İçindeki “sen” ve ben

İçindeki bu “sen” hangi sen?

Ne kadar tanıyorsun “ben” dediğin seni?

Onlarca isim, onlarca sıfat verebilirsin

Yine de bilebilir misin hangisi gerçek olan?

Dersin ki: “Bu güzel sözleri söyleyen, 

Şefkatli ve bilge olan benim.”

Peki, ayaklarının dibinde yatan kim o zaman?

Onun katili sen değil misin?

İçindeki bu “sen” hangi sen?

Nasıl bilebilir insan

Kalbi sevgi ve mutlulukla parlayan

Ya da isteği olmadığında hırçınlaşan mı

Yoksa öfke ve nefretle kavrulan mı gerçek “ben”?

Yaşadığın yılları saymak yeter mi

Zaman yeterince geçmişse eğer, artık

“Hepsini gördüm”, “Hepsini tanıdım” demeye

Emin misin gerçekten hepsi bu?

İçindeki bu “sen” hangi sen?

Sonu var mıdır sonsuz “ben”lerle tanışmanın

Sonu var mıdır her tanışmada tekrar karışmanın

“İşte, şunlar övünülecek olanlar

Şunlarsa yerilecek olanlar” derken

Yaratmaya da yok etmeye de muktedir olan 

İçindeki hangi “sen”?

İçindeki bu “sen” hangi sen?

O sen ki kendinden bile gizlenmiş

Kaçak bir yabancıysa eğer

Döndüğün bir köşebaşında karşılaştığında

Sen kendini tanıyamaz

Ve korkarsan varlığından 

Bir de kendinden kaçıyorsan bilmeden

Nasıl bulursun kaybolmuş benliğini yeniden?

İçindeki bu “sen” hangi sen?

Eğer benle tanışmaya geldiysen

Belki de en iyisi önce senle tanışman

Ve belki ancak o zaman

Ne “sen” konuşmaya gerek kalır burada

Ne de “ben”

Varlığın gerçek aleminde

Ne söze gerek kalır ne de isme

İçindeki tüm “sen”ler tek tek tanışır birbiriyle

Ve hepsi özde birleştiğinde

Geriye ne sevgisizlik kalır ne de “sen”

Leave a comment