendinizi alıkoyamadığınız herkesi artık bir kenara bırakın.
Şimdi, kendi yaşamınıza bir bakın. İçinde yaşadığınız yaşama. Hayata. Hayat verene….
Siz, bir başkasının yaşamına merakla yönelmişken ya da sevgiyle –diyelim-, o kişiyi beslemeye çalışır ya da hayranlıkla onun yerinde olmayı arzularken hiç düşünüyor musunuz sizin yerinizde kim yaşıyor acaba?
Hiç kimse ve herkes…
Hayatta hiç kimse bir başkasını yerine yaşayamaz. Ama herkes sizin yerinize yaşamınızı doldurmaya heveslenebilir. Ne kadar çok severseniz sevin ya da kendinizi adayın, bir başkasını kendinizden daha çok düşündüğünüzde o kişinin yaşamını yaşamaya başlarsınız. Siz doldurdukça da o kişi yaşamını boşaltmak zorunda kalır.
Artık vazgeçin…
Başkalarının hayatını yaşamayı. Bu yaşamda herkes kendisinden sorumludur öncelikle. Diğerleri ile olan ise bir ilişkidir, ister sevgi, dostluk, destek verin isterseniz alın, bilin ki herkes kendi yaşamını yaşamalıdır.
Şimdi, insan için kendi yaşamının sorumluluğunu alma zamanı. Yine de fark etmek ve anlamak ihtiyacında insan.
Yaşam nedir?
Ah evet, bunca eğitimin içinde bugüne kadar bize öğretilmeyen tek şey belki de yaşam sanatı.
Bilelim ki, gözlerimizin açılmasına izin vermediğimiz sürece gerçek yaşamı görmemiz mümkün olmayacaktır. Siz, o izni bir kere verdiğinizde artık bileceksiniz ki, yaşam gördüğünüzün ötesinde…
Bu, bir uyanma çağrısı. Gözlerinizi açmanız için. Bugüne kadar tüm öyküler aslında sizi uyandırmak için anlatıldılar. Ve bugünden sonra da bu böyle olacak.
…
Öykücü, “Söyleyecek yeni bi şey yok!” dedi, yine de yeni bir söylem vardı.
Her yaşam yeni bir söylemdir.
…
* Yaşam Gördüğünün Ötesinde, Saba Melike Belkıs Doğar, Pozitif Yayınları– 17 Aralık 2012 itibariyle tüm kitapçılarda

